24 Mart 2012 Cumartesi

zamansız zaman

bir günü 25 saat yaşayan ben, zaman içinde zaman bulamayan ben ve korkan ben. birden fazla ben yani. nasıl bu kadar umursamaz oldum hemen üç beş günde iyileşince. çünkü doktorum dün twitter'dan, "nasılsın? durumlar ne merak ettim" diye soruyor ise, benim millattan önce yaptırdığım testlerin sonuçlarını alıp, yenilerini tekrar yaptırıp, kontrole gitmem gerektiğim aklıma geliyor ise, zaman çok acımasız. çok.

23 Mart 2012 Cuma

günaydın

günaydın samimiyetsiz orospu çocukları.nasıl, iyi mi böyle yalanlarınız ile aynı yastığa baş koymak,
sonra güne kötü başlayıp, mükemmel bitirdiğiniz palavraları ile mecraları doldurmak. elimden gelse sizi de silerdim bu piyasadan ama arada bir ne kadar iyi olduğumu görebilmek adına göndermiyorum o çok sevimsiz hislerimi bu yazıların içinden. arada açıp bakmak iyi geliyor, o zaman iyi anlıyorum haysiyetsiz çırpınışlarınızı.

http://www.youtube.com/watch?v=X9YMU0WeBwU&ob=av2e


22 Mart 2012 Perşembe

hem şişko hem sorumsuz

Evi taşıdık ama pisliği bitmedi yemin ederim. sanki evimiz satıldı diye taşınmadık da, tutuğumuz evin eski kiracısının bokunu püsürünü tespit ettik, kadının evini temizlemek için taşındık çok afedersin götüm kadar eve. Biz kontrat yapmadan önce, eski kiracının bıraktığı bir takım eşyalar ile ev harmanlandı günlerce, geldik gittik kimse almamış. gün geldi çattı, taşınacağız, ne gelen var ne giden. Komşulara sorduk öğrenci mantığında, "gelen var mı teyze ya? " diye, yokmuş. Gelseydi alsaydı eşyalarını diye arkasından onca laf yedi kız. Biz taşındık yerleştik, bir kız çıktı geldi kapıya. "Ben Yıldız, Funda'nın eşyalarını almaya geldim."

Ahahahaha, ulan biz eşyaları taşıyan hurdacılara verdik dedi Sevinç. Ama tabi kendi tarzında söyledi, yani Dan!! diye, "bu saate kadar nerdeydiniz? Bizim pisliğimiz(!) eşyamız bize yetti zaten,kaç gün ev boş kaldı, keşke gelip alsaydınız" dedi. Hatun çok panikledi, ya diğer eşyalar önemli değil de, montlar vardı, onları almam gerekiyor diye ısrar etti. Yoklardı. Birazcık sevap işleyelim diye vermiştik adamlara. Üst kat komşunun kendisine haber vereceğini söylene söylene gitti. Ertesi gün, Sevco'yu yine aradı hatun, tekrar sordu montları, sevco yok dedi. Kız ağlayarak kapattı telefonu.

Evin eksiği sorunu bitmiyor.

Eğer zamanın çabuk geçmesini istiyorsanız, sevdiğinizle olmayı boşverin. Bir ev bulun, taşının. Sonra İski, Bedaş ve İgdaş'a gidin, abonelik işlemleri için 1 gün yetmiyor, 2.ci gün de koşturursunuz sabahın 8.30 'undan itibaren, şöyle bir dayak yemişe döner kendinize gelirsiniz o suratsız memurların tripleri karşısında. Adam senin işini yaparken öyle mutsuz öyle hazımsız ki, sanki anasına küfür etmişsiniz gibi bir ifade ile sizin evrak işlerinizi yapıyor.  Karşılaştığım en nazik çalışan Türk Telekom'daki taahhütlü aboneliğimi iptal eden bayandı. Bunun nedeni muhtemelen geçirdikleri faturalar sayesinde ayakta adam siktikleri için olabilir çok afedersiniz. Gittik kapattık kurtulduk. Gerçi şimdiki yeni evde Funda şişkosundan devr aldığımız uydunet internetini kullanıyoruz.

Ondan devr aldığımız için inşallah  bir bok çıkmaz altından.

http://www.youtube.com/watch?v=KlyXNRrsk4A&ob=av2e

kuru fasulye

Bir gün önce seninle telefonda konuşurken ne yediğini sormuştum, çok büyük keyifle kuru fasulye yediğini anlatmıştın. kuru fasulye kadar gereksiz bir yemek daha bilmiyorum. hiç olmasa, hiç pişirilmese, eksikliğini hiç hissetmem. Zaten sevmediğim gibi, piştiği zaman aç kalıyorum.  Ben de sana nispet yaparcasına, mantarlı tavuk sote yediğimi söylemiştim. Ki, sen ölümüne mantar sevmezsin. Aradan sadece 24 saat geçti ve bugün personele öğle yemeği için indiğimde karşıma çıkan yemek; kuru fasulye oldu. gerçekten nalet bir tesadüftü bu ve hatta sana hemen mesaj attım. Bu durum karşısında çok eğlendin, işin komik tarafı akşam da aynı yemeğin verilecek olmasıydı...

Gereksiz bir kuru fasulye yemeğinden nerelere geldim ya.
Ben başka bir şey yazacakken.

...

Canımız istediği zaman, eğlenip mutlu olabiliyoruz ya? işte, ben bu anları kuru fasulyeden çok daha fazla seviyorum.



14 Mart 2012 Çarşamba

bumerang beyinli sevdiğim

Aklını gönderiyorsun, o sırada saçmalıyorsun, beynin geri yerine gelene kadar beni kırıyorsun, sonra aklın yerine geri geliyor, bumerang gibi, başlıyorsun yaptıklarını düşünmeye. seni severken tabi bunları düşünecek hal bırakmamışsın. ama konuştuklarını unutursan,  aklını fırlatırım, geri gelmez bu sefer. bunun bal gibi farkındasın.
neyse, senin de dediğin gibi, zaman bunu gösterir.

http://www.youtube.com/watch?v=FGBhQbmPwH8&ob=av2e 

13 Mart 2012 Salı

yürüme mesafesi

Geçmiş eskide kalsin,merhametle biz iyiyi bulalım.belki bildiğimiz bazı hisleri, tekrar yaşar tekrar görebiliriz. Çünkü, pişmanlığın ile karşılaşmak kafamı açtı, varlığın tanıdık sesin ise yürüme mesafesinde. 


http://www.youtube.com/watch?v=yOGD1WkJJok&feature=artist 

ev

hayatımın sonuna kadar ev taşımak istemiyorum. öğleden sonra geleceğini söyleyen taşımacıların; saat 8.50'de pazar günü "biz 1 saate kadar geliyoruz abla" derken bi rüyadan irkilerek uyanıyordum ve yine o sırada Sevinç'in evden kurs için çıkmak üzere olması ayrı bir şanstı. Ben koca bir şehir değiştirdim ama 3oo mt. ötede olan eve 15 tane koli taşıtmak bana ölüm geldi. Adamlara biz de biraz yardım ettik ve her şey bittiğinde ev bir savaş alanı, bense bir cesettim. Çevremdekilerin "bak bir ihtiyacın olursa ara, taşımaya adam lazım mı? haber vermen yeterli. gibi yakın arkadaş söylemleri bana samimiyetsiz gelmediği kadar hiç bir söz yok ki samimiyetsiz olan, başka samimiyetsiz bir cümle de bunların yerine geçemez. Bu düşünceler ile kolileri toparlarken yeni evin banyosunda,kendimi aynaya bakarken buldum.

zaman, hayatımda değiştireceği en son şeyleri ilk sıraya almıştı ve yüzüme bunların izini bırakmıştı.
Şu köşede duran çamaşır suyunu, klozet yerine geçmişe döksem, beyazlar mıydı?
Bilemedim.

sabit mürekkep*

günün uyanışına mütevazice asarken şapkamı
merak ediyorum,
dünyada görebilmiş olduğum bir ruh var mıdır,
tasarlı umut ışıklarına sahip olan?
bencilliğini tastamam örten
ya da kişiler değil; olanlar için,
kalbini öylece şehit veren?
merak ediyorum,
ya yarın denen şey, sonsuzlukla damgalanmış olsaydı?
ve yine yazılmamış bir gün,
üzerinde "kaçınılmaz" etiketi olan bir dosya içinde,
karanlık ve nemli bir kozmik bodrumda istiflenmiş olsaydı?
ya görünülmez olan her şey,
muhteşem ışınları geçmişi değil; geleceği toplayan
yıldızların ardında biriktirilseydi?
merak ediyorum,
tüm attığımız adımlar,
kibirden doğmuş olsalar ya da olmasalar da
zarifçe, güvendiğimiz silahları alarak,
bizi kendi durduğumuz yöne itip,
seve seve görmezden geldiğimiz her şeyin içinden mi geçerler?
merak ediyorum
yoksa sonsuzluk kader,
geçmiş sabit,
ve şimdi isimsiz midir?

10 Mart 2012 Cumartesi

2 buzlu

Tünel'de bitti Tünel'de başladı bu hikaye, kadehten o kadar çok söz çıktı ki, biz bile durup şaşırdık. 2'şer buz attık o güzel beyazın içine, yetmedi , eskileri yudum yudum sindirerek içtik. hataları meze yaptık kimi zaman, pişmanlıkları su yaptık rakının yanına, 3 tane sigara içtik, benimkini her seferinde en son sen söndürdün kül tablasında. masamız kalabalıktı çünkü o kadar çok insan vardı ki aklımızda, karşımıza birden çıkanları saymıyorum bile. sonra gece bitti, istiklal'de yürüdük. ve bütün akşam sürekli tekrarladığın ağzına dolanan bir şarkı gibi oldu özlediğin.

http://www.youtube.com/watch?v=5DUCKGyojpE

9 Mart 2012 Cuma

hatunun biri

Cok cok ozur dilerim yine ama bi hatun var,yazdiklarimi peşliyor.
karşima cikarsa biyerde,
tek bir kelimesine bakar anasinskicem.
http://www.youtube.com/watch?v=V3h2VyW_u1o&feature=related

8 Mart 2012 Perşembe

altı üstü Herşey.

çok da önemli değil detaylar belki ama yinede arada kafam takılıyor.
şöyle demiş ablanın biri;
"Its not your favourite but it explains everything."


http://www.youtube.com/watch?v=nUUJWp5HD6k

çay içen?

Sevinç çay yaptı. Kokusu odama geldi. şimdi kocaman bir fincan ısınmak için içicem, bir yandan eşyaları koli yapıyorum hala. O değilde arkadaş, çok özür dilerim, götüm kadar evden ne çok eşya çıktı, topla topla dünya bitti be.

Hani bu eşyalar toplanıyor ya? Keşke aklımı da toplasam gitsem. Kim bilir o kapının eşiğinde neler kalırdı, bilemezsin.
Neler neler...

http://www.youtube.com/watch?v=mqwCko-kzR0

düşündüm ki;

Günahlarını sevmiyorum ve vicdan temizliyor olman beni süresiz rahatsız ediyor. Ne zaman sevgiyi keşfedeceksin hayatında, merakla bekliyorum çünkü çok önceden yazdığım gibi; nefret ile yoğrulmuş yüreğinden ölesiye korkuyorum. çok uzakta kalan yalanları topraktan çıkartıyoruz. Bekle yada bekleme, burada olduğunu hala göremiyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=EzlZjAlT-7Y

7 Mart 2012 Çarşamba

aklıma gelmişken,

hani tırnak makasında takılı olan küçük zincir vardır ya?

onun işte bazen ne işe yaradığını bile bilemezsin. parmağına takar döndürürsün, yada bir yere asarsın ki, göz önünde dursun. 

bazen de çıkar halkasında kaybolur tozlu kanepenin altına kaçar gider.

çok sinir bozucu küçüklükte.

ama onsuz da satılmaz tırnak makası.

aptal bir zincir işte. ama aklıma da gelmiyor değil.

http://www.youtube.com/watch?v=sOS9aOIXPEk&ob=av2e

6 Mart 2012 Salı

aynı ben.

Burada okuduklarını, kendine benzeten var mı acaba ? Yazdıklarımı hevesle üzerine alınan? Okuduktan sonra, "aa şurda kesin benden bahsediyor" diyen?

http://www.youtube.com/watch?v=FRZzUh9hcTo&ob=av2n

5 Mart 2012 Pazartesi

kahveler orta olsun

Gerçekten çok işimiz var. Öyle çok işimiz var ki, şuan hemen şuracıkta gitsem atsam kendimi aşağıya, yeridir. Bazen bu kadar zorluk içinde ayakta kalmayı başarmışken, ufak tefek değişlikler hayatımı alt üst ediyor.

Yeni bir evim var ama hala girebilmiş değilim içine. Lanet yeni ev işleri ve taşıma işleri beni kendimden soğutuyor. Dün akşam sana da anlattığım gibi, bu şehirde yoktan var ettim, varken yok ettim her şeyimi, evimi eşyalarımı, seni, arkadaşlarımı.. ama şimdi, her şey düzenli olacağı yerde gözümde öyle büyüyor ki.

Öyle karşımda oturdun bütün gece.

Yüzündeki kelimeleri aramaya devam ettim. Gözünün içine bakmaya çalıştım.

Baktım da bir ara. Oradaydın. Çok uzun zaman sonra karşımda oturuyordun.

Orta şekerli 2 kahve söyledik.

http://www.youtube.com/watch?v=qxVpVnjdv2A


4 Mart 2012 Pazar

Tutmasaydım Gidiyordun

Hani bazen bazı şeyler tersine döner ya hayatlarımızda?
Şimdi öyle bir zaman dilimi içine girdiğini düşün ama gerçeklikle hayali ayırt edemeyeceğin bir dünya içinde.
İşte şimdi orada sıkıştık kaldık.
Elimizdeki tek şansı kaybedersek, orada ki uçurumdan aşağı seni atacağım.
Şimdi uyu sen,
Üzerine temiz bulutlar düşmeden.
Ben başında bekliyor olacağım o uçurumun.

http://www.youtube.com/watch?v=YDAXl05rJNQ&ob=av2e