9 Aralık 2014 Salı

IWI Christmas Shopping Festival Gerçekleşti & Fermina İle Büyük Buluşma

Ay IWI'nin Christmas Event'i çok güzel geçti! Balkon Sefası ekibi olarak tam kadro oradaydık. Sabah 10'da kapılar açıldı ve insanların çok güzel bir ilgisi vardı. Lokasyonun iyi olması, ziyaretçi profilinin kalitesi, sergilenen ürünler, herşey kusursuzdu bence. Balkon Sefası, güzel dekoratif ürünler, ev tekstili, vintage kıyafetler, organik reçeller, takılar ve daha bir sürü ürün ile festivalde yer aldı. Ev ürünleri çok ilgi gördü, teşekkürler deriz. Nilşah ile gece 8 gibi Hilton'dan ayrıldığımızda yorgun 2 minik surat kaldı geriye. Before / After resmimiz malesef yok ama Before'umuz şöyle idi ; 


Öğle saatlerinde standa eyeliner'ı, uzun boyu ve güzel gülen suratı ile Fermina çıkıp geldi. Sanki 15 senedir görmediğim bir abla gibi ayol, resmen Minoshka buuuuu. Karmaşık koridorlardan çıkıp noel baba kıyafeti giymiş bebeklerin arasından bi bahçe bulduk, ayaküstü sohbet ettik. Heyecandan bir selfie bile yapmamışız. Ama nasıl musmutlu oldum, nasıl iyi geldi bana anlatamam! Barbarian Kocişkosu ile Morrisey konseri için gelmişler ama konser iptal olmuş. Bir anda karşımda görünce günün bütün yorgunluğu gitti. "Güllerin içinden caaaanım Stephen King kitapları ile koşarak gel bana geeeeelll" şarkısını söylüyorum. Kendisi registered logolu idolum (®) Dünyalar kadar teşekkürler derim. İyi ki var, iyi ki geldi. Bir sonraki İstanbul gezinde O'nu rahat bırakmıcam aahahahhaha.


Ben de festivalden keçeden yapılmış, Fatima'nın Eli ve 1 tane de perde kenarına asmalık bir dekoratif ürün aldım. İncik boncuk merakım artık eskis kadar yok. Ama siz bu festivali kaçırdık diye üzülmeyin, Nilşah'ın ürünleri hala Kumbaracı Yokuşu'nun sonunda sizi bekliyor. Bence yeni yıl için oraya gidin ve mutlaka ürünlere bakın.

Herkese iyi haftalar. Küs uyumayın. Sevdiğinize sahip çıkın ve O'nu asla üzmeyin.

4 Aralık 2014 Perşembe

International Women of Istanbul Christmas Festival 2014, Güzel Blog Yazıları ve Teşekkürler Teşekkürler

Geçtiğimiz hafta otelimizde yaptığımız Gurme Blogger Event'in blog yazarlarından çıkan event yazıları bazıları şurada şöyle efendim. Güler yüzümüzden de bahsetmişler. Teşekkürler derim. Lezzetli bu evente destek verip zaman ayırdıkları için. Güzel yazıları için de eller dert görmesin.

Banu'nun Dünyası,    Anne Mutfak Perisi,   Alev Geziyor,   Eymi'nin Mutfağından, Dilekita,    Limonlu Kek ...

Ve 7 Aralık, yer Hilton Harbiye. Pazar günü şıkır şıkır giyinip Nilşahcığımla Balkon Sefası'nın IWI Christmas Shopping Fest için tasarladığı müthiş güzel ve tatlış ürünlerini sergileyeceğiz. Sevdiklerinize, dostlarınıza, çocuklarınıza yeni yıl hediyesi almak isterseniz, bizimle sohbet etmek, Balkon Sefası'nın güzel konsepti ile tanışmak için mutlaka gelin! Kek yeriz, kahve içeriz, fotoğraf çekiliriz. Çekişler olacak, hediyeler dağıtılacak. Farklı ülkelerin standlarını da görmek isterseniz uluslararası bu festivali kaçırmayın. Bizim stand numaramız 8-9 , sabah 10.00 gibi başlayacak. Akşama kalmayın, güzel hediyeleri kaçırmayın! 



2015 Alışveriş Listesi ve Bağzı Evren Dilekleri

Efendim, geleneksel yıl sonu alışveriş listem ile karşınızdayım. Geçen sene yazdığım listeden sadece 2 tanesi gerçekleşmiş, güzel ilerleme bence :):):):) Bu sene bazılarını güncelledim, bazılarını eledim ve ekledim. 

1-Timberland demişim de, bu sene caydım, yaşla alakalı sanırım, bazen bazı zevklerim hop diye değişiyor. Bana şimdi bu tarçın rengi bot kıro geliyor. Ama siyah ayakkabıyı 1 senedir hala alacam. Geçen Markafoni'den istediğim gibi buldum. 1 hafta sonra siparişimi iptal ettiler. Sinirden böğrümü dövdüm. Temin edememişler. Tıpış tıpış Nine West'e gidecem.
2-Blog adresimi com'a çevirmedim. Çevirmicem de. Canım istemiyor. Onun yerine sosyal medya hesaplarımın kullanımını azalttım. Bunun açıklamasını geçen yapmıştım.

3- Ipad mi, Iphone 6 mı? Biliyorsunuz kırık eşyalar ile yıldızım çok barışık sjakjhdjahd. Zamanımı alıyor insanların ya da eşyaların kusurlarını kabul etmek evet ama şükürler olsun der misiniz? evet önemli bir konu, bunun için yoga bile yaptım, telefonumun camı kırık, iyi bir kırık, lavabom da kırık. Ekranı değiştirecem. Ipad'i ise yazdan sonra.

4-Banyo lavabosu hala kırık. Geçen size yazmıştım. Koçtaş ile kavgalıyım zaten, böyle davar bir Horoz Lojistik şirketi felan, değiştircem ama ne zaman bilmiyorum.

5- Ne güzel, geçen sene ikameti Şişli'ye aldırcam demişim, aldırdım. Artık kağıt üzerinde çakma İstanbullu :( Pasaport yazmışım. Evet çıkarttım. Bu sene de bürokratik işlerim devam ediyor. İş değiştireceğim için bir takım evraklar toplamam gerek.

6-2015 için bir seyehat planım var. İzin alabilirsem yeni iş yerimden :( Roma-Floransa-Venedik gidip bi gezip geleyim yeter blog ağladı italya yazılarından. Çok yazmayım, sakınıyorum, nazar değmesin :) Bir de Sırbistan var. Bir de Beyrut. Evet bunlar şimdilik aklımdakiler. Hı-hı.

7- Herschel Supply. Öhöm öhöm, en zaruri ama en maliyetli isteğim, 2015'te bu çanta. Bildiğin sırt çantası ama ben tasarımlarını, böyle bir bilgisayar ekranı gibi baskılarını çok seviyorum. Bilstore'da var efendim.

8- Tatlış kek kalıpları. Şimdi pat diye bu nerden geldi derseniz, Eminönü'nde gördüm geçen, harikalar. Bu kış evde Yoga'dan artan zamanlarda, mutfak konusunda el becerimi geliştirmeye karar verdim. Evimde bir mikserim bile yok. Alıcam. Ama hangi marka alacağımı bilmiyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum, el ayarım güzel, yani sadece biraz ilerletmem gerek. Yakında vıcık vıcık "hanımlaaarr" diye lafa başlayan yemek tarifleri yazıcam blogta. Hsahsjhajahahah. Şaka.

9-Kıyafet askısı. Aslında bunu 1. sıraya yazmam gerek. Sandalye üstüne felan kıyafet asmaya başladım. En uyuz olduğum şey. İkea'dan almayı düşünüyorum. Bir de koltuk örtüsü. Geçen English Home'dan baktım. İstediğim gibi değildi. Ben daha pamuklu bişiler arıyorum. İkea'yı bi kez daha kolaçan edicem. Annem dün bana English Home'dan yatak örtüsü almış, canım annem yaa...

10-Aylık akbil. Ahahahahahah evet bu da garip bi konu, bu işi de haftaya halletmem gerek :) İş evraklarını hazırlarken onu da aradan çıkartacağım. İBB cebimizden güzel sokalıyor. Şöyle halının altına doğru. Üziiiiim avzını yerim Üziiiiiiim.

Efendim, durumlar bende böyle. Yeni yıldan kişisel beklentilerim var elbette ama bunu kutluyacak kadar değil. Çünkü beni çetin bir yıl bekliyor dostlar. Plan yapmadım, yapmak da istemiyorum. Evde, geçen sene grip olup, yatıp, içemediğim şarapların acısını çıkartmayı düşünüyorum. En kötü, gelmeyen ayakkabı için böğrümü dövmeye devam ederim kdjakska.

3 Aralık 2014 Çarşamba

Rezil Otel, Bir Daha Gitmem

Türk erkeklerinin gözü dönüp, sikini eline alıp, koşarak bir otel resepsiyonuna gelmesi ve yine sikleri elinde ühü ühü ühü kapıdan çıktıktan sonra, soluk soluğa oteli booking.com 'da boklaması içler acısı dostlar. 5 dakikalık keyfini şeyyapamayınca, benim ekibime rezalet diyor bu erkekler. 8 saat gece 12'ye kadar ayakta çalışan kadın çalışanıma terbiyesiz diyor. Tavsiye etmem diyor. Sikiş daha önemli diyor. Berbat bir anlayış var diyor. Uçkurları o akşam boş kaldığı için, kendilerini resmiiice karşıma alıp, efendim otelin güvenlik prosedürü imi imi imi demeye çalışıyorum. Taksim biraz hassas bir bölge, güvenlik önemli, dışardan gelen kadın götünüzü kesse gitse naparız efendim diye açıklama yazarken, gözümde bu erkekler koca bir sik şeklini alıyorlar, böyle otelin üzerinden woooww woooww woooww daireler çiziyorlar ahahhahaahahahhaha. 

2 Aralık 2014 Salı

Hayatımızın En Uzun Haftasonu ; 2015 İstanbul Chill-Out Müzik Festivali

Beklenen haber düşündüğümden erken geldi. 2015 İstanbul Chill-Out Müzik Festivali'nin tarih lansmanı yapıldı. Bu yıl 10. yaşını kutlayacak festivalin yeri, geçen senenin güzel deneyiminden sonra tekrar Lifepark olarak karar verilmiş. Şaşırmadım. Tarih ise, 23-24 Mayıs. İlk defa 2 gün set edildi. Lounge Fm, katılımcıların "keşke 2 gün olsa" dediği feedbackleri tamamen dikkate almış. Lifepark geçen sene öyle güzel öyle keyifliydi ki, 12 saat yetmedi bizlere. Sanırım hayatımızın en uzun ve en renkli haftasonunu yaşayacağız. Festivalin, yine ilkleri yapacağına eminim. Line-Up için ise, şimdiden çok ama çok heyecanlıyım. Early Bird Biletleri şurada efendim. 

27 Kasım 2014 Perşembe

Patates Tarçın'a Hill's Amerika'dan Jest

Efendim bu sefer bu yazının konusu ve kahramanı Tarçın çocuk. 


Biliyorsunuz 5 yaşında patates görünümlü bir kedim var. Tarçın, doğuştan Gastrointestinal hastalığı olan bir kedi. Yani insana vurduğumuzda, tembel bir pankreas ve mideye sahip. Tek seferlik sindirim yapabiliyor ancak herhangi bir şeyi düzenli yediği zaman kusuyor. Bu nedenle yağsız ve bol lifli bol vitaminli diet mama tüketiyor. Bu mama Hill's in I/D sınıfı. Sadece veterinerlerde bulunan mamanın kuru ve yaş formatı var. Geçici bir rahatsızlıkta medikal amaçlı kullanılan mamayı Tarçın, kronik olduğu için ömrünün sonuna kadar yemek durumunda. 1,5 kiloluk paketi 60,-TL. 1,5 ay bize yetiyor. 

Efendim, tabi biz kedi köpek sahipleri bu tip burjuva hastalıklarından dolayı bu firmaların "müşterisi" oluyoruz. I/D müşterisi olarak ömür boyu bu mamayı yiyecek Tarçın adına, Hill's 'in Amerika merkezine bir email attım. Tarçın'dan vazgeçemicemi, ömür boyu onların müşterisi olacağımı, ama belki yılda bir kaç sefer kullanmak üzere bedelsiz mama kuponu ya da e-indirim çeki gibi bişiler verip veremiceklerini sordum. 2 gün sonra yanıt geldi, Request bölümüne ilettiklerini söylediler. Aradan 1 hafta geçtikten sonra Hill's Türkiye'den aradılar. Nazik bir kadın, geçmiş olsun dilekleri iletti. Veterinerimizi bildiklerini, global anlamda böyle bir imkanlarının ya da bedelsiz süreli bir uygulamanın üzülerek olmadığını ancak Tarçın'a bir hediye göndermek istediklerini söyledi. 1 paket 1,5'luk I/D ! Haftaya dükkana bırakacaklarını ve bunu ancak Amerika merkezden talimat alarak yaptıklarını deklare etti. 


Long-Life bir uygulamanın olmadığını aslında tahmin etmiştim, biz sahip değil müşteriyiz. Ehh,şey, iletişim hızlarından mutlu oldum, tam iş değiştireceğim sırada mamadan tasarruf yapabileceğim 2 ay kazandım. Ben de çok teşekkür ederek ilgilerini takdir ettim. Eğer bu tip konularda ya da başka konularda "müşterimsi" şeyler yazmak isterseniz, Hill's hızlı iletişimi yemiş yutmuş. Şuraya yazabilirsiniz.

Patates yine 4 ayağı üstüne düştü. Benim hayatımda çeşitli virajlar var, Tarçın bunların bir yerinde kendine yer bulur. Kış ortası ev ararken, 2 sene önce şuanki evimi veterinerimin bana bulması gibi, ya da hayatın içindeki detayların yaşanmaya değer olup olmadığını sorgularken, gözgöze gelip karnını sevdirmesi gibi, ya da evde bir terslik olunca bana bir şeyleri hatırlatması gibi... 

Sanırım hayvan sahipleri bu yazdığımı biraz daha iyi kavrayacaktır. Yaşı ilerledikçe bana anımsattıklarını sürekli düşünür hale geldim. Sizin peki kediniz ya da köpeğiniz hayatınızın içinde nasıl anlamlara sahip? Neler hatırlatıyor varlığı size? Hiç düşündünüz mü? 

26 Kasım 2014 Çarşamba

Go Than. There are other Worlds than these. (*)

Yayında mıyız?

Meraba :)

Uzun günler ve hoş geceler dilerim.

Ya durun bi allaşkına darladınız da darladınız, çok yoruldum. Yazıp gidicem hemen. 

Olaylar olaylar akjsdkahdskahkaljl, tamam yazıyorum tamam.

Yoga yapıyorum. Yoga çok güzel bişi. Nefret ettiğim şeylerle başa çıkmaya, güzel uyuyup iyi beslenmeye, zamanı faydalı kullamaya, ertelediğim disiplinlere geri dönmeme vesile oldu. Teşekkürler yoga teşekkürler türküye. Cihangir Yoga'dayım.

İstanbul'da Osmanlı Hamamı'na gitmek isteyen var mı? İsteyen varsa Kılıç Ali Paşa Hamamı'na gitsin. Gerçekten Dünya'nın en muhteşem yeri olabilir. Tophane tramvay durağında, 7 gün açık, giriş ve tüm hizmetler paket olarak 130 lira. Çağlayan Hanım'ı tercih edin. Abla beni döve döve yıkadı. Allah razı olsun. Girişte ikram edilen zengin meyveli likör ve çıkışta çaylar şirketten. 

Efendim sosyal medya ile pek ilgilenemediğim için ve bollaşan sahte ilişkilerden kendimi sıyırmak istediğim için blog ile ilişkimi kesmicem. Elbette insanların binbir hayat telaşı var. Kimse kimseyi bişilere zorlamıyor. Dün öylesine bi yazdım , ayyyyyyy allahhhıııımmm, duygulananlar, böyle bir rol kesen ilgiler, böyle "ooooo aaa döndün" demeler. Sanki çok sikinizde gibi. Siteler arkadaşlık etiketinizi gösteren bir süzgeç olmuş. Çünkü dostça, hakiki, doğru iletişim kurmak isteyen zaten ulaştı bana. Hayır efendim, dönmedim. Ben zaten olduğum yerdeydim, hep olduğum yerdeydim, o sizin sahteliğiniz. Nefret ediyorum şu siteler üzerinden gösterdiğiniz yapmacık ilginize. 

Üniversiteden çok eski bir dostumla yollarım kesişti, çok tesadüf şekilde tekrar girdi hayatıma. Şimdi aynı evde yaşıyoruz. Meyveli yoğurt yiyoruz, kitaplarımızı paylaşıyoruz, sergi kovalıyoruz. Eski günlerdeki gibi. Bize 7 sene önce İstanbul'da hayallerinizi gerçekleştireceksiniz deseler inanmazdık. Tur rehberi olduğu için bana bir sürü magnet getirecek. Teşekkürler derim, şükürler olsun der misiniz ?

20 saatte 2 kadın 50 m2 ev boyadı. Evet badana yaptım. Bembeyaz oldu ev ayol. Bodrum'a benzedi yaşadığımız yer.

Bütün eşyalarımı çöpe attım dostlar. Koltuk,  dolap, masa, perdeler, halılar, avizeler, tavalar, tencereler, bardaklar, fincanlar, çatallar, kaşıklar, kesmeyen bıçaklar, kilimler, ayakkabılar, giyinmediğim abuk subuk giysiler, hepsini hepsini çöpe attım. Yenilerini aldım. Temizlendim, arındım, büyüdüm, güçlendim.


Bu aralar dekoratif objelere, yastık - perde tekstiline, DIY ürünlere, güzel nevresimlere sardım. Geçen İkea'da 3 saat gezdim. Evi tüm baştan dekore ettim. Son 2 aydır gözlerinden kalp çıkararak English Home'dan alışveriş yapan bir kadına dönüştüm. Hiç bilmediğim konulardı, onları da öğrendim.

Havalar düzelince şu çiçek ekme işine tekrar girişcem. Becermediğim bi o kaldı.

Koçtaş ve İkea ile saç baş yolduran ilişkim devam ediyor. 

Hayatım ters düz oldu, tonla şey değişti, bir sürü yenilik yaşadım son 2 ayda, ama kırık lavabomdan kurtulamadım dostlar. Horoz Lojistik denen zübükler Koçtaş'tan aldığım yeni lavaboyu eve paramparça getirdi. Aradım, taşıma şirketiniz çok davar, evin yolunu bulabilmiş ama lavaboyu şangır şungur evime getirmeye utanmamış dedim. İade ile 20 gündür uğraşıyorum. Gelip lavaboyu aldılar evden. Eskisi kırık, hala kullanıyorum. Kaderim oldu. ABV lavabo.

DHL'e güvendim, İKEA'dan alışveriş yaptım. Ürün gelmiş ama Yurtiçi Kargo ile,üstelik şubede 3 gün beklemiş. Aramasan aramıycaklar. Aradım, "eee 5 gün daha bekliceniz çünkü taşıma için ekstra eleman temin edecez, 30 kilo üstü vs. vs." Benim problemim değil, ürünü acil adrese getirin diye talimat verdim. Ertesi gün aradım, dağıtımda dediler. İyi, evde kimse yok birini yönlendircem. Yurtiçi Kargo koliyi apartmana içeri bırakıp gitmiş. Aradım İkea'yı, resmen ayakta sikiyorsunuz dedim. Kargo bedelini iade aldım. Dostlar dertlerim hiç bitmiyor dostlar.

Sigarayı bıraktım.

İstifa ettim. Böyle alengirli bir Amerikanya zincirine geçiyorum. Evet, bayaa 5 yıllık bir macera bitiyor Midtown'da. 

Kara Kule serisinde sona az kaldı. Yukardaki işlerden bir de kitap mı okudun diyceksiniz, evet okudum. Kara Kule serisinin bir yazısını yazmayı düşünüyorum zaten. 

Bu hareketlerin, bunca heyecanın hayatımda oluşmasında, Sabahattin Ali kitaplarını okumayı bırakmış olmamın faydası var. Geleceğimden 1 adet İbrahim Tatlıses eksildi. Pis ağlak herif.

Artık evimde minnoş bir kitaplık var. İzmir'e gittim 29 Ekim'de. 2 gün kaldım döndüm. Ordaki kitaplığımı İstanbul'a taşıdım. Derli toplu oldu, çok da güzel oldu. Resmen çocukluk hayalimdi.

KYK'ya olan vergi borcumu en sonunda yapılandırdım. Çok bi indirim olmadı. İnsanlık için küçük bir olay ama benim için büyük bir adım. Beş para etmez devlete olan kişisel borcumdan 10 ay sonra kurtulcam.

7 Aralık'ta Balkon Sefası ile Christmas Shopping Fest'e katılcam. Satış yapıcaz Nilşah ile. Yer Hilton Harbiye. Öğlen gelin. Pasta börek yiyip yeni yıl temalı hediyeler alırsınız. Çekilişe katılırsınız. Balkon Sefası, festival için özel şeyler hazırladı. Stand numarası 8-9, hadi gelin hadi. 

Bloggerlar toplantı Midtown'da. Yemek resimlerini ben çektim. Şuraya bakmak ister misiniz? Hamsi yedim bol bol.

Maçlara ara vermiştim, geri dönücem, belki bir gün İpekçi'de karşılaşırız kim bilir. 

Veee bitirirken, en son, aşk ve ilişkilere gelicem diye merakla bekliyorsunuz, değil mi? Hııımm hııımm dedikodu kokusu hıımm, ahahahah boksunuz ya, yazmıcam tabiki. Ahahahahahahha. 

Tekrar size uzun günler ve hoş geceler dilerim. Başka Dünyalarda görüşmek üzere :)


Öyle ise, git. Bundan başka Dünyalar da var. (*)

16 Ekim 2014 Perşembe

Müzikli Mim


Bu hafta bolca mimlendik. Zihin'nin mim'ini yapıyorum hemen ve işlerime dönüyorum. Ne zamandır bir parça da koymuyorum. Herkese iyi haftalar dilerim :)

1) Müzik dinlediğinde aklına gelen tek kelime? Mutluluk.
2) Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Ya da dinlemeye ara verdiğiniz? Evet, çok. Mutsuzluktan ölürken mesela bütün şarkı sözleri beni iğneliyor oluyor. Nefret ediyorum ve müziğe, müzikli ortamlara1-2 hafta küsüyorum. 
3) Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı var mı? Posterlerini odanıza astığınız, fan dediğiniz türden? Dönemsel müzik zevklerim değişmişti. 90’lar , 2000’ler derken müzik ve sanatçı çeşitliliği arttı hayatımda, şuana kadar asla vazgeçmediğim birisi de sanırım olmadı. Aynı isimlerde sabit kalmayı pek sevmedim. Sadece ergenlik dönemimde Mike Shinoda fanıydım. Uzakdoğulu sanatçı sempatim var doğrusu.
4) Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi? Elektronik kesinlikle. 
5) Asla dinlemem dediğiniz tarz var mı? Hint müzikleri djsalhdkahahaha.


6) Şarkıcı olmak isteseydiniz kim olurdunuz?  Bett Gibbons.  
7) İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi neleri değiştirmek isterdiniz? Kesinlikle organizasyonlarda uygulanan aptalca alkol, event management ve sponsorluk uygulamalarına çekidüzen verirdim.  
8) Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı? The Cure – Love Song. Gerçekten.
9) Tv'lerde bol bol yayınlanan talk show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Rezalet.
10) Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur? Sinan Akçıl vb. türevleri.
11) Kitap okurken müzik dinler misiniz? Uyurken evet ama kitap okurken çok nadir.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Lezzetli Mim

En sevdiğiniz yemek; Izgara sebzeler ve patates püresi, zeytinyağlı pişmiş sebzelerin tümü, sardalya-salata-roka üstğne köz patlıcan.



En Sevdiğiniz tatlı; Offff profiterol :d
Siz çocukken anneniz sizi ... yemek yemem için zorlardı ve sofrada öğürürdüm dskald
Çocukken de Şimdi de... kalabalık aile sofralarını çok seviyorum. Ve çok imreniyorum. Bir gün evlenirsem kalabalık sofralarda hizmet edip, milletin karnını doyurma yolunda telef olucam!
Yemeyi sevdiğiniz ilginç şeyler; papalina, turşu kavurması ve beypazarı kurusu.



Türk mutfağı dışında sevdiğiniz mutfak; Akdeniz.
Yemeyi sevdiğiniz en sağlıksız şey; cips ve fıstık.
Alerjiniz; Aşırı yediğimde = tuzlu çiğdem. Her yerim sivilce doluyor. Sütü çok kahve de dokunuyor.
En sevdiğiniz meyve; çilek.
En sevdiğiniz atıştırmalık; ekmek arası roka-beyaz peynir.
En sevdiğiniz içecek; Su. Varsa meyve şarabı. Vişnelisini deneyin.
Asla yemeyeceğim ve içmeyeceğim dediğiniz şeyler; Sushi, boza.
Sonsuz tane de olsa yiyebileceğiniz şey; Çikolatalı drajeler, kolalı jelibonlar, çünkü yaş ortalamam 5,5 :D Mehe
Çorbaların kralı; Yayla Çorbası, ama anneminki.
Kahvaltıda tercih ettiğiniz şey; Domates-peynir-ekmek-zeytin-çay
Açken ben... aşırı sinirli oluyorum, ama böyle üzecek cinsten.
Bir keresinde yemek yerken... boğazıma yemek kaçmıştı, babam yine öğürdüğümü düşünerek aşırı kızmış ve masadan kaldırmıştı beni, yemekten sürekli kaytarmam işime gelmemişti, tabiki aç kalmıştım :s 

Ama bunların hiç birine kızmıyorum, düşünsene aşırı az yiyen bir çocuğun var ve kahroluyorsun. Şimdi 28 yaşındayım ve 42 kiloyum. Durum hala pek değişmiş değil skjajdka. Ama resmini çektiğim yemekleri yerim, çekim prensibim bu. Mim yapmak isteyenleri sahneye davet ediyorum, dileyenler alsın, hadi bakalım.

14 Ekim 2014 Salı

Sevgili Nilgün'e

Sanırım bu kadın hakkında benim mutlaka bu bloga birşeyler yazmam gerekiyordu. Dün sevgili Nilgün'ün ölüm yıldönümüydü. 

Nilgün Marmara, 29 Yaşında, 13 Ekim 1987'de evinin arka bahçesine kendini atarak, yol yakınken hayatına son verdi. Geride tutuk, devrik şiirlerini bıraktı. Hayatını, ölümün kıyasında yaşayan biri olarak belki de en doğrusunu yaptı. Süreya'nın da dediği gibi, "O bu hayatı, başka bir hayatın bekleme odası olarak görüyordu." 

28 yaşındayım ve hayat çabalamaya değer mi diye düşünüyorum Nilgün'ün şiirlerini okurken. 

Güzel uyu güneş kız.


DÜŞÜ NE BİLİYORUM 

Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler

örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu

düşler marketinin, 

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!