30 Mayıs 2013 Perşembe

Güzel Pazarlar & Güzel Müzikler

Hooop bir bakmışız 1 hafta geçmiş, Tuna ve Çağdaş beni ziyarete gelmiş, zaten "Kampiyone" olan bir takımın son maçını Vera'da birlkte seyretmişiz, gezmişiz tozmuşuz ve dönmüşler. Ziyaretlerini bu kadar kısa anlatmamın nedeni gerçekten böyle olması. Onlar buradayken ben zaten 2 gün mesaiye gittim. Bize sadece Cumartesi kaldı. O gün de maç seyrettik. Akşamında bir şey yapamadık yorgun olunca. Pazar günü kahvaltıdan sonra ben onlardan ayrılarak Chillout'a gittim. Gençleri İstanbul'a emanet ettim. Pazartesi de öğleden sonra döndü 2 İstanbul aşığı. İzmir onlarla güzel, İstanbul'da yine onlarla güzel. Tekrar gelmelerini ve beni sık sık rahatsız etmelerini tembihledim dönerlerken.


Chillout Fest gerçekten de yılıın en iyi Pazar'ı olabilir. Biz yeni yeni başlayan sıcakları umursamadan, öğleden sonra düştük yollara. Kobal kocaman bir van ile bizi toplaya toplaya gitti Kemerburgaz'a. Giriş deli kalabalıktı. Müzikten anlayan bir ekip ile gittik, Nouvelle Vague'nin müzikleri karşıladı bizi ve öğleden sonra akın akın gelmiş kalabalığın içine karıştık. Akşam alt sahnede Gigamesh seyrettik. Hemen sonrasında ana sahneye geri döndük ve Gilles Peterson'u seyrettik. Hayattaki misyonumuzu tamamladık diyebilirim artık. Peterson gerçekten çok iyiydi arkadaşlar. Resmen hacı olduk. Kafamızı bir yerlerde unutmuş olarak geri döndük İstanbul'a. Bir kaç gün sürdü, geri yerine gelmedi. Komik videomuz burda;  Ocağın sönsün Peterson. 


Haziran'nın ilk haftası Şehir ve Otel, kendi dergisini çıkartıyor. Biliyorsunuz ki, Nisan ayında bir yazım çıkmıştı portallarında. Bu dergide bir de köşe aldım. Sektörel yazmak oldukça zor, daha önceden yazmamıştım. Zorlanıyorum ama oldukça keyifli. Mayıs ayını biraz sıkıntılı ve hızlı bitirdim. Hedefim köşeye her ay 1 yazı göndermekti ama kardeşim geldi, festivallerdi, oteldi derken, geçen hafta otelden bir abimizin vefatı ile yıkıldık ve bu ay hiç iyi bitmedi. Ani bir nedenle kaybettiğimiz İrfan abim için çok üzüldüm. Mekanı cennet olsun. O'nu, vipte seyrettiğimiz kasımpaşa maçlarını ve Galatasaray atkımı güvenlik görevlisinden zorla geri aldığını hiç unutmayacağım. Güzel uyusun. Bir gün önce muhabbet edip, ertesi gün helvasını dağıttım Şişli Camisi'nde. Ne kadar zorladığımı, ne kadar zoruma gittiğini siz düşünün. Aklım almıyor, sanki salescalldan geri dönecek gibi bir akşam...

Çok uzun bir zamandır beklediğim bir sponsorluk için güzel gelişmeler oldu. Az kaldı, sanırım olumlu sonuçlanacak. Otelin finans bölümümden onay bekliyorum. Önerilen işler ve bütçe harika. Çalışırken çok iyi müzikler dinleyeceğiz! Her şeyden ziyade bize marka bilinirliği anlamında getirisi harika olacak. İçerik olarak şimdilik detay bu kadar, önümüzdeki hafta konu netleşecek. Netleştikten sonra bir toplantı daha alınacak ve bitecek. Ufak bir ipucu vermek gerekirse, yakında o çok iyi festivaller öncesi cinglelarımızı ve ismimizi duyarsanız, şaşırmayın:) 


Önümüzdeki haftalarda Electronica Fest var demiştik. Biz, festivallerin vazgeçilmeyen ekibi yine oralarda olacağız. Sanırım bu sefer de çok iyi eğleneceğiz. SA Arkadaşlar, var mı bişiler?


27 Mayıs 2013 Pazartesi

Teşekkürler Tanırm, Dünya'daki Tüm Sebzeleri Koru*

Şu zamana kadar sadece Lahmacun ve pastries konusunda zorlandım ama Mercimek Köftesi'nin (Allahmış yanlışlıkla köfte olarak dünyaya gelmiş ) tüm güzel zeytinyağlı yemeklerin ve tüm güzel otların hala hayatımda olması Veganlığın galiba en muhteşem yönü. Thanx god and bless all vegetables in the world.(*)

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Paulo Coelho, Zahir, Sf.89

- Bütün bildiğim onsuz yaşayabildiğim halde, hala onu yeniden görmek, birlikteyken hiç söylemediğim şeyleri söylemek istediğim; "Seni kendimden bile daha çok seviyorum. Bunu söyleyebilirsem o zaman kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim çünkü bu aşk beni rehin aldı."

http://www.youtube.com/watch?v=o_1aF54DO60

17 Mayıs 2013 Cuma

Özlemek

Özlediğinizi söyleyince, size inanmayan birine naapılır?

Takla?
Uçan tekme?
Evine el bombası?
Bir kez daha aramak?
Şarkı göndermek?
İş yerini basmak?
İstanbul'u dar etmek?
Özlemeye devam etmek?
Öpmek?
Ninja Saldırısı?
Yüzüne kezzap?
Sarılmak?
Ya da, çok sevmek?
Çok ama?

http://www.youtube.com/watch?v=5DUCKGyojpE

16 Mayıs 2013 Perşembe

Ben baştan uyarımı yapayım...

Arkadaşlar,fener maçı sonrası istiklalde halay çektim,videosu her an biyerlere düşebilir,benle ciddi düşünen varsa, vazgecmek icin son şans, ben uyarayım, sonra vay ben bi erkekle evlenmişim, bunun bıyıkları var, zaten halay da çekiyor diye başıma ekşimeyin, tazminatinizi alırım.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

En çok ben hak ediyorum!

İnsanın sevdiğini deliler gibi kıskanması; "ben sevdiğimi herkesden daha çok hakediyorum" demek değil mi?
Bence net öyle demek.
O yüzden; "SENİ EN ÇOK BEN HAK EDİYORUM!"

THY Grev

Bu blog, greve giden Türk Hava Yolları'na destek vermektedir.

14 Mayıs 2013 Salı

Herkese Benden Selam!

Haftasonunu; çok özlediğim bahar güneşi ile, hafif yaz içkilerini harmanlayarak bitirdim. Bunun yanında, Midpoint'in lezzetli atıştırmalıklarını, standlarında tanıştığımız operasyon müdürü güleryüzlü hanım ve hamarat şeflerini unutmamak gerekir. Kendisinin ismini almayı unuttum çünkü katıldığımız festivalin en çakır keyif ekibiydik belki de ve bize gerçekten hoş ikramlarda bulundular. Burdan Midpoint'in Arçelik Gastro Festivalinde görevli ekibine selam gönderiyorum. ^^


Hafta içi Ali, otele ziyarete geldi. Bu sefer iş konuştuk ve gerçekten iş yaptık ^^ Hep goygoy nereye kadar?


Evet, demiştik ki, yaz gelmiyor ama festivaller geliyor. Biz de dostlarımızın davetini kırmadık Arçelik'in Küçükçiftlik Park'ta düzenlediği, mükemmel yemeklerin ve kalite içkilerin servis edildiği yiyecek içecek festivaline gittik. Cuma akşamı biraz acelece uğramıştım ama Cumartesi ve Pazar gerçekten keyfini çıkardık diyebilirim. Her ne kadar Cumartesi günü Ali ile çok güzel kafalarımız olup, geceyi erken bitirsek de, Pazar günü kahvaltıdan ve kısa bir City's turundan sonra kendimizi yine festivalin mis kokulu ortamına bıraktık. Aslında içeriği yeni bir festival ve ilk defa düzenlendi ama Tüyap'ta yapılanlardan sonra evime yürüme mesafesinde yapılan bu mikro-gurmelik eğlence bize bayaa iyi geldi. Yemelik - içmelik kısmını bir kenara bırakırsam farklı kişilerle ve organizasyonun içinde yer alanlarla tanışma şansım oldu. Refika'ya, Barış'a ve Hakan Abi'ye selamlar :) Refika'dan birazdan ayrıca bahsedeceğim.


Cumartesi'nin cintoniğinden sonra Pazar günü ben ancak akşam 6'ya kadar bizim ekibin yanında kalabildim. Ben gittikten sonra onlar eğleneceye devam etmişler. Akşamında Beyoğlu'na geçtim ve Deniz'in İstanbul'daki son haftası olması nedeni ile biraz da ona hoşçakal demek için, maçı arkadaşları ile birlikte Ekvator'da seyrettik. Maç rezaletti, hatta bir faciaydı diyebilirim. Hiç bir yorum yapmak istemiyorum. Sonrasıda olan olaylar, çıkan sonuç ve gördüğüm resim, ülkede sporun yada takım tutmanın ne hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu. Bazen aklım gidip geliyor bu taraftarlık olaylarını tamamen bırakmayı ama aklıma Galatasaray geliyor ve hemen vazgeçiyorum^^

vegan öğünlerim
Yemek festivalinden konu açıldı... Devam edeyim. Bildiğiniz üzere kendimi bildim bileli kilo problemi çekmedim ve bundan en büyük katkısı olan, beni sağlıklı yetiştiren annemdir. İkimizde buna ramen genetik olarak hiperlipidemi hastasıyız. Tuna doğduktan sonra ilaca başladı. 17 yaşımda çıkan yüksek değerlerim ile ailenin kolestrol bayrağını onunla paylaşmaya devam ettim. Ben de ilaç kullanıyorum. Yediğimize içtiğimize ömür boyu dikkat etmek zorundayız. Proteini kırmızı etten alamıyoruz.  Böylece et ve bazı süt ürünlerini buna benzer nedenlerden dolayı hali hazırda yiyemiyorum. Seçimimi bazen pişirme şeklinden yana kullanıyordum. Festivalde tanıştığım Refika, uzun yıllardır Vegan. Yani hayvansal hiç bir ürünü tüketmediği gibi, hayvanlar üzerinden denenmiş ürünleri de almıyor. Türkiye'de organik tarımcılık, vegan besinleri ve veganlık hakkında ufak bir sohbet gerçekleştirdik. Benim yüzeysel de olsa Veganlığın etik içeriğinden bilgim vardı ancak şu zamana kadar buna kafa yormadım. Bu sohbet biraz kendi kendime tartışmama vesile oldu. Zaten mecburi sürdürdüğüm çakma-vejetaryenliğimi, bu durumda etik ve fiziksel değerlerden dolayı farklı bir boyuta getirmeye karar verdim. Çok zor bir süreç ama vücut alışana kadar. Kendime 2 hafta süre biçtim. Bu sürenin başındayım. Eğer ağır gelirse eski geri dönücem:) Aslında basit ve Türkiye'de sürülmesi kolay bir yaşam tarzı. Ben zaten bol bakliyat, sebze, meyve ve light atıştırmalıklar tükete biriyim. Türkiye'de en tazelerini ucuza bulmak çok kolay. Bu beslenmeden süt, peynir, bal ve yumurtayı da çıkartıyorsunuz. Soya sütü, tofu, kuruyemiş ve tüm organik bakliyat gibi ürünler bunların yerine geçiyor. İşin etik kısmı ise çok farklı bir konu. Şimdiden bazı bakım ürünlerini filtreden geçirmeye başladım bile. Eğer devam ettiremezsem bile en azından çevreye daha duyarlı ürünler tüketmeye hazır bir birey haline gelicem. Deneyeceğim ve beni neler bekliyor göreceğim.

Bu festivali de böyle bol güneşli ve bol bilgili bitirdik. Festivalin güzel güneşinde kitap okumaya bile fırsatım oldu. Harika bir sıcaklık vardı. Ve Perşembe günü öğleden sonra efsane ikili, İzmir'in pompacıları, Alemin Kralları, 1.90 derneğinin İzmir temsilcileri; Tuna ve kankeytosu Çağdaş geliyor. Kafalarına göre takılacaklar ve tüm hafta şampiyonluğu kutlayacağız İstanbul sokaklarında. Size bahsini ettiğim yılın en güzel haftası ve en güzel Pazar yazısı yakında bu blogta. Herkese benden selam ve iyi haftalar...

https://soundcloud.com/aspertuta-1/ve-ben-her-zaman-senden-st-nd

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Hayatı Burger Yaptım Yiyorum

Hafta yazılarına dönemsel tembellikten dolayı ara vermiştim. Sonra buraları özlediğimi fark ettim, belki siz de beni özlemişsinizdir. Vır vır vır blogta konuşan birileri olmayınca yokluğumu fark etmişsinizdir diye düşündüm ve hemen geleyim dedim. Bu arada işler yoğun, ben de yoğunum. Otel dolu, benim her günüm kabul günü gibi geçiyor. O yanımdan ayırmamın imkansız olduğu deck telefonum dakika başı susmuyor. Cuma'lar hakkında buraya neler yazığımı az çok hatırlarsınız. Cuma'lar bence ölsün. Kaldı ki, çok çok az kalan Silahşör'ün son sayfalarını okumaya elim bile gitmedi. İkincisi olan ve geçen yazıda bahsettiğim Üç'ün Çekilişi'ni hatırlarsanız, almamıştım sahaflara kızıp. Yazıyı okuyan Doruk, ertesi gün elinde kitap ile çıktı geldi. O'na burdan da teşekkür ediyorum. İmzalı atkıdan sonra kitap beni çok mahçup etti. Daha iyisini alana kadar en iyi kitap bu!


Geçen haftadan kalan bir yorgunluğum zaten vardı. 2 hafta önceye gidecek olursak, Pendor'da Efes Maçını seyrettik ardından da Probaganda'da Tensnack performansı dinledik Buğra ile. Gerçekten iyiydi. Mekan burası ,Probaganda'yı çok güzel yapmış adamlar. Geniş bir hol ve düzgn bir misafir portföyü karşılıyor sizi. Sanırım kapıda bizi karşılayan bayan operason müdürüydü. Davetiyemi sorunca kocaman bir gülümseme ile doğrudan ismimi söyledi^^ "Silvia mı:)?" Girişleri aldık. İçeride henüz warm up çalıyordu ki, yarım saat sonra Tensnack çıktı. Bu adamı sevin. Ertesi gün mesai olması nedeni ile erken dağıldık. Beni artık hafta içi gezmeleri yoruyor. Her ne kadar Cuma'yı 19.00'a kadar sevmesem de, yaşlanıyorum arkadaşlar... Cumartesi, Ali Usta'mın yaptığı güzel minnoş tostlar ile kahvaltı yaptım, gerçekten dünyanın en iyi ve en tehlikeli tostlarını bu otel yapıyor. Uzun:)sana da selam:) İşten sonra eve, cumartesi uykusuna.


Sosyal medya ile başım dertte. Yok yok, kötü anlamda değil, telaş yapmayın. Kurumsal iş hesaplarmın takibini de ben yapıyorum ve hergün bir entry girmekten çok bunaldım. İstanbul'da olup biten olayları, ilginç aktiviteleri görebileceiğim bildiğiniz bir link var ise, bence bana e-mail atın. Yararlandığınız bir hesap da olur. Beni bu yükten biraz hafifletin. Çünkü gün içinde dijital dünya hakkında o kadar çok şey düşünmek zorunda kalıyorum ki, bu blog hakkında yapmak istediğim projeleri ertelemek zorunda kalıyorum. Beni buralar çok yoruyor. Kaldı ki, 15 Mayıs'ta köşeye yeni bir yazı göndereceğim. İçim darlandı da darlandı. O yüzden otelin hesaplarını kolayca aradan çıkartmam gerek ki, kafamda yapmak istediklerime sıra gelsin.

Biliyorsunuz, artık dijital mecralar matbaacılığın ve basılı dergiciliğin önüne geçti. Çoktandır geçmişti. Bunu artık yönetime anlataktan bıktım. O yüzden benim de kendimi biraz geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Yakın bir zamanda bu projeyi bitirip, sizlerle paylaşacağız. Çünkü blogspot'u artık bırakıyorum. Güzel bir domain, friendly bir tasarım ile sizin karşınızda olacağız. Thank you word press but our princess is in another castle:) Prenses misiniz? Very nice,great.


Hangi tarihten beri yazmıyorum, biraz geriye gidip blog için çektiğim resimlere baktım. Sanırım bayaadır yazmıyormuşum. Yoğunluğun dışında tabi ki güzel ve ilginç bir kaç hafta geride kaldı. Tüm bu güzel rutin şeyler olup biterken, üzüldüğüm haberi aldım. Mojo'yu uyuttular. Güzel çocuk. Hemen hemen her yanına gittiğimde, ipeksi sesi ile miyavlamasını duyardım. Bence güzel bir hayat yaşadı ve uykuların en güzelini uyuyor şuan. Kedi cenneti diye bir yer varsa, kesinlikle oranın en tatlısı o olmuştur. İçim rahat.

Cumartesi Think Free'den Buğra ile Roxy'de bir etkinliğie katıldık. Beni çok açtığını söyleyemem ama sonrasında Kiki'ye baktık. Roxy'deki geniş omuzlu DJ ablanın yerini aradığımı söyleyebilirim. 10 sene önceki müzik takipçiliğini bırakmasaydım ve başka işler peşinde koşmasaydım, şuan müzik yapmak yada müzik için evenler yapmak adına çok farklı yerlerde olacaktım, o abladan bir farklım olmayacaktı.

Şampiyonluk maçları sürerken haftaiçi Abdi İpekçi'ye maça da gittik. Bayanlar Basket maçı seyrettik ve geleneksel "bu şube kapatılsın yeeaa" söylemleri ile evlere döndük. Son 4 saniye iyi olmadı, yapamamışlar yani. Tabi o haftanın devamında sivas maçı olduğu için, onun heyecanı ile haftayı bitirdik. Maç günü iyi bir uyku ile Pazar'a giriş yaptım. Ceyhun ve Ulubel'e selamlar buradan :) Ne iyi yaptılar da geldiler. Aslında şampiyonluk birasını Nevizade'den alacaktık ama Ali Sami Yen Sokak'a gitmemiz daha iyi oldu. Güzel bir Unitayfa ile gelmişler İstanbul'a. Maça girmeyeceklerdi ama sonra öğrendim, girebilmişler. Şampiyonluğu içerde yaşamış oldular. Onlar; kutlamalara, bu hafta gerçekleşen üniversite şenliklerinde devam ettiler. Eğlenceli sohbetleri ve ateş eden bu güzel resimler için teşekkür ederim. KOLO, KOLO KOLO, KOLO KOLO, KOLO, KOLO TOURE!


Hoş beş muhabbetten sonra stada geçtik. Sivas maçına kombine ayarlamış çocuklar haftalar öncesinden, birlikte Güney Alt'ta maç seyrettik, devre arasındaki çılgın tezahuratlarını kayda aldım. Burda


Harika bir maç, harika bir atmosfer, süper bir tribün, çok başarılı bir seyirci kitlesi. Kendinden emin bir oyun. Yani isteyebileceiğimiz ve izleyebileceğimiz en iyi maç günlerinden biriydi Sivas maçı. İlk gol Selçuk'tan frikik olarak geldi ve benim ilerde gerçekten birilerine anlatabileceğim efsane bir fotoğrafım oldu Galatasaraylılık hayatımda. İyi ki Galatasaraylıyız.

"SPOR TOTO SÜPER LİİGİİİİİİİ" 
Henüz daha şampiyonluğumuz belli değilken, Tuna ve kankeytosu Çağdaş, İstanbul'a uçak bileti almıştı, trabzon maçını da burada seyretmeye sözleşmiştik. Ben de Chill-out Fest'in bu yıl 19 Mayıs'a yani son maça denk geleceğini tahmin etmemiştim. Festivala gitme sıkıntımız yok ama şu durumda başka sonuçlar ortaya çıktı. Geriye sadece Tuna'yı ikna etmem kalıyor. Bu fırsat bir kere gelicek ve kaçırmaya hiç niyetli değilim. Beni izlemeye devam edin dedim size... Yılın en güzel Pazar'ı ve en güzel Pazar yazısı yakında!


Yaz geliyor. Havalar lanet olsun daha ısınmadı. Müzik festivalleri başladı. Dün akşam Çiftlikpark'ta bir gastro festivale gittim. Buğra sağolsun. Murat Uncuoğlu güzel müzikler çaldı, öncesinde Beegee çaldı. Güzel şaraplar... Şu sıralar hayat bir hamburger gibi lezzetli. Affetmeden yiyorum valla :) Bu akşam Orkun Bozdemir'in Probaganda'daki doğumgünüsüne gidicez. Herkese güzel ve burger gibi bir haftasonu diliyorum!

http://www.youtube.com/watch?v=y-80yupjox4

10 Mayıs 2013 Cuma

Prenses miyim? Very nice,great !!!

Okuyunca "çıldırın" diye okuyorusunuz ya? İngilizce çocuklar demek gibi oluyor. Onu fark ettim. Ama hiç alakası yok, yazınca bir kez gülümsedim. Ama çıldırın kelimesini aslında gerçekten çıldıracağım için yazmak istedim. Siz de çıldırın. İlginç bir hafta. Hafta tam 1 çılgınlık haftası. Otel de öyle yoğun ki, ateş edecek neredeyse :) Ben de. Çıldırmak üzereyim. Hem mutlu olduğum için, hem de çok yoğun olduğum için. Bu çok nadir bir durum. Bence bu ruh halimin keyfini çıkartın ve benden yapmamı istediğiniz varsa, rica edin. Yaparım belki. İyi haftasonları... :)

9 Mayıs 2013 Perşembe

Şimdi düşünün ki;

Şimdi arkadaşlar, velev ki yer yüzünde bir tane bile ciddili orrrospu çocuğu kalmadığını düşünün. Bir tane bile 5 dakikalık keyif için sizi sikip, arkasına bakmadan kapıyı çekip çıkacak, bir tane bile pezevenklik yapıp sizi kankasına önerecek adam kalmadığını var sayın. Bir tane bile, ancak keyif sigarasını yakacağı sırada size soru soracak, bir tane bile, siz daha evin kapısından girmeden çoktan sokağın köşesini dönecek sevimsizlerin kalmadığını düşünün. Bir tane bile, sizi öptükten sonra ortalığa, evrene, hatta sırra  kadem basacak, bir tane bile önce hayal malzemesi verip sonra hiç orada olmamış gibi davrancak, bir tane kadehten sonra anasını siktiğimin dünyasını yaratıp, size mükemmel özelliklerini sıralayacak adamın kalmadığını düşünün.

Bunların bu şehirde bir olmadığını düşünün? 1 Saniye bir düşünün.

Olmadı değil mi? Onlarsız bu şehir çok eksik arkadaşlar. Bu şehirde yaşamalılar ki, ben de bir orrrrospu çocuğunu normal bir adamdan ayırtedebileyim. Bu aradaki farklar olmalı ki, ben de "iyi orrrospu çocuğuymuşsun bee" diyebileyim :))) Değil mi?

Eyvah hayır ...

İmdat yine mi yol? Eyvah yine mi aşk?

Yine mi insan? Yeni mi hayat? Yine mi yıkılış? Yine mi üzüntü? Aldanış? Yine mi şarap? Yine mi nasihatler,
kaçış ya da inkar? Özleyip de yapılan pişmanlık ? Yine mi sen? Gitmesen olmazdı bunlar. Yine mi başka birisi, yani ben? Başka bir ev yada yastık? Koku belki de... Belki de hiç olmadı.

Olmasın. Gelme.

...
Pişmanlıklarıma bak.
Bunlara belki biraz baksan görebilirsin.
Yılları, yolları.
Sana uzattığım elleri.
Kaybettiğin kokuyu.
Beni......
Gör.
İmdat gör beni.
Öldür beni..
Doğur beni.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Bırak...

Bırak, dudaklarından benler okunsun. Bırak, ellerim saçlarına dokunsun.

7 Mayıs 2013 Salı

Yeni Ev Arkadaşı

Ayşegül'ü evlendirdik. Sevinç'i Ford'a soktuk. O da gidiyor. Sevinç de gittiğine göre kendimi yeni bir ev arkadaşına hazırlamalıyım. Nefret ediyorum bu süreçten. Nefret ediyorum birilerini hayatıma sıfırdan almaktan, evi anlatmaktan, Tarçın'ı anlatmaktan, kendimi anlatmaktan....

Var mı daha başka zorluk çekmem gereken?


4 Mayıs 2013 Cumartesi

Helal Süper Devam

Yaptığınız orospulukları yazmaktan ben sıkıldım, siz yapmaktan sıkılmadınız:))):)):):)))))