29 Şubat 2012 Çarşamba

Eğer...

"Eğer bugün bildiğimi dün biliyor olsaydım; o gri gözlerini söker,yerini toprakla doldururdum ve bugün artık benim olmayacağını dün biliyor olsaydım; kalbini söker, yerini taş ile doldururdum."

Babil Köpekleri'nden alıntı. Yazar da, Tan Lin'den alıntı yapmış. Çok uzun zaman önce okumuştum. Ve Engin'e yollamıştım bu yazıyı. İkimiz de hala çok severiz bu lafı. Geçen konuştuk yine, ne çok pişmanlığımız varmış gençliğimiz de, arada bir sabah saat 5'i muhabbeti açılıyor, yerlerde sürünüyoruz gülmekten.

Bu akşam bana şunu yazdı, bekledim ve düşündüm... "Her ne kadar bana söylesen de, sen de yaşlanmışsın."




27 Şubat 2012 Pazartesi

en iyi yalan, henüz söylenmemiş olan.

güzel yalanlar var ortada. işin içinden çıkamayınca olmamış gibi yapıyoruz. sinirlenince yazıyoruz çiziyoruz. sonra bir bakıyoruz ki, hepsi silinmiş uçmuş. kaçıyoruz, yakalanıyoruz, saklıyoruz, gizlemiyoruz, bu hislerin hepsini birden aynı anda yaşıyoruz. çok istemesek de, geçmişin sarhoşluğunu yaşıyoruz arada. kafamızdan geçenler, aklımızı bulandırıyor. bir fırsat bulsam da, elimin tersi ile itsem şu kağıtları, gözünün önünde bir bir parçalansalar. o beklemekten acıyan yalanları duymak zorunda kalmasam. çünkü en iyi yalan henüz söylenmemiş olan. ama şimdi sadece yüzüne bakıp kulaklarımı kapadım. dudaklarını okuyorum. böylesi daha mutluluk verici.

yüzündeki kelimeleri çözerken, istanbul'un bir sokağında kayboluyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=j1yf0_jIRCE&feature=relmfu

19 Şubat 2012 Pazar

alıntı*

Üzerine düşen ışık hiç ışık gibi değildi çünkü seni daha fazla aydınlatamıyordu. Attığın adımlar değildi,adımlarının altında kayan yoldu,bir sokağın içinde yürüyen sen değildin sokak senin etrafında yapılanmıştı ben bu resmi öyle görmüş seni öyle tanımış senin dışında ki herşeyi yanılsama bilmiştim. En çok seni sevmiş,bir tek seni sevmiştim.

yakınımdaki yabancıya

en yakın yabancı sendin, 
daha sürülmemişken ışığın biberi 
yaramıza, 
yaslanırken boşlukta duran bir merdivene 
henüz. 
güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız, 
ilkyaz derken -kışı gözden kaçıran 
yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız 
en güçsüz kollarla- 
çözüldü aşkın zarif ilmeği 
bulandı aynalar duruluğu. 
çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda 
bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık 
olduğunu... 
yabancıların en yakınıydın sen.
(haziran '85) 
nilgun marmara


http://www.youtube.com/watch?v=j0P1epAxJ7s&feature=related

18 Şubat 2012 Cumartesi

15 Şubat 2012 Çarşamba

müsait bir yerde lütfen...

Arkanıza yaslanıp; sahnedeki filmi seyretmeye devam edebilirsiniz zira bu film sonsuz, oyuncular sabit ve inancımız ebedi. Mimikler, sözler, arkada çalan müzik bile zaman zaman tanıdık. Çünkü erkeklerin beceriksiz olduğu konular, onların karakterlerini ele veriyor. Bu konuda daha fazla kafa patlatmaya gerek yok. "İyi olduğum için hep kaybettim" diyenler, bu senaryo içinde en güzel rolü kapmış olmalarına artık şaşırmıyorsunuz. Bu tip sözler ile kalplerini avutan beceriksizleri, kendi yalanları içinde kıvranırken, müsait bir yerde indireceksiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=WbVp09E1LRg&feature=relmfu

14 Şubat 2012 Salı

Saol,bileti varmış.

Ne zamandan beri canımız kadar sevdiklerimiz can düşmanlarımız oldu? Bunun olma sebebinin tartışmasını yaptığımız halde, onun kendini haklı çıkarma fertayları figanlarını ben bağrıma bastım, tamam dedim. Sus dedim. Susmadı. Tereddüt etmeden var olduğumun görmezden gelinmesi,ayrı bir tartışma konusu çünkü bileti olan aslında o değil. O bilet; benim, ta kendisi. O bileti ona veren de benim. Aldığı bilet oyunun yegane parçası. O bilet; bizim geçmişimizin çirkinliği ama içinden çıkmak için verdiğimiz çaba, benim hayır'larım, onun evet'leri, yediğimiz içtiğimiz güldüğümüz zamanın gözle görüşür elle tutulur nesnesi.

Şimdi geçen saatlere bakıyorum, bazen üzülüyorum, bazen seviniyorum. İçinden çıktığımız ama geride bırakmak istemediğimiz anıların içinde O'na ısrarla bir yer vermeye çalışıyorum. Ama, kendine yakışır bir vaziyette, öyle güzel hamleler yapıyor ki, o yere oturmamak için, bir afralar bir tafralar, sanki dünyadaki en iyi anlaşılacak kişiymişte, en mükemmel yada en akıllı, yada en kafası genel kültüre basan o'ymuş gibi, kapının yerini algılamaya çalışıyor. Sonra kafasını bir çeviriyor, o kapı üstüne kapandı kapanacak. Aynı bilette olduğu gibi, saol kapı kapandı diyecek.

Diyecek çünkü biz var olduğumuzdan beri, aynı zamanın içinde yaşayıp durduk, tek sıkıntımız o kapıdan girecek biletin 2 kişilik olmaması. Aynı şehir, yetmiyor bazen.

Evet, yetmiyor.

http://www.youtube.com/watch?v=eg3F4zpOdK8



13 Şubat 2012 Pazartesi

ay çok geç kaldık

bir çanta,bir kaç parça eşya. ama en çok hoşuma giden de her seferinde, hepsinin tek bir poşete sığması. ama bu kez; hepsini terkos poşetine koydum, komik oldu.


http://www.youtube.com/watch?v=jS3vW0nam5k

12 Şubat 2012 Pazar

pazar günleri güzeldir

1 gün 24 saatti.
günlerden pazardı.
tarih bugündü.
10 buçukta uyandım
3 tane mesaj yazdım ve yolladım, 2 tanesine cevap aldım,
bir tanesi doğumgünü mesajıydı
bir şeyler atıştırdım
bir kitap bitirdim, 2.cisine geçtim
müzik dinledim, blog yazdım
seni terkettim
eşyalarını topladım
karnım yine acıktı
bir şeyler daha yedim
uykum geldi
duş aldım
günahlarımdan arındım
günü bitirdim
yarın yeni bir gündü
yeni günahlara sarıldım
eski sevapları sildim
artık daha kötüyüm



11 Şubat 2012 Cumartesi

izninizle gitmek istiyorum

Bu başlığın ilk kelimesi olan izninizle'yi yazacak bir karaktere hiç ama hiç sahip olmadığımı biliyorsunuz. Başına buyrukluğumu ayaklar altına alacak o kelimeyi yazmış olmam, gerçekten hayatımda bir şeylerin ters gittiği mesajını vermeye çalışıyor. Geçen bir dostun benden istemesi üzerine karaladığım bir kaç sayfa yazının; ikimize ait hayatların ve bu hayata ait gerçeklerin sapır sapır ortaya çıkmasını kaçınılmaz kıldı. Ben gerçekten o kadar etkilendim ki, bu edebilik içinde rahatça ölebilirdim. Yalnızlıktan ruhlarımızın bittiği doğru. Etraftaki bedenlerin içinde elle tutulan gözle görülen ruhlar, uçup gitmiş, ben ve sevdiğim insan bu ruhları bir bir aramışız. O bulamamış ve pes etmiş. Tüm bu haspa hayat meseleleri içinde insanların gözünün içine bakarak karakter çözme yetilerimizi keskinleştirmişiz. Ama bu yeteneğin bu saatten sonra bize bir faydası yok çünkü O; çürük bedenlerin dünyasında kendine güzel bir yer buldu. Ben de izninizle gitmek istiyorum. Daha fazla onunla kalamam.

http://www.youtube.com/watch?v=RUDc1frz22E&ob=av2e

6 Şubat 2012 Pazartesi

man like you

bazen o kafanı neden o omuzlarda taşıdığını düşünüyorum. o kadar farksız ,o kadar düzsün ki, arayışların o bedeni doldurmuyor. Çünkü çok övündüğün o bedeni, oracıkta bıraksan bile kafandan çok daha fazla işe yarayacak. hacmi ile yer kaplayacak. ama bedeninden ayrılan ve gökyüzüne uçan kafan, asla yere inmeyecek. hiç bir işe yaramayacak. kafan, yaşadıklarını terk edecek. düşlerin gökyüzünde dağılacak.

5 Şubat 2012 Pazar

gerçeksizlik

Aklım resmen yere düştü.Beynim yavaş yavaş aşağı doğru kayarken soğuk iki göz ile karşılaştım. Hiç istemediğim bir yerde hiç istemediğim bir zamanda hiç istemediğim bir çaresizlik içinde kitabımı açtım, 1-2 sayfa okudum ve kapattım kapağını. Okuduğum sayfaların, hikayenin son sayfası olduğundan habersizdik. Dünyanın döndüğünü o sırada anladım. Aslında kanımın donduğunu, kalbimin içinden buzlar geçtiğini bildiğim halde, o sırada içten çırpınışları bırakıp kitabın sonuna odaklandım. Bu güzel hikayede güzel insanlar vardı ama hepsi de çok uzaktaydı. Onlardan sadece bir tanesi biraz yakındı. Yarım yamalak bir ağızdan çıkan tek iddialı sözcük, benim geçmişimde yer edinmiş yegane lezzetli bir kaç kelime idi. Söyledim. O da kaydı gitti. Hareketsiz duran bir nesneye sarılmak gibiydi ona bakmak. Çünkü gerçeksizlik içinde sıkışıp kalmıştı, oradan onu çıkartmam hataların en büyüğü, orada bırakmak ise kederlerin en aşağısı olacaktı.Ne yapsam bilemedim.Dışarıda kar yağmış ,ellerimiz bembeyaz olmuştu.

Biraz daha fazla üşüdüm ve öldüm.

http://www.youtube.com/watch?v=klKCeFDnDiI