4 Nisan 2012 Çarşamba

kabak gibi yazı

Geçen haftasonu çok eğlendik.

Zaten eğlendiğim zamanların çok çabuk geçmesi, zamanın bize kazığıdır. Hooop, bir bakmışsın ki, pazartesi sabah 09.05'de pc'nin şifresini acelece girer bulursun kendini. Bir hafta önce yediğin yazılı ihtarın tadı damağında, "bugün 8.45'de girdim puantaja, sikeller" dedirtir sana içinden. Kapıya bir göz atarsın müdür geldi mi lan? diye. Sonra tabi jeton bu hafta güzel düşer, müdür yıllık izine çıkmış, bir duyuma göre Singapur'a gitmiştir filan.Bu durum ofislerde halaylar ile karşılanır, baklavalar lokumlar gider gelir masalarda. Aradan 10 gün geçtikten sonra bronz teni ile Thai adalarından çıkıp geldiğinde sinirin bozulacaktır ama bu süre içinde ofisin sakinliği ile kendini avutursun.

Biz de bu rehaveti üzerimizden atalım diye, bizim doktoru çağırdık Cihangir'e iki çift laf ederiz dedik. Ettik sağolsun. Ancak geldikten sonra 2 farklı masa ile selamlaşıp enteresan diyaloglar yaptı. Dilimize düşmesi cabası. İkisi de eski manitasıymış adamın, ahahaha buna çok güldük. Güldük ama biraz da tedirgin olduk. Adam belki o kişilerle karşılaşmak istemiyordu ve biz onu o mekana çağırmıştık. Bilemeyiz tabi. Aradan bir süre geçti, biri kalktı gitti. Amaaaaa ;

Diğeri ise yüzsüzce masamıza gelip doktordan onu eve bırakmasını istedi...

Geceyi bitirirken ayak üstü vedalaştık ve bir daha sözleştik bu eğlenceli akşamı tekrarlayalım diye. Bu muhabbetin istikrarını sağlayan doktora ise, şaşkınlığımızı gizleyemeden kapıda allasmarladık dedik. Taksim'in yolunu tuttuk ve  çok sonra evlerimize çekildiğimizde kafamıza dank etti. İyi de biz neden buluşmak için twitter'da açık adres verdik ?
Verilen adresi duvarımızda okuyan kızlar; parante ata ata, saltolar çaka çaka geldiler, biz ise bir haber.

Evet, beyni tersten çalışan iki hatun var ise o da sadece benle ve Meltem'di.

http://www.youtube.com/watch?v=i7gcePZ8Dmk&feature=relmfu


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder