29 Aralık 2011 Perşembe

susmamak üzerine bir kaç cümle

Geçen gün yine kızdım birine, sonra aklıma lacivert bir deniz geldi, sonra; doğuştan kör bir insana lacivert rengi nasıl anlatırsın sorusu geldi , bu soruyu sadece hayatımda akıllı olduğunu düşündüğüm kişilere soruyorum. Sorunun cevabını bilmesem de, sormak beni mutlu ediyor. Hayatıma göz ucu ile baksam, lacivert rengin aslında sadece kafamda sonsuzluğu temsil ettiğini görebilirim. Güzeldir o içindeki özgürlük hissi. Elini uzatınca, huzurla elele tutuşacakmış gibi bir çerçeve.

Geçen gün yine güldüm birine, ama çok güldüm çünkü cinsiyet olarak yanlış yaratıldığını düşündüm. İstanbul’un onu hiç sevmediğine, onun da İstanbul’u hiç sevmediğine kendimce karar verdim. İçinde, duygudan yoksun birkaç insan barındırdığını fark ettim. Ne kadar aşağılık bir vaziyette iken, bana musallat olduğunu düşündüm. Onu anlamak için kendime 3 gün süre vermiştim , üstün başarısı sonrası 2 günde anladım küçük aklını. Eğer bu yılbaşında büyük ikramiye bana çıkarsa, ,kaşar erkeklerin kadın cinsiyetine geçmesini ve tüm İstanbul'a vermesini sağlayacak bir dernek kurucam. Bu yükümlülükten onları kurtaracak maddi desteği sağlayabilirim, evet.

Geçen gün birisi için ağladım, ama içim doldu, dayanamadım, öyle bilgisayar başında çalışırken ofiste bir bakmışım fırt diye ağlamışım. Yalnızlık acısı çeken bir dostum için ağladım aslında. Bu konu çok ayrı, onu da başka zaman yazarım. Tam o sırada "ben en son ne zaman ağladım lan" diye düşündüm ve ne mutlu ki hatırlamadığımı fark ettiğim. Cidden hatırlamıyorum. En son kimliksiz bir pezevenk yüzünden katılmıştım, nefesim filan kesilmişti. Gerçi şimdi gelse, bokumu bile vermezdim, ama kendisine çok iyi bir kimlik kartı basmak isterim. Üstünde adam değilsin lan sen yazardı muhtemelen.

Geçen gün birisi için çok şaşırdım, adam olmuş gidiyorsun bana veda ediyorsun yazmıştım, sonra kişilik bunalımları filan hakkında konuştuk, hooop birde baktım ki iki tane kalbi varmış. Dahası tek olan kalbini ikiye bölmüş, öyle yaşamaya devam ediyor. Bana bir şişe şarap borcu var hala, belki marjinal bir kaç mekan gezeriz, kendimize yaptığımız ihanetleri dökeriz Beyoğlu'nun sokaklarına. Ne zamandı bilmiyorum, yine hangi kuyuya düştüğümüzü konuşurken, uyuyakalmışım, sabah uyandım işe yetiştim filan. öyle.

Geçen gün birisi hakkında bir şey öğrendim. sonra içimden dedim ki, çok orospu çocuymuşsun be, hani olunur da, bu kadarını nasıl becermiş aklım almadı. Öyle ki; bu sıfat üstüne, mastır digriii yapar.Arkadaş, bu tipler neden kendilerini bu kefeye koymada birbirleri ile yarışırlar anlamıyorum, neden bir insan , kendine ortalama 80 yıl tahsis edilmiş bir bedenin ve aklın varlığını boş işlerle öldürür. Sonra neden cevap vermedim oluyor. Vermem tabi lavuk, yalan söylemeyi bile beceremiyorsun.

Geçen gün biri ile yazıştım, yazışmaz olaydım, arkadaş özgüven bazen insanı ne komik hallere düşürüyor, söz konusu bir hatuna laf yetiştirmekse, kelimelerin yazıların götü başı ayrı oynuyor, içinden özentilik ve çelişkilik akıyor, tiksinmiyorum bile, tiksinemiyorum bu ucuzluk içinde, aklımı yitiricem bu oynak adamlar karşısında, yavşaklık diz boyu, içip içip kapıma dayanın oldu olacak.

Geçen gün birisine söylendim. Öyle böyle değil, iyi söylendim. Hatta ona söylenirken, kafamdaki tüm diğer haysiyetsizlere de söylendim. Kısa zamanda büyük işler başaracağını sanan ancak beyni sadece yumurtalık bölgesinde çalışan, azıcık daha azim etse bütün İstanbul'un altına yatacak erkek topluluğunu, alkol şişesinin içinde boğulurken seyretmek bana büyük keyif veriyor. Alkol almayanları da var bunların, onlar genelde yandaş birilerini bulup en ucuz elma suyunu tercih ediyorlar, paradan götü 2,5 metre genişlemiş barzolara selam veriyorlar,alkol almadığı için boynu bükük cumartesi gecelerini telefon listesinden kız aramakla geçiriyor. Komikmiş bu tipler.

Geçen gün birine rastladım, eksikmiş kendince. Elinde bazı güzel şeyler varmış ama paylaşamıyormuş. Hayatının bir köşesinde sahip olduğu ve sakındığı şeyleri yakıştıramadığı duygusuz insanlarla muhatap olmuş, öyle anlatıyor. Bende buna biraz kızdım, ne gerek vardı bu hareketlere. Varmış ki demek gitmiş gelmiş bu kahrın içinde. Ben pek hoşlanmadım bu durumdan ama benim gözümün içine bakarak bir şeyler anlattı.Bende inandım valla. Güzel insan.Saygı duyuyorum, retro bir kafası var.

Geçen gün biri geldi, bana dedi ki; yok ya..Gelmedi öyle biri, gelse dahi söyleyecek lafı yok çünkü böyle adamlar kalmadı.Kalitesi alkol bardağının içinde olanlar, söyledikleri yalanların içine gizlenmişler, her bir köşe başında sinsice bekliyorlar. Sadakat eğer bir kadın olsa, onu da becerecek bu lavuklar.

Susmak bana göre değil, hiç bir zaman olmadı. Yukarıda yazdıklarımı yazmasam belki, oraya yazarım, orası olmasa, başka yere, burası olmasa en kötü ihtimal unutamayanların ve yazılarımı peşleyenlerin beynine yazarım bu kelimeleri ama susmak bana göre hiç bir zaman olmadı. Gördüğün gibi aslında değişen bir şey yok, hala sevgisizlikle kıvranan hayatının içinde, silik bir şekilde yaşamaya devam ediyorsun.

Bitti.
Gidebilirsin.

16 Aralık 2011 Cuma

çok lafım,az zamanım var

senin yazdığın yazıyı da sikiyim, senin kafanı da sikiyim. adam ol lan, sikim sikim işlerle uğraşıyoz burda, bi de senin gereksizliğin beni deli ediyor.

http://www.youtube.com/watch?v=xQ04WbgI9rg&ob=av2e