28 Kasım 2012 Çarşamba

to Rome with love

Aslında bu yazıyı geçtiğimiz haftalarda yazacaktım çünkü konu başlığı tam da geçtiğimiz günleri nasıl geçirdiğimi çok tatlı bir şekilde anlatıyor. Çok daha önce fragmanını seyrettiğim Roma'ya Sevgilerimle, hiç bir zaman sevmediğim cıvık Amerikan romantik komedi filmlerinden sıyrılıyor ve o muhteşem Roma şehrinin sokaklarında, Woody Allen'nın yaratıcılığını ve hayal gücünü çok başarılı anlatıyor. Filmler için spoiler vermeyi hiç sevmiyorum, bu nedenle bunu okuyan ve popüler kültür nefreti ile ortada dolananlar varsa, zaman kabetmeden dvdsini alsın ve seyretsin. Filmi aslında biraz da Kaan'nın teşfiki ile seyrettim çünkü ben gösterimden ha kalktı ha kalkacak diye söylenirken, hadi kalk Kanyon'a gidelim diye Pazar günü düştük yollara. Filmden önce Kaan'a kahve falı baktım ve falında kocaman bir deniz atı çıktı. Deniz atının anlamına emin olamayarak Lorans'a mesaj atmam ise,günün bombası oldu :) Midpoint'in güzel tramisusunu da yedikten sonra filmi seyrettik.

Bir tiramisuyu yada bir kahve falını paylaşmaktan bile büyük keyif aldığımı biliyorum. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama bu aralar rüya da görmüyorum ve yazmıyorum. Bundan dolayı çok mutluyum. Bu mutlu olma durumunu hiç bir zaman beceremeyen ve beceremeyecek insanların hala var olması bile bazen tiramisudan daha fazla mutluluk veriyor bana. İtiraf etmek gerekirse... :)

http://www.youtube.com/watch?v=WIbYqxqtP38

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder