3 Ocak 2013 Perşembe

Yılın son ziyareti; Karşıyaka...

Herkese tekrar iyi yıllar!

Size ve bloga yazı yetiştireceğim diye Kasımpaşa'da trafiğe yakalandım, yüreğim ağzımda alana vardım uçak için. O sırada İbb'nin uygulamasından trafik durumuna bakmam aklıma bile gelmedi, akıl ettim de biraz rahatladım. Gerçekten şu iphone denen cihaz zamanla el-ayak oluyor insana lanet olsun. Alana koştum, kapılar, kontroller, gereksiz polis suratları... Uçak henüz yeni yolcu indiriyordu. Kapı numaram da 111'miş. Biri ve tek olmayı hep çok sevmişimdir :) Uçaktan eskiden korkmazdım ama insanın yaşı ilerleyince hayatı biraz kıymete biniyor. Henüz daha yaşımız 1 rakamı ile başladığı dönemlerde Ölüdeniz'de Ati ile single tandeme iki kişi binerdik, ne büyük geri zekalılık işte, o zamanlardan sonra bu uçak korkusunu aklım hiç almıyor. Gerçi, bu sefer de yine sıkıntısız uçuş oldu, hava mükemmeldi şansıma. Öyle stress yaşıyorum ki, dayak yemiş gibi iniyorum her seferinde uçaktan. Eve vardığımda saat tam yediydi ve tabiki de çok lezzetli bir sofraya oturdum gelir gelmez :) Yemekten sonra çay bile içemedim on birde bayılmışım. 

Babam grip olmuş, bütün bir tatilde yattı :( Annemle biz bol bol dedikodu yaptık, kahvaltıları öğlene taşıdık. Ben Pazartesi günü bazı işlerim için çok erkek kalktım. Ama gerçekten hiç bir işimi halledemedim. En önemlisi Nüfus Müdürlüğü ve süresiz kullandığım ilaç için heyet raporu işiydi. İkisini de halledemedim ve eve sinir küpü döndüm! Özellikle biten ilacımı alamamış olmam beni ayar etti. Kahvaltıdan sonra öğlene kadar uyumuşum. Annem bu arada yeni yıl akşamı için kedi dilinden yaptığı profiterolü süslemiş hazırlamış ben uyurken, akşama başka yemekler yapmış. Ertesi gün, ondan sonra ki gün bol bol güzel anne yemekleri yedim, yaprak sarmasını felan söylememe gerek yok sanırım... :) Yeni yılı annemle Victoria's Secret defilesi seyrederek girdik, annemden yine bir bomba geldi gösteri sırasında, "Bacakları photoshop mu bunların Sıla?"skladkjahdsand. Bu sene, defilede Rihanna performansı vardı, ablayı çok sevdiğimiz için double double bir şölen oldu. Dönmeden bir gün önce Tuna ve Sevinç ile buluştum. Öküz'ün müdavimi olmaya doğru gidiyorum. Güzel Karşıyaka Bomontisi içtik ve Çarşı'dan da midye yemeden gece eve dönmedik. Her İzmir'e gidişimde, Gevrek için geri dönücem, havası için geri taşıncam diye bırakıyorum bu şehri, bu sefer de midye için söylendim. 

Uçağım 2'sinde gayet makul bir saatteydi. Son kahvaltımızı hep birlikte yaptık yine ve İzmir'de metronun artık tercih edilen öncelikli ulaşım aracı olduğundan, çok rahat bir şekilde alana ulaştım. Tuna erkenden okula gittiği için onunla öğleden vedalaştık. Beni yolcu eden Annem oldu. Tam sokağı dönmüştüm ki, dolapta hırkalarımı unuttuğum aklıma geldi ve her zaman ki gibi geri dönüp almak zorunda kaldım. Iphone şarjını 343849 kez kontrol ederken, bunları unutmam ayrı bir olay.  Çok ama çok sinir olduğum bir durum iç hatlarda buldu beni. Artık kabin içine duş jeli bile almıyorlar. Miktar kısıtlaması var. Annemin hediyesi özel bir ürünü polisin çöpüne atmak zorunda kaldım. Lavukların, kendi aralarında bu eşyaları paylaştığını çok iyi bildiğim için, ekstra üzüldüm bu duruma. Eve vardığımda saat dokuzu geçiyordu. Kapıda Tarçın beni, el clasico, İzmir marşı ile karşıladı. Kucaklaştık kocaman. Bu tatilde Sevinç ve Can evdeydi, Tarçın onların yanından hiç ayrılmamış, maması suyu hiç eksik kalmamış hanfendinin. Geldiğim gibi evi süpürdüm, kaka kabı ile savaştım, gece yarısı anca uykuya dalabildim.

Yukarıdaki komik ve muzip sıratan çocuk benim. Bir Almanya ziyaretinde anneme yeni yıl hediyesi yapmıştım, resmimi çerçeveletip hediye etmiştim. Bu resim,o resim... Yılbaşı denince aklıma bu resim geliyor hep. Bu aile ziyaretlerini 2013 yılında sıklaştırmaya karar verdim. Geçen yazıda bahsini ettiğim kararlardan bir tanesi de bu. Sanırım hayat çemberim daralıyor ve her daralmada onlara daha fazla dönüyorum. Hayat çemberi demişken, bir şey aklıma gelmişti bu sabah. Hayat çemberimin dışında kalan insanlar... Onu da bir önceki yazıda biraz anlatmaya çalıştım. Belki bir göz atarsınız... Yılın son İzmir ziyareti böyle bitti. Bir diğer İzmir ziyaretim belki Şubat sonu, Tuna'nın doğum günüsü için olabilir. Uçak biletleri çok uygun, haftaya almaya düşünüyorum.

Annemin bir komikliği ile bitiriyorum yazıyı... Gideceğim sabah Tuna'yı uyandırmaya yatağına gittim, mutfaktan bizi dinliyormuş, sanayide wc'leri yıkılan esnafı konuşurken, annem araya girerek NEREYE SIÇACAK ADAMLAR diye isyan etti bize :))))


ps.link yerine, video koydum, nasıl şekil olmuş mu?:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder