29 Mayıs 2012 Salı

nerede çokluk, orada ...

çok gülmeyeceksin,
çok bakmayacaksın,
çok yazmayacaksın
çok okumayacaksın
çok sarılmayacaksın
çok konuşmayacaksın
çok "saçmalamayacaksın"
çok gitmeyeceksin
çok aramayacaksın
çok koşmayacaksın
çok görmeyeceksin
çok bağırmayacaksın
çok cevap vermeyeceksin
çok dinlemeyeceksin

ama O, az sevecek.
mutsuzluğun ile mutlu olacak.
sonra,

çok üzüleceksin,

ve bitecek....

http://www.youtube.com/watch?v=ChknozvFUiI

aslında sen böylesin

Sen.

Sen, senin bana göstermediğin çabanın aynısı gibi , benim sana aynısını yapmamı hak etmiyorsun, bunu düşünmemdeki başlıca neden geçmişe olan saygım. bu saygıyı belli evrelerde sarsmış olsam da, bunu kendi çabamla geri kazandım. Yapamam, senin bana davrandığın ve gösterdiğin seviyesiz itimadın aynısını sana gösteremem, senin bana duyduğun nesnelleşmiş hisleri sana gösteremem, bunu ben asla yapmam. Çünkü his, asla "meta"laşmaz.

Sen, sana yazdığım hiç bir sevgi sözcüğünü hak etmiyorsun. Hislerim ile aklımı doğru orantılı kullandığım için düşüncelerim gerçekleri hep yansıttı, bu nedenle bir kez de olsun yanılmadım. çünkü sen sevgi yoksunu bir adamdın, üzgünüm ama bu senin ellerine, gözlerine, dudaklarına işlemiş, öyle kalmaya da mahkumsun.

Sen, akıllı değilsin. akıllı olduğunu sanıyorsun ama aklını benle kıyaslayarak her seferinde hataya düşüyorsun. kimse kimseden akıllı değil, bu ikili ilişki içinde aklını kanıtlama çabasına girmen büyük hata, ben bu üstünlük ile ilişkide kendine yer bulmaya çalışan birisi ile ortak bir paydada buluşamam. Çünkü biz birbirimize bir şeyleri kanıtlamak için tekrar bu birlikteliği seçmedik. Bu özelliği ile üstünlük kazanacağını düşünen bir adam, benim hayatımda her zaman kaybetmiştir. 

Sen, benim sende var olduğum günleri, eksik olduğun zamanlarda kendince telafi etmeye çalışıyorsun ama beceremiyorsun. Biraz kafanı çevirsen soluna doğru, belki seni seyrettiğimi görebilirsin. Duygusal açlığımın, içimdeki senin olduğun yeri dolduramıyorsun. O çok sevdiğin güzel aklını böyle şeyler için kullansan belki biraz mutlu oluruz. Çünkü, varlığımdan bir haber yürüyorsun yanımda. 

Sen, seni sevmek yerine sana acıma duygumu körüklüyorsun. Çünkü seni sevmeye çalıştıkça bu çabamı bir özür gibi görüyorsun. 

Sen, içimi açıp baksan sadece bir tane sen bulacaksın. Çünkü sen, bende böylesin işte...

Gün gelecek ya ben seni parçalayacağım bu yazılar içinde, yada sen beni bitireceksin.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

tanrının inceliklerinden yoksunum

bugün, dün ve ondan önceki gün, ne zaman her şey yoluna girse hayatımda, her zaman beni peşleyen terslikler, sıkıntılar yada acaba'lar ile bitiriyorum günleri. belki biraz nefes almak gerekiyor ama unutuyorum. bugün de dünden farksızdı. yarın da öyle olacak. Şimdi benim el yordamı ile bulduğum şey, sadece birkaç cümle. Onlarda olmasa ne yapardım diye düşünüyorum, ama olmadığı zamanları da biliyorum.

en iyisi bir süre beynimi çöpe atmak. O'nun da dediği gibi, neredeyse gidip biz alalım yenisini.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

düş-ler

Sabah birkaç saniyeliğine ayfon dört es im oldu. Nasıl mı? Benim mükemmel ve saçma rüyalarımdan bir kare yine çıkıp geldi. Şöyle ki, kendime ikibin yüz liraya aldığım ayfon dört es 'i kutusundan çıkartıp sarja takıyorum. Ama model bildiğimiz modelden değil, ön kapağı kızaklı bir ayfon alıyorum. Babam geliyor yanıma, soruyor; "bu ne?" "Ayfon baba" diyorum. "Nasıl ayfon bu ya" diyor. "Çin malı ayfon diyorum."

Uyandığımda ise hala kaydıraklı bir kapağı olan ayfonum var sanıyorum. Heyecanlanıyorum lan ben telefon mu aldım diye, ki telekomünikasyon konusunda minimal hayranlık ve tecrübeler ile sabit bir insanımdır, ayılıyorum ve alarmın çaldığını fark ediyorum.

İçim rahatlıyor.....

Kaydıraklı ayfon mu olur amk.
Rezillik.

http://www.youtube.com/watch?v=Z2AxFPN63Cs

16 Mayıs 2012 Çarşamba

arkadaşlara söyler misiniz bir zahmet

Rica ediyorum birisi çıksın söylesin yoksa ben söylicem çünkü gerçekten kapasitelerini zorluyorlar ama olmuyor. Arsız ve komik olun demiyorum, yine olun, ama hobi olarak yapın.

http://www.youtube.com/watch?v=qhduQhDqtb4&feature=relmfu

buruk kaldık

bir de bakmışız ki vazgeçmişiz birbirimizden. kafamızdaki bütün kelimeler uçup gitmiş bir gecede. sonra ışıklar kapanmış üstümüze. arada sırada orta nokta bulurduk ama onların yerini gözlerimiz arıyor.

şarabın burukluğu güzeldir.
ama biz de bıraktığı bazen farklı.

http://www.youtube.com/watch?v=pBsQVP-Olmw

15 Mayıs 2012 Salı

Komik

Vaktinde bir Fenerbahçe derbisi öncesi, İskoçya'dan bir tv kanalı gelmiş, derbi dosyası yapmak üzere, işte bu kanal, o dönem Galatasaray Lisesi müdürü olan Doç Dr. Gün Kut'tan da Galatasaray hakkında bir görüş almak istemiş. Gün hoca, Galatasaray'ın üç özelliğinin bulunduğunu söylemiş İskoçlara. İlki analitik düşünce, ikincisi de dayanışmacı kültür demiş. Üçüncüsü de ironi, yani kara mizah". Bunun üzerine İskoçlar sormuş; bu ikisini anlıyoruz da, üçüncü özellik Fenerbahçe'de yok mu?" diye. "Yok" demişti Gün Kut. "Onlar komiktir."

http://www.youtube.com/watch?v=nkiAbbNRwyU

* Melih Şabanoğlu, gayin-sin.net'den alıntıdır. şimdi twitter da yazıyor.

11 Mayıs 2012 Cuma

zaman

bir süredir yazmıyorum. ama yazacağım.
ama kısmetse daha iyi şeyler için yazacağım.
çünkü; "herkesin adaleti şaşar, Allah'ın adaleti şaşmaz."

http://www.youtube.com/watch?v=-hGHAbb3kUc&feature=fvst

2 Mayıs 2012 Çarşamba

merhaba türk futbolu

ligin anasını siktiniz orospu çocukları,
anasını siktiniz.

tercihler

sırf şu parçayı paylaşmak için blog a yazı yazasım geldi. sözlerinde de söylediği gibi, tercihler hep senin yapmak istediğin gibi ama sen ve ben hep aynıyız. iyi geceler .

http://www.youtube.com/watch?v=v0-jj-Z6Dz8&feature=related

1 Mayıs 2012 Salı

öyle değilmiş

beni seviyor sanıyormuşum ama sevmiyormuş.sigara istediğimde vermiyormuş, yani meğersem ben içmeyim diye değil. paketi bitiyormuş diye.

http://www.youtube.com/watch?v=nzmQFswltq8