14 Şubat 2012 Salı

Saol,bileti varmış.

Ne zamandan beri canımız kadar sevdiklerimiz can düşmanlarımız oldu? Bunun olma sebebinin tartışmasını yaptığımız halde, onun kendini haklı çıkarma fertayları figanlarını ben bağrıma bastım, tamam dedim. Sus dedim. Susmadı. Tereddüt etmeden var olduğumun görmezden gelinmesi,ayrı bir tartışma konusu çünkü bileti olan aslında o değil. O bilet; benim, ta kendisi. O bileti ona veren de benim. Aldığı bilet oyunun yegane parçası. O bilet; bizim geçmişimizin çirkinliği ama içinden çıkmak için verdiğimiz çaba, benim hayır'larım, onun evet'leri, yediğimiz içtiğimiz güldüğümüz zamanın gözle görüşür elle tutulur nesnesi.

Şimdi geçen saatlere bakıyorum, bazen üzülüyorum, bazen seviniyorum. İçinden çıktığımız ama geride bırakmak istemediğimiz anıların içinde O'na ısrarla bir yer vermeye çalışıyorum. Ama, kendine yakışır bir vaziyette, öyle güzel hamleler yapıyor ki, o yere oturmamak için, bir afralar bir tafralar, sanki dünyadaki en iyi anlaşılacak kişiymişte, en mükemmel yada en akıllı, yada en kafası genel kültüre basan o'ymuş gibi, kapının yerini algılamaya çalışıyor. Sonra kafasını bir çeviriyor, o kapı üstüne kapandı kapanacak. Aynı bilette olduğu gibi, saol kapı kapandı diyecek.

Diyecek çünkü biz var olduğumuzdan beri, aynı zamanın içinde yaşayıp durduk, tek sıkıntımız o kapıdan girecek biletin 2 kişilik olmaması. Aynı şehir, yetmiyor bazen.

Evet, yetmiyor.

http://www.youtube.com/watch?v=eg3F4zpOdK8



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder