13 Mart 2012 Salı

ev

hayatımın sonuna kadar ev taşımak istemiyorum. öğleden sonra geleceğini söyleyen taşımacıların; saat 8.50'de pazar günü "biz 1 saate kadar geliyoruz abla" derken bi rüyadan irkilerek uyanıyordum ve yine o sırada Sevinç'in evden kurs için çıkmak üzere olması ayrı bir şanstı. Ben koca bir şehir değiştirdim ama 3oo mt. ötede olan eve 15 tane koli taşıtmak bana ölüm geldi. Adamlara biz de biraz yardım ettik ve her şey bittiğinde ev bir savaş alanı, bense bir cesettim. Çevremdekilerin "bak bir ihtiyacın olursa ara, taşımaya adam lazım mı? haber vermen yeterli. gibi yakın arkadaş söylemleri bana samimiyetsiz gelmediği kadar hiç bir söz yok ki samimiyetsiz olan, başka samimiyetsiz bir cümle de bunların yerine geçemez. Bu düşünceler ile kolileri toparlarken yeni evin banyosunda,kendimi aynaya bakarken buldum.

zaman, hayatımda değiştireceği en son şeyleri ilk sıraya almıştı ve yüzüme bunların izini bırakmıştı.
Şu köşede duran çamaşır suyunu, klozet yerine geçmişe döksem, beyazlar mıydı?
Bilemedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder