Kendimi dolabın karşısında
kıyafet seçerken buldum. Saat 20.00 demiştik. Geç kalacaktım ve bahanem yine
kıyafet seçememek olacaktı ama işin aslını sorarsanız, uzun bir süredir bir
erkekle baş başa yemek yememiştim ve daha da garibi sonrasının ne olacağını bilmiyordum.
Sıradan bir Cuma günü işten 6da çıktım ve eve gittim. Birkaç parça kıyafet
kombinesi yaparken düşüncelere daldım. Makyajıma çok zaman ayırmamaya karar
verdim. Teknolojinin nimetlerinden faydalanarak saçlarımı maşa ile
düzleştirdim. İşte hepsi bu kadardı. Tam bunlar içinde debelenirken
telefonumdan “sms” sesi geldi. Bunca işin arasında çalan telefonlardan nefret
ettiğim gibi yine de orta halli bir heyecanla telefona sarıldım, ekrana baktım.
Reklam mesajıydı. Gençlik tarifeleri içinde kaybolan operatör servislerinin
garanti bir kapsamı alanı vardı ve bu alan, Türk gençlerinin küfür zenginliğine
zenginlik katıyordu. Okkalı bir küfür savurdum ve dişlerimi fırçalamaya gittim
Asıl sorun ayakkabı olarak ne giyeceğimdi. Tabi ki iki tane olan New Balance’ımdan
birini seçecektim. Durdum, baktım. Siyah olanı seçtim. Her zaman onu daha çok
sevmiştim. Dişlerimi fırçalarken aynada kendime baktım ve “ Bu adam kim ya,
neden ben?” diye içimden söyledim.
19.30
Hoş bir bluz ve iyi bir
jean ile tamamladım giyeceklerimi. Bunları seçerken aklıma o kötü yıl geldi…
Uzun zamandır kimse ile baş başa yemek yememiştim, hadi onu da geçtim, akşam
bulacağım kişi, çok da samimi olduğum birisi değildi. Hayatımda uzun süredir
zaten birisi yoktu. En son ayrıldığım herifin çok iyi bir crossdresser olduğunu
anlamıştım. Harika geçen bir cumartesi gecesini noktalayıp evimize
döndüğümüzde, alkol bünyelerimizde tavan yapmıştı. Tam yatmaya hazırlanıyor
iken, bir anda karşıma, çekmecemden arakladığı siyah iç çamaşırlarım ile
çıkmıştı. Sessizce karşısında ayrılıp, yan odaya gitmiştim. Kapıyı kapattım ve
hiçbir şey olmamış gibi uyumuştum. Sabah uyandığımda O gitmişti… Etrafımızda
bizi tanıyan onca insana türlü yalanlar uydurarak ayrıldığımızı anlatmaya
çalıştım. Sektörüm içindeki ilişkilerin temeli kaygan bir zemin üstündeydi ve
hakkında iyi düşündüğün insanlar bir anda karşına bambaşka kimlikler ile çıkıyordu.
Bu akşamki buluşma
diğerlerinden biraz daha farklıydı. Cuma günlerim yoğun olmazdı ama birazda
gecenin nasıl biteceğini bilmediğim için buluşmanın bilerek Cuma günü olmasını istedim.
Cumartesi günümü böyle bir belirsizlik için harcayamazdım. Bir arkadaş vasıtası
ile tanışmıştık. Bir süredir eğlenceli ama kısa, ayaküstü sohbetler ediyorduk.
Belki benim iş tempom belki de biraz rahat mizacım nedeni ile bu yemek
sık sık ertelendi. Ama bu aralar baharın gelmesi, Beyoğlu’nun hareketlenmesi,
bar-bahçelerin açılması ile etrafımdakilere vakit ayırmam, kötü fikir değildi
sanırım. Yemek teklifini artık geri çeviremezdim çünkü her karşılaşmamızda mutlaka
çok gülüyor ve mutlaka konuşacak bir şeyler buluyorduk. TV kanalında
çalışıyor oluşum ve dizlerin tatile girmesi, iş tempomu yavaşlattı. Böylece
yemek teklifini kabul ettim.
20.20
Evet, yine geç kalmıştım,
eminim beni bekletmemek için ve belki de centilmenlik yaparak 5 dk. erken
gelecekti. Zira bekletmiş olsam bile, “yo 5dk bekledim" diyerek tatlılık yapacaktı aklı sıra. Hızla evden çıkım ve yürüme mesafesinde olan buluşma
noktasına yöneldim. Bu yürüme mesafesinde, akşamın nasıl geçebileceği üstünde
birkaç fikir geldi aklıma ama dediğim gibi çok da samimi olmadığım için bu
düşüncelerin hepsi şuan boşlukta sallanan kelimelerdi. Belki biraz sohbetten ve
birkaç kadehten sonra nasıl birisi olduğunu anlayabilirdim. Çünkü
çevremde gerçekten çok fazla insan vardı ancak niyetler 1-2 kadehten sonra çok
kolay açığa çıkıyordu. Onunla ayaküstü sohbetlerinizde gerçekten çok eğlendiğim
aşikârdı ama yine de temkinli davranacaktım. İstanbul’da bahar akşamları hala
içimi üşütüyordu. Ürperdim…
Kaldırımın karşısına geçtim
ve sokağı döndüm. Yanılmadım. Orada bekliyordu, el salladım. Yanına gittiğimde
“çok beklettim mi “diye sordum. Tabiki çok beklememişti(!)Güneş çoktan
batmıştı ve bluzumun bu akşam için ince bir seçim olduğunu düşünerek içimden söylendim.
Neyse ki mekan yarı kışlık bir mekandı ve yemekten sonra kapalı bir kulübe
dönüşüyordu. Mekanların aptal polar şallarını kullanmak zorunda
kalmayacaktım. Rüzgardan kendimi biraz korumak için kollarımı bağdaş
yaptım. Mekana yürüyene kadar havadan sudan şeylerden konuşuyorduk. Ama her
zaman ki adamdan ziyade, biraz daha gergindi, böyle olması sanırım beni de
germiş olacaktı. Mekana vardık.
20:50
Evet, 2.ci kadehe geçmiştim ve biraz fazla konuştuğumun farkına vardım. Parfümünün kokusunu daha iyi hissediyordum. Oldum olası güzel kokmasını becerebilen erkekleri hep sevmiştim. Bazı sorular soruyordu ve bende gönül rahatlığı ile cevaplıyordum. Dedim ya, tedbiri elden bırakmak istemiyordum, çok samimi gelen sorulardan bazılarına da bilerek soğuk cevap verdim. Sanırım o da beni anladı. Yemek süresince kısa konuşmalar yaparak aramızdaki o anlamsız gerginliği attık. Yeni bir dizi projesinden ve kaşar başrol oyuncusunun kanala yaptığı kaprisleri anlatırken çok eğlendiğimizi fark ettim. Konu daha sonra dönüp dolaşıp kadın – erkek ilişkisine geldi. Adem ile Havva’dan bu yana bu iki cins gerçekten birbirini anlamamıştı, Adem akıllı olsaydı o elmayı almaz, mevzu da buralara gelmezdi. Konu olaysız kapanırdı. Elmayı yedi, üstüne bir de cennetten atıldı. Sonra zor toparladı işte bu zamana kadar. Ama yine elma yesin yani hobi olarak, çünkü bir kadın; bazen sevmesini bile beklemez bir erkeğin, en azından onun için bir şeyler yapabileceğini göstermesi bile yeterlidir o kadına. Ama Adem, Elma’yı Havva'nın elinden aldığından beri, Erkeg'ler sevgiyi hazır çorba sanmıştır. Dök, kaynat ve iç. İşte hepsi bu kadar. Kadın sevginin kök sayısını hesaplarken, erkek artık başka elmalar peşinde koşuyordur.
23.08
Biz, Dünya'nın en eski sorununu tartışırken, mekan gece klübüne dönüştü ve güzel müzikler çalmaya başladı. Ancak karşımdakinin sesini dahi duyamayacağım mekanları oldum olası çok sevmemiştim. Zaten gece bitmek üzereydi, evim yakındı, belki bir kahve içmeye davet edebilirdim... Yani deneyebilirdim belki. O şapşal gerginliğimiz gitmiş yerini yüksek volüm müzik almıştı. Evet, bu gecenin böyle bitmesini nedense artık bende istemiyordum :)
Evet, 2.ci kadehe geçmiştim ve biraz fazla konuştuğumun farkına vardım. Parfümünün kokusunu daha iyi hissediyordum. Oldum olası güzel kokmasını becerebilen erkekleri hep sevmiştim. Bazı sorular soruyordu ve bende gönül rahatlığı ile cevaplıyordum. Dedim ya, tedbiri elden bırakmak istemiyordum, çok samimi gelen sorulardan bazılarına da bilerek soğuk cevap verdim. Sanırım o da beni anladı. Yemek süresince kısa konuşmalar yaparak aramızdaki o anlamsız gerginliği attık. Yeni bir dizi projesinden ve kaşar başrol oyuncusunun kanala yaptığı kaprisleri anlatırken çok eğlendiğimizi fark ettim. Konu daha sonra dönüp dolaşıp kadın – erkek ilişkisine geldi. Adem ile Havva’dan bu yana bu iki cins gerçekten birbirini anlamamıştı, Adem akıllı olsaydı o elmayı almaz, mevzu da buralara gelmezdi. Konu olaysız kapanırdı. Elmayı yedi, üstüne bir de cennetten atıldı. Sonra zor toparladı işte bu zamana kadar. Ama yine elma yesin yani hobi olarak, çünkü bir kadın; bazen sevmesini bile beklemez bir erkeğin, en azından onun için bir şeyler yapabileceğini göstermesi bile yeterlidir o kadına. Ama Adem, Elma’yı Havva'nın elinden aldığından beri, Erkeg'ler sevgiyi hazır çorba sanmıştır. Dök, kaynat ve iç. İşte hepsi bu kadar. Kadın sevginin kök sayısını hesaplarken, erkek artık başka elmalar peşinde koşuyordur.
23.08
Biz, Dünya'nın en eski sorununu tartışırken, mekan gece klübüne dönüştü ve güzel müzikler çalmaya başladı. Ancak karşımdakinin sesini dahi duyamayacağım mekanları oldum olası çok sevmemiştim. Zaten gece bitmek üzereydi, evim yakındı, belki bir kahve içmeye davet edebilirdim... Yani deneyebilirdim belki. O şapşal gerginliğimiz gitmiş yerini yüksek volüm müzik almıştı. Evet, bu gecenin böyle bitmesini nedense artık bende istemiyordum :)
23.26
Kendimi yorgun hissettiğimi ve kalabalığı bahane ederek, kalkalım mı diye sordum. Bunu demem gerekmiyordu belki ama bir 5 dk. daha, bir 5 dk. daha diye ertelersem gecenin bütünlüğü kaybolacaktı. Alkol etkisini yitiriyordu ve ben uçurumda bir dala tutunuyormuşum gibi ısrarla hayatın saatlerine uzatma dakikalar koymak istiyordum. Hesabı istedi. Mekandan ayrıldık. Beyoğlu’nu sevmemin nedeni evimin buraya yakın olması ve güzel havalarda yanımdaki arkadaşım ile evime kadar yürümektir. Gece nasıl biterse bitsin, o aptal kalabalıktan sıyrılıp, caddenin sağından ağaçların altında yürüyerek evime varmam, güven hissimi tazeliyor. Bu gece ağaçların altında yürürken, ikimizin de elince birer sıcak çikolata vardı. Üşümem biraz dinmiş, çikolataları aldıktan sonra beni eve bırakmaya davet etmişti. Bu daveti yapacağını bildiğim için mutlu oldum ve olabilir dedim. Çikolata gerçekten iyi gelmişti.
Kendimi yorgun hissettiğimi ve kalabalığı bahane ederek, kalkalım mı diye sordum. Bunu demem gerekmiyordu belki ama bir 5 dk. daha, bir 5 dk. daha diye ertelersem gecenin bütünlüğü kaybolacaktı. Alkol etkisini yitiriyordu ve ben uçurumda bir dala tutunuyormuşum gibi ısrarla hayatın saatlerine uzatma dakikalar koymak istiyordum. Hesabı istedi. Mekandan ayrıldık. Beyoğlu’nu sevmemin nedeni evimin buraya yakın olması ve güzel havalarda yanımdaki arkadaşım ile evime kadar yürümektir. Gece nasıl biterse bitsin, o aptal kalabalıktan sıyrılıp, caddenin sağından ağaçların altında yürüyerek evime varmam, güven hissimi tazeliyor. Bu gece ağaçların altında yürürken, ikimizin de elince birer sıcak çikolata vardı. Üşümem biraz dinmiş, çikolataları aldıktan sonra beni eve bırakmaya davet etmişti. Bu daveti yapacağını bildiğim için mutlu oldum ve olabilir dedim. Çikolata gerçekten iyi gelmişti.
23.50
Evin sokağına girdikten sonra ikimiz arasında yine bir gerginlik oluştu. Bu gerginliğin ismi “Vedalaşma” idi. Kendi açımdan baktığımda gergin olmam için bir sebep yoktu, sıradan bir yemeğin, sıradan bir vedalaşması olacaktı. Ancak ne gece sıradandı, nede birbirimize olan tavırlarımız sıradandı. Bu keşmekeş içinde geceyi değerlendirdim ve nasıl hoş çakal demem gerektiğini düşündüm. Çok laubali sarılırsam ve öpersem benim basit olduğumu düşünecekti. Eğer, sadece tokalaşıp bu gece için teşekkür edersem; ne kadar dengesiz ve kaprisli birisi olduğumu düşünecekti. Ama ben doğal olmayı seçmeliydim. Çünkü her ne olursa olsun, erkekler kendilerini güldüren ve doğal bayanlardan hoşlanırdı. Bu gece için, 1-2 çok samimi soru haricinde ben doğallığımı kaybetmemiştim ve geceyi apartman kapısında bitirmek istemeyecek kadar iyi hissediyordum kendimi. “Çok güzel bir akşamdı… gerçekten “ dedim. Hala bir şeyler açıklama telaşındaydım. Sanki o an neyi açıklayacaksam artık. “Yemek da, restaraunt da iyiydi, güzel seçim! “ dedim.
Evin sokağına girdikten sonra ikimiz arasında yine bir gerginlik oluştu. Bu gerginliğin ismi “Vedalaşma” idi. Kendi açımdan baktığımda gergin olmam için bir sebep yoktu, sıradan bir yemeğin, sıradan bir vedalaşması olacaktı. Ancak ne gece sıradandı, nede birbirimize olan tavırlarımız sıradandı. Bu keşmekeş içinde geceyi değerlendirdim ve nasıl hoş çakal demem gerektiğini düşündüm. Çok laubali sarılırsam ve öpersem benim basit olduğumu düşünecekti. Eğer, sadece tokalaşıp bu gece için teşekkür edersem; ne kadar dengesiz ve kaprisli birisi olduğumu düşünecekti. Ama ben doğal olmayı seçmeliydim. Çünkü her ne olursa olsun, erkekler kendilerini güldüren ve doğal bayanlardan hoşlanırdı. Bu gece için, 1-2 çok samimi soru haricinde ben doğallığımı kaybetmemiştim ve geceyi apartman kapısında bitirmek istemeyecek kadar iyi hissediyordum kendimi. “Çok güzel bir akşamdı… gerçekten “ dedim. Hala bir şeyler açıklama telaşındaydım. Sanki o an neyi açıklayacaksam artık. “Yemek da, restaraunt da iyiydi, güzel seçim! “ dedim.
Tam sözümü bitirmişten beni
öpmek için talihsiz bir hamle yaptı. Yaklaştım. Niyeti, beni gerçekten
dudaklarımdan öpmekti ancak ben onun yanağına komik bir hamle yaptım. Bu ufak karmaşadan
sonra birbirimize baktık. Güldük.
Ancak; bu karmaşıklığın arasında ben
büyük bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya kaldım?!?......
Aman allahım?!?! bu akşam penguenli
iç çamaşırı giyinmiştim!!!! Bu çok komik olmuştu. Bu haldeyken bu gecenin harika bitmesi imkânsızdı. O,
bu gerçekten bir haberdi. Neden böyle bir dengesizlik yaptığımın farkında bile
değildi. Bu güzel geceyi yanlış iç çamaşırı seçimim yüzünden mafetmiştim
kendimce !!!!!!
Bunun pişmanlığını yaşamak istemiyordum. Saçlarım rüzgardan
dağılmıştı, biraz düzelttim. Kafamı dağıtmaya çalıştım. Omzuna dokundum ve
yanağından öptüm. Kendi kendime içimden binbir türlü laflar ederek apartmanın
kapısını açtım. Bu gece asla böyle bitemezdi. Dikkatsizce giyindiğim kıyafetlerim
yetmiyormuş gibi, iç çamaşırım da sıradan penguenli bir şeydi işteee!
Hırsımı alamadım, apartmanın kapısına geri gittim. Çok kısa süre içinden gözden kaybolmuştu. Köşe başındaki taksiye yöneldiğini gördüm. Adımlarımı hızlandırdım ve ona yetiştim. Seslendim. Döndü arkasını ve beni gördü. Hızlı ve güzel bir öpücük verdim ona. Arkamı döndüm ve apartmana doğru koşmaya başladım. O an güldüğümü göremezdi... Çünkü adım gibi emindim, Havva’nın da penguenli bir iç çamaşırı hiçbir zaman olmamıştı...
Hırsımı alamadım, apartmanın kapısına geri gittim. Çok kısa süre içinden gözden kaybolmuştu. Köşe başındaki taksiye yöneldiğini gördüm. Adımlarımı hızlandırdım ve ona yetiştim. Seslendim. Döndü arkasını ve beni gördü. Hızlı ve güzel bir öpücük verdim ona. Arkamı döndüm ve apartmana doğru koşmaya başladım. O an güldüğümü göremezdi... Çünkü adım gibi emindim, Havva’nın da penguenli bir iç çamaşırı hiçbir zaman olmamıştı...
*Görseller:Pinterest, Love Dance Point Offical Web Site, Leblon 11 Offical WebSite, Swedish House Mafia Offical WebSite
Bu öyküde, sadece kişiler kurgudur :)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder