8 Şubat 2011 Salı

günlük alıntıları-1

Stresli bir günden sonra, eve gitmek, bir şeyler atıştırmak, Tarçın ile ilgilenmek, sohbet etmek... Bunları hayatımda değiştiremiyorum, rutinler ama benim alışık olmadığım şeyler de süregeliyor.

Özlemek.
Seni özlemeye alışkın değilim. Seni haftasonu görüp, daha kokunu bile anımsamadan pazar senden ayrılmak, özlemenin karşılığı hiç değildi. Kısacık zamanlarda sarılıp öptüğüm adamı hafta içleri özlemiyormuşum. 

Özlemek şuymuş;
senin beni 2 günde bir arayacağını bilmek ve o 48 saati saymakmış. Özlemek, benim sana "öksürüğün geçmedi mi daha?" sorusunu sormamdan sonra yaşadığımız 1-2 saniye sessizlikmiş ya da sana "ne yedin bakalım bugün? sorusunu sormammış. İstediğimde sana ulaşamamak, yardım etmek istemek bir şeylere ama edememek, seninle aynı anda gün saymak ve kalan günleri ayn anda birbirimize söylemekmiş. Rakı içmeyi özlemekmiş, Cumartesi günü, Kordon'da kahvaltı sonrası Bira'da içeriz demenmiş. Ama Can'ım herşeyden hepsinden önce, senin beni özlediğini söylemenmiş. Özlemin gerçek karşılığı buymuş, anladım... 16-01-11

1 yorum: