29 Kasım 2012 Perşembe

aşk mı? dost mu?

İkiside değil.

Çünkü birinin olduğu zaman diğerinin de olduğunu görmüş değilim henüz. En azından şimdilik böyle bir şey benim hayatımda gerçekleşmedi. Aksini kanıtlama derdinde hiç değilim. Zaman benim tek dostum sanırım şu saatten sonra.

28 Kasım 2012 Çarşamba

to Rome with love

Aslında bu yazıyı geçtiğimiz haftalarda yazacaktım çünkü konu başlığı tam da geçtiğimiz günleri nasıl geçirdiğimi çok tatlı bir şekilde anlatıyor. Çok daha önce fragmanını seyrettiğim Roma'ya Sevgilerimle, hiç bir zaman sevmediğim cıvık Amerikan romantik komedi filmlerinden sıyrılıyor ve o muhteşem Roma şehrinin sokaklarında, Woody Allen'nın yaratıcılığını ve hayal gücünü çok başarılı anlatıyor. Filmler için spoiler vermeyi hiç sevmiyorum, bu nedenle bunu okuyan ve popüler kültür nefreti ile ortada dolananlar varsa, zaman kabetmeden dvdsini alsın ve seyretsin. Filmi aslında biraz da Kaan'nın teşfiki ile seyrettim çünkü ben gösterimden ha kalktı ha kalkacak diye söylenirken, hadi kalk Kanyon'a gidelim diye Pazar günü düştük yollara. Filmden önce Kaan'a kahve falı baktım ve falında kocaman bir deniz atı çıktı. Deniz atının anlamına emin olamayarak Lorans'a mesaj atmam ise,günün bombası oldu :) Midpoint'in güzel tramisusunu da yedikten sonra filmi seyrettik.

Bir tiramisuyu yada bir kahve falını paylaşmaktan bile büyük keyif aldığımı biliyorum. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama bu aralar rüya da görmüyorum ve yazmıyorum. Bundan dolayı çok mutluyum. Bu mutlu olma durumunu hiç bir zaman beceremeyen ve beceremeyecek insanların hala var olması bile bazen tiramisudan daha fazla mutluluk veriyor bana. İtiraf etmek gerekirse... :)

http://www.youtube.com/watch?v=WIbYqxqtP38

20 Kasım 2012 Salı

başka türlü şeyler

Bu sefer komik rüyalarım yok, ne biliyim, birilerine laf yetiştirmiyorum, maç rehaveti felan canlı yaşıyorum an itibari ile, rüyalarımda bilet felan da kovalamadım bu hafta. Kendimden, aklımdan, içimde olup bitenden nedense çok emin hareket ediyorum. Bugün bir şampiyonlar ligi maçımız var. Ne bu takımdan vaz geçebiliyorum, ne de bu sevdadan...

19 Kasım 2012 Pazartesi

çok mutlu olmak dediğin nedir?


Bir de bakmışım çok mutluymuşum ve bir de bakmışım, geçmiş hiç umrumda değilmiş. Israrla kendimi mutsuz ettiğim için çok üzülüyormuşum ama şimdi onların hiç biri kalmamış hayatımda meğersem. Çok kelimesinin çok üstündeymişim. Şuan üzüldüğüm tek şey,zamanın çok hızlı geçmesiymiş...



14 Kasım 2012 Çarşamba

tek duman


Bazen o güzel kafamı, ilmek gibi ellerimle özenerek sardığım sigaraları çok özlüyorum. Bir tebessümü tek dalın içinde bulup, yaşadığın 3 saati hayatından silmek adına kız gibi masada yatan dallara sarılırdık sonra gece uzun,ver elini... Bir uçurumun kenarında, bizi hak etmeyen adamları hayal eder, kahramanlarımıza aşık olurduk, o kafayla bu adamları arar kaybolurduk kahkahaların içinde. Sonra bir bakmışım kül tablası katmer olmuş, geçmiş yanmış bitmiş. Adamlar bir bir gitmiş hayallerden. Her şey eskisi gibi. Yatak dağınık. Saçlarım tütün kokuyor,rimelim akmış, ağzımda iğrenç bir tat, acı.

http://www.youtube.com/watch?v=Vol3J-rF5wI

istemediklerim

Yolda, işten eve giderken, bir çifti gördükten sonra düşünmeye başladım; hayatımda olmasını istemediğim insanlara, onları istemediğimi daha nasıl gösterebilirim ki ? Çift, kaldırımda yanyana bana doğru yürüyerek geldiler, sol tarafımdan geçip gittiler. Kadın, adama belli ki bir mesafe koymuş, suratından bıkkınlık akıyordu. Bir an önce oradan gitmek istiyor ve elinde emanet tuttuğu sarı çiçekler, alüminyum kağıdın içinde yere bakıyorladı. Oradan uzaklaştığında kadının yapacağı ilk iş, çiçekleri çöpe atmak olacaktı.

Hayatımda istemediklerim beni nasıl üzdülerse, sanırım benim onlara cevabım gelecekte gizli. 

13 Kasım 2012 Salı

james baba,büyüksün

Metallica > sabah alarmı + ayağa kalkmayan fenerli olsun + bomonti + iş yerine gelen çiçek + roma ve barselona tatili + margarita pizza + cumartesi gece eğlencesi + incinin profiterolü + tarçının sabah gürültüsü



ah Silvia ah


Hayat işte. Çok iddaalı konuşmayacaksın, bir bakmışsın kendini Cevahir'de Fenerium mağazası ararken bulursun. Düşersin kendi kendinin diline, ah Silvia, paranı neden Fenerbahçe kazanıyor, ah kafana sıçayım Silvia! diye. Ama işte konu sevdiklerin olunca, almaya gör bir çaput parçasını Fenerium'dan lanet gitsin. Bu seferlik kendimi affediyorum ama bir sonrakine asla(!)



edit: allahım çok güzel sweatler var,hangisi alacam,ölüyorum kararsızlıktan!?!



12 Kasım 2012 Pazartesi

müneccim olamadım anne

Ya sevin ya gidin dediğim zaman, bir arkadaşım yorum yaptı arkadan... "gitmekle kalmak arasında dengesizlik yapana hislerini neden kullandırıyorsun sen de?" İyi de, burda ki sıkıntı benim buyuk bir talihsizlik ile müneccim olamamam değil ki, adamların bizlere yaptığı lavukluk. Gerek yok böyle şeylere. Ama size lavukluk yapmayın demiyoruz. Lavukluk yapın yine, yapın ki biz de eğlenelim arada...

Gerzekler.

http://www.youtube.com/watch?v=QGJuMBdaqIw

8 Kasım 2012 Perşembe

skyfall

Size tanıdık gelecektir belki, güzel bir söz kim akıl ettiyse. 
"Eğer bir sırsa getiren iyiliği, sen bunu benden aldın, yitirdim benliğimi.

James Baba'nın filmi gelmiş seyretmeden olmaz.Biz de,bu yüzden bugün, Skyfall'a gidiyoruz, çok heyecanlıyız lan, onun o çemçük ağzı ile konuştuğu ingiliz aksanının hastasıyız, ben de Manchester doğumlu(!) olduğum için toprağımdan gelen bu harika filmi, vizyondayken seyredelim dedik. Biraz da İstanbul'da çekilen kısımlarını merak ediyorum çünkü; Bond'un "tarihi eserlerin üstünde motorla gezdi " haberlerinden sonra eleştirilen noktayı merak etmedim değil. Filmden önce bir yemek faslımız var ama mekan konusunda kafamda deli sorular. Filme kadar sohbet,muhabbet... Filmi tabikisi ben seçtim. Gözlüklerim : checked. Aksan pratiğim: checked. Heyecan: checked. Merak: checked. 

Özlemek: Double Checked...


özür

Son bir kaç gündür üstümdeki sinirin ve hayal kırıklığının nedenini ben çok iyi biliyorum. Yastığa yalanları ile baş koyanlar beni yine şaşırtmadılar. Çok küfür etmişim yazılarda, fark ettim. Neyse, öyle işte aklıma geldi, kendimden özür diliyorum...

http://www.youtube.com/watch?v=fm0T7_SGee4

7 Kasım 2012 Çarşamba

YAW HE HE

AHAHAHAHA Yalancı orrrospu çocuğu, nasıl lanet rezil biri olduğunun reklamını öyle güzel yapıyorsun ki, bizi gerizekalı sanıyorsun ama hiç de gerizekalı değiliz.

meraba

Meraba Bernie:)))))) Naber canim? x

Rüya

Dün gece tam da istediğim güzel bir saatte uykuya dalmışken çalan telefonumun sesine uyandım, saat bire on vardı. Arayan Meltem'di. Geç biten bir programından sonra genelde bende kalır, yine öyle bir gece sonrası sana geliyorum diye aradı. Geldi, açtım kapıyı, biraz dedikodudan sonra tekrar uyumaya çalıştım. Tarçın'nın bölünen uykusu yüzünden yine enteresan bir gece geçirdim. Uykusuz kaldım. Bu keşmekeşin içinde rüya bile görebildim. Çarşamba günü yani bugün oynanacak Cluj maçının rehaveti gelmiş anlaşılan, eksik kalmasın. Rüyamda, takımın, Mersin'de oynayacağı maça deplasma bileti arıyorum yana yana. Ama nasıl bir aramak. İnsan kalabalığı içinde birileri ile pazarlık yapıyorum. Biletleri uzun uğraşlar sonu alıyorum ama biletin üstünde Galatasaray yazmıyor. Başka takımların ismi ile karşılaşıyorum. Kafayı yiyorum, sizin damarınızı ırzınızı skim diyorum adamlara, basıyorum küfürü... 

Sonra...
Alarm çaldı, işe yine geç kaldık.

http://www.youtube.com/watch?v=agVpq_XXRmU

6 Kasım 2012 Salı

Rüya

Dün gece saat dört civarıydı. Rüyamda, bir grup insandık, kucağımızdaki hasta ve yaralı kedileri, kapısı açık duran ve sadece bir kişinin girebildiği odada öldürmeye zorlanıyorduk. Tarçın rüyadam yoktu. Kucağımda hasta başka bir kedi vardı. Benden önce odaya girmesi için zorlanan diğer kedi sahipleri, sıralarını savuşturmak için bahaneler üretiyordu. Sıra bana geldi...

Kendi hıçkırığımın sesine uyandım. Kendi hıçkırığımın...

O kadar çok üzüldüm ki o sahneye, kalktım yataktan. Benim uyandığımı görünce Tarçın'da kalktı yanıma geldi. Birlikte mutfağa gittik. Kucağıma alıp kokladım, öptüm. Biraz mamasını tazeledim. Tarçın'ı kaybettiğimde büyük bir yıkım beni bekliyor olacak. Kim kedim hakkında ne derse desin hiç umrumda değil, diyenlerin de amına korum.

http://www.youtube.com/watch?v=wNtOB3P4UZU&feature=g-vrec


Komikmiş

Komikmiş.
Hayır komik değil. 

Çünkü artık iş komiklikten çıktı, iş; benim sana kuklalık yapmama gidiyor. Senin de bundan büyük keyif aldığın aşikar. Bunu biliyorsun, çok farkındasın ve hareketlerimi dikizleyerek hayatımda söz sahibi olabileceğini sanıyorsun. Ama bazı şeyleri mantığınla değil kalbinle yaşaman gerektiğini bilmiyorsun. Bilmek istemiyorsun çünkü inadına garanticisin ve ne yapmak istediğini bilmediğim için itici oluyorsun. Öyle değil bu işler adam. Canın istediğinde çekip gidip, canın istediğinde benim süregelen hayatım üzerinden bana yorumlar yapamazsın. Bu yorumların ile, ikili ilişkimizi yönlendiremezsin. Beni hayatındaki imla hataları gibi görüyorsun, düzeltmekten obsesif olmuşsun. Bunu beni seven birisi nasıl yapar diyorum. Sonra zaten sevmediğini anlıyorum. Benim sevdiklerim, bunu bana zaten yapmaz. Hayatımızı oluruna bıraktığım zamanlarda tekrar seni sevmem için bana cesaret veriyorsun, tabiri bu ise bir parmak bal gösteriyorsun, sonra kalkıp 1 kelimeyle beni kendinden soğutuyorsun, formalite davrandığımı söylüyorsun. Formalite olan biri gerçekten varsa, buna büyük bir istikrar ile uyan sensin. Ben hislerimle hareket ediyorum ancak kalbinle hissetmek konusunda sen yetersiz olduğun için malesef bana yetişemiyorsun. Kafanın içinde dönen ne varsa, bunların hepsi senin yüreğini taşa çevirmiş. Bu durum beni her seferinde paramparça ediyor. Seni bunu yapmaman konusunda kaç defa uyardığımı ben hatırlamıyorum. Herşeyden öte, hayatında bir Kadın mı istiyorsun, bir Beden mi ? Bunu bile bilmiyorum. Komik olan tek bir şey var,o da senin ne yapmak istediğini bilmemen. Bana bu şekilde davranmaya devam ettiğin sürece komiklik kontenjanını sen zaten dolduruyorsun. Ben de enteresan tespitlerine gülüp geçiyorum artık. Sen kendinle ilgili ne yapmak istediğini karar verdikten sonra benim hakkımda ne düşündüğünü bilmem daha doğru olacak. Çünkü bana ve hislerime karşı bir duruşun yok. Bu durum bana güvensizlikten başka hiç bir şey vermiyor adam. "Ya sev ya da git" demekten başka bir seçenek bırakmıyor.

Gitmek konusunda üstüne yok, bunu sen çok iyi biliyorsun. 

Sevmek ise..... O yere göğe sığdıramadığın gururunu, egolarını, nefret ettiğim kaprislerini bir kenarda bıraktığın zaman belki kalbimizle bunu başarabiliriz diye düşünüyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=FjTB6EG3xGo

5 Kasım 2012 Pazartesi

sev yada git

Gaylerden ziyade bir de ya sev ya git demek istediklerim var ve gay misin diye kullanamayacağım açık sözlüğümü bunlara göstercem yakın zamanda. O zaman belki güneş doğar bu ağzına sıçtığımın şehrine.

http://www.youtube.com/watch?v=lG5aSZBAuPs&feature=related

gay miyim lan ben? yoğ maçoyum

İçimden, "kesin aabi, kesin gay bu,veriyordur" dediğim o kadar çok arkadaşım var ki etrafımda, benim böyle düşündüğümü bilseler sanırım sıçarım.

bitin abi bitin

Tamam ben de fanatiğim ben de seviyorum amına koyayım lanet bir sevgi ile şu takımı ama arkadaş; imkanı olsa futbolcusuna kadar verecekmiş gibi takım seven erkekler bitsin. Bitsin abi.

Komple Sinir

KOMPLE SİNİRLİYİM VE SİNİR RUHUN GIDASIDIR. BUGÜN HEPİNİZİN AĞZINA SIÇICAM!

http://www.youtube.com/watch?v=7Nr33m1zXVE

#bugungunlerdenregl

Evet, o gün bugün ve ben kimden sinirimi çıkartacağımı biliyorum. En güzeli bugün ortalarda olmamanız ve güneşimden kaçmanız. Haklı nedenlerim var ve hiç iyi kalpli olamicam.

müzik primi


Günaydın.

Bu adamın tek kalır yanı, hala paylaştığı güzel track'ler. Gerisini kaldır topla at. Ama öyle napim. Başka bir işe yarasaydı zaten hayatımda olmayı seçerdi. Bugün pazartesi ve ben çok sinirliyim.


Tamam lan,sustum.







3 Kasım 2012 Cumartesi

Rüya

Eveeeettt, yine geleneksel eski sevgili ile gerizekalı rüyalar serisine başlamış bulunmaktayım. Geçen ki savaş gemilerinin altında kalmaması aklıma çok takıldıysa eğer, dün gece de kendisi Vera'da sokakta en sevdiğim masada otururken, yanıma geldi. Gereksiz ve cıvık bir samimiyet içinde bana selam verdi, öptü, sarıldı, şebeklik yaptı, ben sandalyeden kalkmadım. Yanında, yine aynı gereksiz ve sahte samimiyeti gösteren "qanki"si de vardı. Kendi masamda yanımda olan arkadaşlarım daha enteresan adamlardı, oraya hiç girmiycem :) Ama bu, onlardan pek haz etmediği kesindi. Napiyorsun, ne ediyorsun muhabbetini yaparken masadan uzaklaştılar, sokağın köşesine gittiler, sigara yaktılar, ayağa kalktım, dur ben de bir dal sigara alıp geliyim dedim. Geri döndüm, winston slimimden bir dal aldım, odun olduğu için sigaramı yakmadı, şaşırmadım, elindeki çakmağı istedim, sigaram ilk önce yanmadı, sonra yandı. O an fark ettim, o kadar çok kilo almış, o kadar çirkinleşmişti ki, sormaya bile cesaret edemedim neden olduğunu. Tabi yine çenemi tutamadım, "çok şişmanlamıssın" dedim. Hadi kankasını boşver,o zaten ömrü boyunca şişman kalacak ama bu,şişmanlayarak çirkinliğine çirkinlik katmıştı. "Ya sorma, kebaplar, rakılar, koptuk gidiyoruz" dedi. Normal hayatta zaten imkanı olsa bir Rakı kadehi ile yada bir adana kebap ile evlenebilirdi. Ayak üstü başka ne muhabbet yaptık rüyanın o kısmı yok ancak, hoşçakal derken, "son kez beni görüyorsun, İstanbul'dan ayrılıyorum" dedi. Aaa,neden ne alaka diye şaşırarak hem bunun hem kankasının suratına baktım. Kankası, onun yerine cevap verdi. "Erkek kendi işini kuruyor yea, o yüzden Beyaz Rusya'ya gidecek haftaya." Önce burda başlayıp,sonra neden oraya gitmiyor ki, ya yapamazsa dedim. O'nun verdiği cevap daha ironikti, "Hep baba ile mi olacak bu işler, altında iş yap yap nereye kadar, bizim bobinajları Beyaz Rusya'ya götürcem" dedi. (Bobinaj !?! ahaha) "Dikkat et, herşeyde olduğu gibi bunu da eline yüzüne bulaştırma" diye cevap verdim. O kızgınlıkla, yine bir Cuma gecesi rüyasından, yine bir Cumartesi sabahı gerginiği ile uyandım. Aynı geçen hafta olduğu gibi.

http://www.youtube.com/watch?v=dSKKJUE-RBA&feature=related

ps.Bobinajın ne olduğunu, ne işe yaradığını zerre bilmiyorum.

zamanın sonrasında edit. AHAHAHAH allah belamı versin ya, harbiden şişmanlamış.

2 Kasım 2012 Cuma

aptal kız çocuğu



Dedim ki O'na,
"Ben her ne kadar birilerine çok benzesem de, aslında, kimse kimseye benzemez,
yani öyle işte."

O'da Kesinlikle evet dedi.

Kesinlikle benzemiyorum. Kimseye benzeyemiyorum. 
Keşke benzeseydim, böylece hiç bir günahımı kafama bu kadar takmazdım. Sıradan sessizce yaşardım bu kara parçasında. Kaybolur giderdim İstanbul'da.

Bu akşam biraz muhabbet edicez, belki benziyorumdur gerçekten birilerine,
kim bilir.
Aptal bir kız çocuğu gibi,aptalca heyecanlıyım,neden? 
Yani öyle işte.Nereden biliyim?

bu değil, bu hiç değil...

Hiç hoşuma gitmiyor bir parmak bal verip sonra hiç bir şey yokmuş gibi olanları seyretmen. Bu yaptığın inat değil resmen içten pazarlık. Yok öyle değil, bu da değil, böylesi de olmaz, şöyle olsun, böyle olsun. Olmaz olsun ya valla sevdiğim, olmaz olsun!