25 Mayıs 2010 Salı

itiraf ettim


..Neden iyiyim, onuda yazıp bitireceğim. Varlığını ve yokluğunu şüphe içinde yazdığım, öncesinde bir çok nedenine güvendiğim sen, hep hayatımda ama'lar ve yersiz karamsarlıklarla devam etmeyecektin. Son bulan biz değil, sana yakıştıramadığım koca bir şehir suskunluğuydu. Bu şehirde olman bile yetiyor ve zaten acı olanda bu. Gidişimin tek nedeni, senin olduğun şehire benim kinimin yakışmamasıdır. Tanrı beni tüm kötülüklerden korusun.

24.02.2010

cümleler


Sessizliğin içine saklanmış cümleler varmış.
Çok beklemiş.
Çok beklenmiş.
Usulca gözler yere inmiş,biraz sitem edilmiş,biraz naz çekilmiş.
Sonra biraz sessiz kalınmış.
Sarılmış.
Bir eli kadehteymiş.Bir eli kalbindeymiş.
Seslenmiş gölgesine, saçlarına dokunmuş,
geçmişi sormuş.
Sonra bakmış uzunca
ve sonunda mutlu olmuş.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

yeni bir sayfa

yeni bir sayfaya yazmak konusundaki ısrarcılığım ve sert inadım devam etmekte. kalemimle sayfalar arası küslüğe bir son verdim ama bu seferde ben kendimi aklamadım. ivedi bir günahkeçisi arayışındayım. çok güzel yakıştırmalar yapabilirim günahlarıma.onlara değişik şekiller verebilirim, beğendirebilirim,dikkat çekerler.çok umursamazdırlar onlar. elbet bir gün,bir tanesi ayağıma dolanacaktır.tam kurtulacakken, eskilerine yeni bir tanesini ekleyeceğimdir.bu böyle sürer gider.

sonra adamın biri çıkar.

"ah bee, sen nerdeydin" diye sitem ederim.

günah dağının ardından.

3 Mayıs 2010 Pazartesi

sen, kadınım...

gözlerindeki umursamaz ama içten içe korkan bakışlarına aldandım. söylemek istediklerin yıllardır dilinin ucunda. bunun farkına varabilmek için iki dudağının arasına kaçamak bir bakış atmak yeter.saçlarını her savuruşunda ege'nin deniz kokusunu içime çekiyorum. her bir teli, her bir ışıltısı, ege gibi. yürüyüşün, sesindeki tını, İzmir'in kıvraklığında,aldanası.
kirpiklerinden düşen mavi maskaralar, aynı ege'nin laciverti gibi..

Özlüyormuşsun.
Özledikçe ölüyormuşsun.
Ne zaman uyanacaksın bu keşmekeşten, belirsizmiş.

Zamanı durduracakmış gibi yaşıyormuşsun. İçine sinsin istiyormuşsun. Öyleymiş son zamanlarda.
Ama halbuki bilmiyorsun...
Kaybediyorsun.

Şimdi ...
İstanbul'un o çok merak ettiğin sokaklarında gönlünden atamadığın fahişe kılıklı kadınları kovalıyorsun. Kiminin gözleri zehir, kiminin dili sivri, kimi çocuk gibi, hiç büyümemiş. birinin suratı 5 karış. Birini yakalasan öldüresiye döveceksin.
Yada belki şartlı salıvereceksin.
Hapsetmek sana göre değil ki.
Hiç hapsoldun mu?
Daha önce hapsettinmi vücudunu bir yere?
Birine?
Biri?
Bir?

Gözlerindeki heyecanı, kalbindeki tutkuyu kaybetmeden,
Ölmeden,
bekle beni - geleceğim yanına,yanı başına.
sonrasında sana anlatacaklarım var. hele bir otur dinle beni.
Hikayem çok uzun.
Çok ..

"Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmış odaya her yere
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen
Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş
Ne olur terketme yalnızlık çok acı
Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte
Sen kadınım"