24 Nisan 2013 Çarşamba

Kitap Okuyan Kedi

Siz hiç kitap okuyan kedi gördünüz mü? Ben gördüm. Gerçi, orda yazan gibi değil, bir kitap arıyordum,kitabı buldum. Kasaya gittiğimde ise kitabın 3 lira değil 20 olduğunu öğrendim, kitabı bıraktım ve bu şirin kedi ile tanıştım. Çok ürkek, kitapların üstünde pıt pıt pıt dolaşıyor ve anca bu kadar yaklaşabildim bu hanfendiye :) Sahaflar; balık pazarının içinde ancak fiyatlar çok sinir bozucu. Sinirlenemedim çünkü onların da durumunu anlıyorum ama size temin ederim ki; 15 lira,aynı kitap, orjinal, mis gibi kokan ve hiç kapağı açılmamış D&R kitabını 1987 baskısına tercih ederim. Üstelik adamın sinir bozucu esnaf mantığı ile "size 15 yapayım o zaman" demesi de cabası. Neden ilk başta 15 demiyorsunuz o halde? İşte bu yüzden butik satış kanallarını tercih etmek zorunda kalıyorum.


Sahaflardan sonra Dorukhan ile efsane buluşmayı yaptım. O gelesiye kadar hava mükemmel olduğu için ben evden sabah kahvaltıyı yapıp, biraz erken çıkmıştım, o sırada Mango'ya uğradım arkadaşlar ve o müthiş t-shirt'ü aldım. "However do you want me?" :) Gerçekten müthiş. Yanında da çok hoş, mercan - sarı - orange bir şal aldım. Kararlaştırdığımız gibi Cihangir'e gittik. Hava harikaydı. Ben de ne zamandır Cihangir'e gitmemiştim ki, orayı çok severim. Susam'ın güzel koltuklarında oturup sohbet ettik. Meğersem gelirken yanında bana yaptığı jesti de getirmiş, müthiş mutlu oldum. Benim de O'na Sivas maçı çıkışı Miss Pizza sözüm var. Bu jestin yanında çok sönük kalacak ama Pizza'nın Allah olduğu tek yer burası İstanbul'da, naapim:))) Cihangir'den sonra güzel havayı değerlendirelim dedik, yürüyerek Galata Kulesi'ne indik. Ben meydanı da ayrı severim. Lavazza'nın kahvelerini içerken kule dibinde muhabbete devam ettik, Galatasaray'ın olduğu güzel anılarını dinledim. Bir gün bir çocuğum olursa ve Galatasaraylı olmazsa gerçekten çok üzülürüm. Net evlat acısı. Dorukcum, güzel hediye için binlerce kez teşekkürler... 


Lavazza'dan kalkıp, Doruk ile vedalaşıp, Beşiktaş'a Ali'lerin yanına gittim. Sahilde oturup Cumartesi şarabı eşliğinde bayram kutladık. Arkadaşlar, nikahım olursa birgün, Ali arkadaşımız, halay başı olacak ve o hafta boyunca sosyal medyada ismini Ali Halaybaşınız olarak değiştirecek. Akşam, düğünde nasıl halay çekeceğini sahilde yürüken gösterdi bizlere. Tey tey tey diye de bağırcak.

Size 1 bombastik, 1 de üzücü haberim var. Bombastik olan; Tuna'nın bir ihtimal 16-20 Mayıs'ta İstanbul'a gelecek olması. Üzücü olan ise; gelirse 1 yıldır beklediğim ve Buğralar ile gitmeye karar verdiğimiz Chill-out Fest'i kaçıracak olmam. Zira 19 Mayıs festival tarihi, Galatasaray'ın 34.hafta son maçına denk geliyor. Tabi tarih değişmezse. Tuna burada olsa dahi festivale gidemeyeceğim, çünkü yine O'na vakit ayrımam gerekecek. Böyle de karışık bir durum. O yüzden kafamda deli sorularrr.

Geçen sene tam bu zamanlar açtığım, Grooveshark hesabımın bu derece önemsizleşip işe yaramayacağını tahmin etseydim açmazdım arkadaşlar. Geç de olsa, geç kalmışlığın pişmanlığını daha fazla yaşamamak için, SoundCloud'a geçtim. Güzel müzikleri, güzel setleri yine silvia olarak oradan takip edicem. Şahsen tanımadığım ama gelecekte illa ki tanışacağım Murat Ozan'nın şimdiden bir setini yakaladım bile. Buğra saol:))) Pembe festival saatim ile herşeye hazırım:)))

Bu hafta böyle enteresan bölük pörçük oldu, ofis işlerim bölündü, Cuma gününe araştırmam gereken bir kaç konu var ve şimdiden içim sıkılmaya başladı. Cuma'lardan nefret ettiğimi size söylemiş miydim? Duft Punk'ın son şarkısı ile yazıyı bitiriyorum. Arkadaşlar, track bu yıl ateş eder, katil olur. 

Sevgiler...


Pembe retro lastik saat: New Balance, şal : Mango ^^ Taraftar atkısı; Melo, Burak Yılmaz, Drogba, Elmander, Aydın, Sabri, Yekta, Emre, Semih  tarafından benim için imzalanmış...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder