22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bize her sevdadan geriye kalan...


Çantama sadece 34 beden bikinilerimi ve 6 faktör güneş yağı aldığım, hüznümü ve hayal kırıklıklarımı ise geride bıraktığım bir tatil beni bekliyor. Kafam adeta lacivert bir deniz, ince taneli kum ve tiril tiril giysiler kıvamında. Telefonumun playlistine, Sezen Aksu , Sıla, Athena, MFÖ ve benzeri güzel şarkılar ekleyip, Perşembe gecesi bir süreliğine İstanbul'dan ayrılıyorum. Bu yıl, kafamı herşeyden soyutlayabildiğim baba evine gidiyorum. Geçen sene kaçamak yaptığım bir Ayvalık tatili gibi olmayacak bu tatil, biraz daha öze dönmüş ve sakin bir tatil olacak. Her seferinde sarıldığım Ayvalık'ın dinginliğine bu sefer farklı sığınacağım. Çok klişe olacak belki ama ben yaşlandığımı hisseder oldum, belki o yüzdendi. Bilmiyorum, kafamı buna takmayacağım. Şuan kafama takmam gereken, bugün yaptırmam gereken sir ağda ve akşam hazırlamam gereken zıkkım valiz olmalı.


Tuna geldi en sonunda. Güzel bir kaç akşam gezmesi ve Beyoğlu'nun su karıştırılmamış Efes Pilsen'lerinden sonra kendini o büyülü Ali Sami Yen Spor Kompleksi içinde buldu Pazartesi günü. Abla olmak nasıl bir şey bilmiyorum ama O'na Ali Sami Yen'de eşlik ettim. Çok süper ötesi bir oyun olmasa da, Kasımpaşa ile oynanan karşılaşmayı, izleme fırsatımız oldu. Tuna'da güzel atmosferden sezonun açılışını yaparak nasibini aldı. Öncesinde içinde bulunduğumuz Nevizade ortamı, aynı ortamda benim görmeyip, O'nun nasıl olduysa görebildiği, lüzumsuz insanlar ve gecenin sonunda yediğimiz Kızılkayalar Islak Hamburger,  tam olarak bir maç gününün tamamlayıcı detaylarıydı. Tüm bunlar gerçekleşirken; Tuna, benim İstanbul'daki hayatıma şahit oluyor ve yaşadığım komik olayların bolca dalgasını geçiyordu.


Vera'da güzel soğuk biralarımızı içerken, masamıza teşrif edenler de oldu. Bizde Allah'ın selamı geri dönmez. Selamımızı verdik. Efendice "ben yukarı geliyim yanına o zaman" diyene "buyur gel" dedik. Geldi. Sarıldı. Öptü. Hatrımı sordu. Masamıza davet ettik. Sakince çekti sandalyeyi ve oturdu. Bir şey içer misin diye sordum, "yok benim nevaleler aşağıda :)" dedi. Maç ve kadro hakkında konuştuk. Atmosfer hakkında konuştuk, yine efendice Tuna'nın bölümünü sordu. Ben de sağlığını sordum, çünkü bir gün önce kendisini pek iyi hissetmiyordu. Kaçta Vera'dan çıkmamız gerektiğini danıştım, sakince cevapladı. Totemlerim olan Siyah New Balance'larımı giydiğimi ve bu maçı alacağımızı konuştuk. Biraz durdu... 1 sn sessiz kaldı. Hafif bir kafa hamlesi ile başını eğdi, ayakkabılarıma baktı. Gülümsedi. O da Siyah New Balance'larını giyinmişti. Aşağıdaki tezahuratlara aklı gidiyordu ki, "başladılar ben aşağıya kaçayım o halde :)" dedi. Elini sıktım, kendine çekti ve öptü. Birbirimizi çok ama çok uzun zamandan sonra ikinci kez görmüştük. Gecenin sonunda ise, stadtan çıkıp çıkamadığımızı merak ettiği için aradı. Kızılkayalara uğradığımızı söyledim. Eve varınca haber ver dedi. Haber verdim.

Ancak masamıza gelenler arasında, öyle biri vardı ki, bu arkadaşın masaya oturma hevesi kursağında kaldı, arkamdan da "meymenetsiz surat" diye laf etmiş. Lakin, doğru bir tespitte bulunmuş. Meltem'in arkasında masaya doğru yaklaşan ve biraz daha zorlasalardı, sadece geniş omuzlu biri olarak doğacak arkadaşı görünce ben şaşırdım, Tuna tanımadı, Meltem ise korktu. Altı üstü bu kadar etki bırakan arkadaşa, geldiğinde "meymenetsiz" selamımı verdim, biramı içmeye devam ettim. Maça gidiyor musunuz diye sordu, sadece düz bir cevap ile ses çıkarmadan kafa salladım. Büyük bir heves ile masaya oturmak istedi ancak istediği tepkiyi alamadığı için, iyi eğlenceler dilekleri ile gerisin geri ortamımızdan ayrıldı. Elimde bir Terkos poşeti olsaydı, heveslerinin hepsini poşete koyardım. Zira bir sonra ki gün bir arkadaşın davetine, "Grup yapacak 2 tane hatun varken, benim üstüme ihaleye girmen şanssızlık olmuş" diye mesaj attı. E, biz de böyle bir adamı Vera'da masamıza almayacaktık da ne yapacaktık ? Allah bana iyi sabir vermiş.
 

Aşağı inerken bu iki kişi aynı masada oturuyorlardı. Masaya yöneldim, yarı samimi bir selam bıraktım. Böyle bir ortamda bulunmak bana çok keyif verdi mi, hayır. Ancak ne demişlerdi; "Bize her sevdadan geriye kalan sadece Galatasaray."


Görseller; Corbis, Devianart by Territory

Maç skoru : Galatasaray 2 - Kasımpaşa 1, Goller Umut Bulut

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder