13 Aralık 2012 Perşembe

Taraftar Olmak

Bir bayan olduğum için futbolu çok sevmem, çevrem tarafından eleştirilse de, bunun benim tarafımdan umursanması bir o kadar azdır. Kendimi bir Arena yolunda ya da bir Nevizade hazırlığı içinde bulduğumda, aklıma gelen tek şey, ne olacaktı a*mnakoyim, evlendirme programımı seyredeyim oluyor. 

Almanya'dan büyük bir taraftar gurubu, çalıştığım otelde konakladı. İsmi lazım olmayan bir takım ile İstanbul'da yapacağı UEFA grup maçı için gelen Monchengladbach taraftarını resepsiyonda karşıladım. Girişleri esnasında, bazılarının omuzlarında, bu ismi lazım olmayan takımın atkılarını da görünce, takılmadan edemedim. Bazı misafirlerin 87-88 yıllarında Almanya'nın 2. liginde top koşturan abilere benzemesi hoş oldu. Gruba bakıp, "o atkılar ile malesef sizi bu otelde misafir edemeyeceiğim" dediğimde bir gülüşme oldu ve Türkiye'nin en iyi takımı Galatasaray hakkında sohbet etmeye başladık. Giriş yaptıkları aynı gün Galatasaray'ın Braga'da grup maçı vardı ve takımın kaderi hem bu maça hem de İngiltere'de oynanacak Manu-Cluj maçına bağlıydı. Kendi maçlarında grubu garantilemişlerdi , ben de gerçek bir karşılaşma izlemeleri için onlara Nevizade'yi tavsiye ettim. Aynı akşam Cevahir'de burjuvalar gibi yemekli maç yemeğine katılmak zorunda olmasaydım, misafirlerim ile kendimi tereddüt etmeden Beyoğlu'na atardım. Bir kaç tanesi ile, İstanbul turu vs. anlamında samimi olduk ve eğlenceli bir kaç sohbet yaptık. Bir sonraki gün, kendi maçlarını ezici bir üstünlük ile aldılar, attıkları goller güzeldi, karşı takım yedeklerle çıkmış dediğimde ise, "Bizde 9 kişi yoktu ama bu onlar için yeterliydi" dedi. Merakla, internetten, sağ bileğimde gördüğü dövmenin ne olduğunu araştırmış, bulmuş, geldi söyledi, evet Galatasaray'ın kuruluş yılı dedim. Blogdan bahsettim, adresini sordular, bir tanesinin sekreteri Türkmüş, "ben onunla okurum, merak etme" diye cevap verdi :) Kırmadılar, güzel de bir hatıra fotoğrafı çektirdik. Burdan eğlenceli ve futbolsever Monchengladbach taraftarını selamlıyorum, Marcus 'a ve Ingo 'ya  sevgiler.

Geçtiğimiz cumartesi günü, dostlarımızdan Kasımpaşa-Gençlerbirliği maçı için protokole bileti geldi. Sağolsunlar, futbol sevdiğimizi bilenler ulaşıyorlar bir şekilde. İY 0 karşlıklı gol olur dedik ama sonra gittik Paşaya 1 verdik, yattı kupon. Sinema paramız gitti. Eğlendik mi? Çok. Çünkü, bardağımızdaki alkol kalitesi yada gittiğimiz mekanların müzik scalası, mutlu olma kriterimiz değil.

Derbi. 
Evet, bu yazının son konusu. Maç evimizde. Şuan içinde bulunduğum ruh hali, 12 Mayısdan hallice, 12 Ağustos'a kardeş. Yılın son Fener maçı ve benim tahamül seviyemi ölçecek yegane olaylardan bir tanesi. Gerçek bir derbide seyretmek istediğim futbolcuların (Hamit,Umut,Burak) ilk maçı. Süper kupayı saymıyorum. Biletix'in çıktığı biletler 2 saatte tükendi. Yasal karaborsacı Biletix,yine yaptı yapacağını, sosyal medyadan ve kendi çevremden tanıdığım hiç kimse ama hiç kimse bilet alamadı. O biletler nerelere gitti,biz de tahmin ediyoruz az çok. Kardeşim, bu maç için İstanbul'a geldi. Biz büyük ihtimal güzel mekan Vera'da seyredeceğiz. Orayı seviyoruz, Tuna'da hayatında ilk defa Nevizade'de maç seyretmiş olacak. Ben ne olursa olsun, maç havasını soluması için İstanbul'da olmasını çok istemiştim. Öyle de oldu. Bu bizim için şimdilik yeterli. Herşeyde vardır bir hayır.

Belki dostlarımız bizi yine hatırlar ve TT Arena'ya çağırır, protokol olmayacağı kesin ama diyorum ya, belki futbol sevdiğimizi bilen bir dost alır götür bizi Cimbom'un evine. Kim bilir?

"ŞAMPİYON CİMBOMBOMUM NE İSTERSEN İSTE BENDEN!,
İSTERSEN DONATALIM DÖRT BİR YANI BAYRAKLARLA!"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder