30 Nisan 2012 Pazartesi

kocaman bir bravo

seviyesiz davranışlar ile kalitesizlik sınırından dışarı çıkanlar. evet onlar. şimdi sadece geri dönemeyecekleri köprünün, üzerinde yanacaklarını düşünür olduk. sayenizde gizli tahammülsüzlüklerimin hiç biri kalmadı. son sözü söylemek yine bize düşecek. haysiyetsiz hak edilmemiş başarının mimarlarına gelsin bu yazı. sizlere kocaman bir bravo. içim sıkıldı gece gece. VAY AMK diye bağırsam geldi ama daha değil.

"şuan küçük bir emre belozoğluyum sanki, terli ve sevimsiz. " (Can Gürgül)

http://www.youtube.com/watch?v=jvQgBrQnqzk

29 Nisan 2012 Pazar

soru

sorular çok fazla.
ama cevapları sorulardan daha fazla.
şöyle geriye kafayı çevirip bir baksak,
dönüp gitsek hiç bir şey olmamış gibi.
geceyi karanlıkta, güneşi arka çiçekli sokağın orada bıraksak gönlümüzce,
ne ben o soruları sormuş,
ne de sen o cevapları aramış olurdun.
güneşi beklemeye devam ederim,
sonbahar gelir.
bir kış daha sensiz.
eksi sıfırın altında.
yani,
hiç yabancısı olmadığım zamanlar.

http://www.youtube.com/watch?v=WeTyWHQ1cJ4&ob=av2e

"belki önümüz yaz, gideriz bir yerlere,
belki dans edersin, kumsalda yanlız,
tek başına..."

23 Nisan 2012 Pazartesi

tarçın'nın sümüğü

Galiba şu sıralar katlanabildiğim tek şey Tarçın'nın ıslak ve sümüklü olan burnu. Şuan hayatımdaki tek sabit şey bu nemli burun. Hiç gitmiyor ve beni evimde hep beklediğini biliyorum.

Yani sümüklü, nemli ve serin bir burun kadar bile sebatkar olamıyor bazı insanlar.

http://www.youtube.com/watch?v=namFjcOgHSE

ps. Amy 'yi çok özledik.

gerçek bir hikaye

Hikaye bu ise;  gerçek nasıl olabilir ki? İşte zaten biz her zaman bu kelimeler arasında gittik geldik. Gerçek miyiz? yoksa hikaye mi? Belki biraz sayfaları karıştırsak görebiliriz. Evet, en iyisi yine egonu karşımıza almak olacak. Adil olanı seçeceğiz yine. Çıkmazda olduğun zamanlardaki gibi. Bu düşkünlüğünden vazgeçip sıyrılman doğru olacak tekrar. Bir kapı bulmak mümkün. Hikayeden olmayan.

Ama bir dakika. bir şey unuttum yazmaya...Senin, gerçek sen olduğunu nasıl anlayacağım?
Bunu bilemem ki, hiç görmediğim bir seni tanıyamam ki.
Tanıyamam, bilmiyorum çünkü.

Ne kadar acı. Seni hala tanımıyorum. Gerçek bir hikaye gibisin. Yada çok soğuk bir yaz ayı gibi. Biraz da yağmurlu.

Hem gerçek,

Hem hikaye.

http://www.youtube.com/watch?v=oMUngA6EQ5Y

1 gelen arama

Hüznün ve hayal kırıklığının sesini duymuştum çok daha önceleri. Yada telefonun diğer ucundaki tükenmedim ben çığlıklarını. Ama bu sefer telefonun çalmasını hiç istemedim...1 gelen arama. açmakla açmamak arasında kalmak. Daha önce başka sebepler için paylaştığımız bitmişliğin üstüne, o sesi duymam gerekiyordu belkide. sadece cevap verdim her zaman ki gibi, ses kayıptı, sanki başka şehirden geliyordu, başka bir adam gibi. Yoktu, yorgundu. Uçmak üzere yada sönecek gibi.

Sonra kapattık. Böylesi daha iyi oldu.
Emin olduğum bir şey daha oldu bu konuşmadan sonra.

Onu da başka yazıda anlatırım...

http://www.youtube.com/watch?v=O7W0DMAx8FY&feature=relmfu


p.s kanya west'in yaratıcılığını bu kısa filmde keşfettim. linkin hepsi seyredilmeli, çok başarılı. müzikler harika. batı müziğini popüler r&b ile yorumluyor.bb ye sevgiler,tşk lerrr

22 Nisan 2012 Pazar

Mayıs'lar hala bizim.Yakın meşaleleri...


Bugün derbi var, iyi anladık da, neden bugünün üzerinden, 3 puana hasret takım fanatikleri prim yapar? Neden her gündü, hep aşktı diyerek yırtık dondan çıkar bu fanatikler tüm bir sezonun sonunda? Bugün bu iki takım ezeli rekabete çıkacaksa, neden sen de bu güzel ve tarihi  rekabete tanık olmayı seçmiyorsun da, takım olmaktan çıkmış ruhsuz , yalancı topluluğunun savunmacılığını yapıyorsun yapışkan sözcükler ile. Adaletsizliği savunmayacağın için, bana aşktan günden söz etme.
Sönmüyor meşaleler Beyoğlu'nun sokaklarında...

http://www.galatasaray.org/index.php

19 Nisan 2012 Perşembe

aynı eski Sen.

-"acaba hiç mi düşünmez aynı benin, ben olmadığımı,
hala hayatında var olabiliyorsam onun sayesinde olduğumu,
ve özlediğim kelimesini unuttuğumu.
acaba hiç düşünmez mi, 
o çok sevdiği kalbimin aslında bir taştan ibaret olduğunu ?"

-evet. şu aralar bunu düşünüyorum sevdiğim.
eski senin, sen olduğunu.
ve bir süpersonik gücüm olsa, elimi sokup, o çok sevdiğim yüreğini, sıkıp patlatmak istediğimi falan."




18 Nisan 2012 Çarşamba

yaz ortasında ölüm*

"o an bir yerlerim acıyormuş gibi oldum. acı, bir sanrıdan ibaret olsa gerek. kırılgan bir ağırlık dudaklarıma yüklenmişti. o ağırlık yaşam sıcaklığıyla kaplıydı. dudaklarımdaki kırışıklıklar tek bir noktaya toplanarak uyuştu ve belki de tanrı'nın bile görmezden geleceği bir rüyaya dalıverdi. böylece her nasılsa, başka birinin dudaklarının benim dudaklarımın yerine geçtiğini hissettim."
YUKİO MİŞİMA.


http://www.youtube.com/watch?v=v5_0iZQ-TuA

17 Nisan 2012 Salı

karşı kaldırım

Eleştirmek gerekiyor bazen açıkça kafamızdaki düşleri ,düşünceleri,
ama karşılaştığım bin bir türlü suratından bir tanesini daha iyi seçebiliyorum.
O surat tanıdık bir surat.
Sıkılgan. Kırılgan, çok yakın, bazen çok uzak.
elimi uzattığımda yakalayacak gibi olduğum ki çoğu zaman karşı kaldırımda beklediğim.

Gelmeyen.
Gelemeyen,
bir kalp.

5 Nisan 2012 Perşembe

hayat bazen,

Hayat bazen, insanları birbirleri için ne çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır diyor P.Coelho. İyi diyor, güzel diyor da, işte o ayrı kaldığın zamanlar çok orospu çocuu zamanlar yaa...
http://www.youtube.com/watch?v=tg00YEETFzg&ob=av2e

4 Nisan 2012 Çarşamba

kabak gibi yazı

Geçen haftasonu çok eğlendik.

Zaten eğlendiğim zamanların çok çabuk geçmesi, zamanın bize kazığıdır. Hooop, bir bakmışsın ki, pazartesi sabah 09.05'de pc'nin şifresini acelece girer bulursun kendini. Bir hafta önce yediğin yazılı ihtarın tadı damağında, "bugün 8.45'de girdim puantaja, sikeller" dedirtir sana içinden. Kapıya bir göz atarsın müdür geldi mi lan? diye. Sonra tabi jeton bu hafta güzel düşer, müdür yıllık izine çıkmış, bir duyuma göre Singapur'a gitmiştir filan.Bu durum ofislerde halaylar ile karşılanır, baklavalar lokumlar gider gelir masalarda. Aradan 10 gün geçtikten sonra bronz teni ile Thai adalarından çıkıp geldiğinde sinirin bozulacaktır ama bu süre içinde ofisin sakinliği ile kendini avutursun.

Biz de bu rehaveti üzerimizden atalım diye, bizim doktoru çağırdık Cihangir'e iki çift laf ederiz dedik. Ettik sağolsun. Ancak geldikten sonra 2 farklı masa ile selamlaşıp enteresan diyaloglar yaptı. Dilimize düşmesi cabası. İkisi de eski manitasıymış adamın, ahahaha buna çok güldük. Güldük ama biraz da tedirgin olduk. Adam belki o kişilerle karşılaşmak istemiyordu ve biz onu o mekana çağırmıştık. Bilemeyiz tabi. Aradan bir süre geçti, biri kalktı gitti. Amaaaaa ;

Diğeri ise yüzsüzce masamıza gelip doktordan onu eve bırakmasını istedi...

Geceyi bitirirken ayak üstü vedalaştık ve bir daha sözleştik bu eğlenceli akşamı tekrarlayalım diye. Bu muhabbetin istikrarını sağlayan doktora ise, şaşkınlığımızı gizleyemeden kapıda allasmarladık dedik. Taksim'in yolunu tuttuk ve  çok sonra evlerimize çekildiğimizde kafamıza dank etti. İyi de biz neden buluşmak için twitter'da açık adres verdik ?
Verilen adresi duvarımızda okuyan kızlar; parante ata ata, saltolar çaka çaka geldiler, biz ise bir haber.

Evet, beyni tersten çalışan iki hatun var ise o da sadece benle ve Meltem'di.

http://www.youtube.com/watch?v=i7gcePZ8Dmk&feature=relmfu


3 Nisan 2012 Salı

26

yaşım 26 oldu.
acaba bu sayılar artarken, neler götürdü hayat benden?
bunları saymaya başlasam, bir 26 yıl daha gerekebilirdi eminim.
en iyisi saymamak.
ve büyük bir şehrin içinde kaybolmak.