10 Eylül 2012 Pazartesi

galiba,sanırım,öyle işte


Ya 14 gün çok uzun. Yani 1-2 gün yada 4-5 gün değil. 14 gün uzun bir süre. Uzun süreleri hiç sevmem. Bir türlü bitmeyen günleri hiç ama hiç sevmem. Ben bu 14 gün içinde 2 cumartesi, 2 pazar yaşayacağım, 2 tane haftalık rapor düzenleyeceğim. House'un ikinci sezonunu bitirip, üçüncü sezonuna geçeceğim, Grange'nin yeni aldığım romanı; Sisle Gelen Yolcu'ya başlayacağım. Bu arada Ayvalık tatili ile ilgili yazdığım blog yazısının son düzeltmelerini yapacağım. Bir deplasman maçı, bir Şampiyonlar Ligi ve bir tane de içerde Galatasaray maçı seyredeceğim. Gol olucak, ben deliler gibi sevineceğim filan. İş yoğun olacak, 2013 işlerine başlayacağım, ajans toplantısı yapacağım. İş akışımı planlayacağım ve otelin sıkıcı Eylül işlerini bitireceğim. İzmir'e gideceğim için Kurban Bayramına program ve bütçe yapacağım. Eminim Meltem ile yine deli gibi Beyaz 'da yemek yicez ve hatta havalar bozmadan yine bir San Marco's kahvaltısı yapacağız bu pazarların birinde. Ben yine güzel müzikler dinleyerek uyuyacağım hafta içleri evimde. Belki ufak kaçamaklar yapacağız kızlarla, yalanlarımızla dalga geçeceğiz şu benim hiç beceremediklerimle mesela. Ama ben bu sefer galiba, sanırım, öyle özleyeceğim seni tüm bu olanlar arasında. Ama sanki bu 14 gün hiç bitmek bilmeyecek.

Sen ise, geri döneceksin şehre. Belki benimle birlikte, belki benden habersiz...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder