17 Şubat 2015 Salı

Duyarlılığınız Bittiyse Magazin Programına Geçebilir Miyiz?(!)

Ya siz siyah tayt görünce göt görüntüsü eleştiren adamlarsınız.
İyice duyarlı oldunuz 3 günde.

10 Şubat 2015 Salı

Ay Çok Sıkıştım, Seyahatim Geldi

Ben geldim.  

Ay kendime konsantre olcam diye yazmayı resmen unuttum.
Bir ses edip gidecem. İyi misiniz? Bence iyisiniz, baksanıza müzik çelınç'da 15 'e bile gelmişsiniz. Ay müzik seçmek beni şişircek diye girmedim.

Ben bi işler karıştırıyorum. Yakında duyurcam.

Şu aralar hayatta ne yaptığımdan değil nasıl yaptığımdan keyif alıyorum.

İstanbul çok soğuk. Nene gibi kalın çoraplar giydim.

Posta kartı isteyen?

Çok sıkıştım, seyahatim geldi.

Nefesinizi tutmayın. Küs uyumayın.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Öhem öhem! Teoki e osin geos-eul hwan-yeonghabnida

Cuma günü Morgans Amerika merkezden acayip cupcakeler geldi. Otelimizin merkez ofisi mutlu dükkandan bizim ofislere sipariş vermiş. Sanırım kocaman 2 tane yedim. Şans mı? Yooo. Ne şansı bende şans ne gezer :d Aynı gün akşam Hatice eve döndü, turdan her gelişinde bana Kore çikolataları ve kahveleri getiriyor. Bundan sonra sizinle Korece konuşcam. teoki e osin geos-eul hwan-yeonghabnida
 
 
Şampiyonlar ligi gibi bir kadro ile Asude Bar'da Kızılyıldız-Galatasaray maçı izledik. Dodo askerden izin alıp gelmiş, ne iyi etmiş. Tabi alkol almıyor oluşum, ertesi gün yoga yapacak oluşum pek bir alaya alınsa da herkesi çok özlediğim için çok geç bitti ortam, cumartesi izin yaptım, sabah yogasını feda ettim, öğlene yetiştim. Bkz. kahve bardağı ve ben. 
 
 
Günlerimi iş-yoga-ev üçgenine kurmuşken  Pazar yogadan sonra, yeni otelimin etrafı Karaköy'ü kısacık bir turladım. Kendime Unter tostu ve ilk defa Twins Coffee Roasters'e giderek kahve ısmarladım, orada Match-up dergisi ile tanıştım. Bir kopyasını almıştım ama dönerken Nilşah'ta unuttum sadksalkd. Dergide bir Datça yazısına rastladım tesadüfen. Deniz Yılmaz yazmış. Tam da Datça'ya kadar gidip, zamansızlıktan ertelediğim şeyleri yapmış kendisi. Knidos ve Palamutbükü. Keşke yine bir yaz günü akıp gitsem oralara sessizce.
 
 
Unter çok kalabalıktı, bar kenarında bir yer bulup enfes rokalı ve Mozarella peynirli bir tost istedim. Karşımda portakal suyu sıkan barmen çok nazikti, çayımı unutan, servisimi açmayan ve hesapla ilgilenmeyen bayan yönetici adına benden bin defa özür diledi.  Kahvaltı sonrası Twins Coffee'ye gittim. Brew Coffee Works 'den sonra Twins sanırım yeni yerim olacak. Buğra'nın tavsiyesi, teşekkürler Buğra. O arada tatlılar kekler servis ediyorlardı, dergileri alıp çıktım. Pembe havalı koltuk da burada.
 
 
Size Balkon Sefası ile ilgili değişik gelişmeler yazıcam ilerde, bekleyin beni.
 
Pazar günü biraz da eski oteli ziyaret ettim. Bazen kopamıyor bazı şeylerden insanlar, alışmamışlar  gidişime, dinledim onları, çözüm aradık kendimizce. Ben de onları özledim şimdiden...
 
Geçen hafta bolca meditasyon ile standing, arka bacak ve sırt çalıştım, denge güçlendirme yaptım. İnsanın olmaz dedikleri, zamanla oluyor ve bu başarıdan mutlu oluyorsun. Bunu kendimde görmeyi seviyorum. Mutsuzluklarınız ve başarısızlıklarınız için ise, lütfen etrafınızı cezalandırmaktan vazgeçin! Kendi içinize bakın. Taa içinize.
 
Küs uyumayın ve sevdiğinizin kıymetini bilin. Herkese güzel haftalar.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Bir Sırt Dolusu Özgürlük

İç buhranlarımın kapıma dayanmasını fırsat bilip, resmen karanlıktan korkup, koridorda ışığı yanan odaya koşan çocuk gibi yogaya geri döndüm. Hala zihnimin yogayı nasıl kabul ettiğine, bedenimin buna nasıl alan açtığına şaşıp kalıyorum. Dün Şeyma Hoca, hocalık ile ilgilenirsen gel workshoplara dedi. Bilmiyorum yapabilir miyim ama sanırım çok daha fazla devam etmem gerek, "ona biraz zaman var" dedim.
 
Ve gece uyumadan önce hayretle bir şey fark ettim. Her hangi bir sırt çantası hazırlarken kendimi inanılmaz mutlu ve inanılmaz özgür hissediyorum. Son 1-2 aydır ufak bir siyah çanta kullanıyordum. İş çıkışı yogaya giderken içine eşyalarımı attığım sırt çantamı dün akşam yine doldururken, geçmişte yıllarca alan ve şehir değiştirmekten içime sinen göçebelik hissini oturup bir süre izledim. Değiştirdiğim şehirleri, hayatıma giren ve çıkan insanları, keşfettiğim yaşamları düşündüm. Sonra çantamın içine koyduklarıma baktım. Cüzdanım, kitabım, iki tshirt, iç giyim, iki havlu, şampuan, yoga pants ve 1 kazak. Tanrım! Ne kadar da özgürüm baksanıza, sanki sabah işe giderken tüm şehri dolaşacak gibi bir ivme ile doluyum, bir sırt dolusu çanta ile nasıl da havalara uçuyorum, nasıl da mutlu uyudum gece. -Tarçın acıkana kadar- hiç deliksiz.
 
 
Doğum haritamı yazmış Pınar. Çok ama çok şaşırdığım şeyler okudum. Özellikle hayatımda hareketli bir eylemin eksikliği gözle görülürmüş. Bunun dans-meditasyon ve/veya yoga olması gerekiyormuş. Çok garip. Aklıma hemen şu geldi. Hayatımda böyle bir histeriye ihtiyaç var sanırım ahahahahah. Çünkü bu bana anca yeter.
 
Bugün pazartesi ama hiç de pazartesi gibi değil, sanki salı gibi biraz da çarşamba. Aldatmıyorum kendimi, mutluyum demeye ihtiyaç duyduğum için bugünü canımın istediği gibi görüyorum. İçimi dinliyorum, kalbime zaman yaratıyorum, kendimi eğitiyorum.
 
Herkese iyi haftalar. Bu hafta hislerinize alan yaratın. Elbette yazının olmazsa olmazı; asla küs uyumayın.

7 Ocak 2015 Çarşamba

Orhan Pamuk, Rakı İçen Koca, Yeni Ofis ve 32 Aralık 2014

Allaaaamm böğrümü tokatlıycam yeter, bütün bir senem Sabahattin Ali okumaktan İbrahim Erkal gibi geçti, orospu Raif yüzünden gençliğim soldu. Bu yetmiyormuş gibi başıma bir de Orhan Pamuk'un otuzbirci Mevlüd'ü çıktı. Dostlar yüreğim gömçürdü dostlar. 
 
Efendim, bildiğiniz üzere bir türlü şey yapamadım, toparlayamadım olanları. Ben otel değiştirdim. O "şiii is ekzılınd" yazılarına biraz artık uzak kalacaksınız, zira değişikli bir title aldım. No more Arabics, yes more international works arkadaşlar. Giderken bir de veda partisi yaptılar. Yeni ofisim Karaköy'de. İstanbul'un yeni trendi. Nişantaşı'nı ve Taksim'i her biji dövlet bitirdi, meydan adeta el suuuriya özgürlük meydanına dönmüş, geçen ordan yürürken korktum.
 
Karaköy yükselen trend, biz de trende uyduk. Afterwork partylerimizin eksik olmadığı, lobbilerinde duvar saatinin ve balonun asla kullanılmadığı, yeni yılda genel müdürümden bir hediye bile aldığım, her gün Dünya'daki bütün otellerine sabah gönderilen staff e-news 'ini, dağıtılan akıllı telefondan iett otobüsünde okuduğum 10 Karaköy A Morgans Original, gerçekten "havalı" bir otel. Kendilerini; eğlenceli, cesur, farklı, sihirli, eşsiz, alışılagelmişin dışında, garip, tutkulu, dürüst, zarif gibi kelimeler ile tanımlayan markanın Türkiye'deki ilk otelinin açılış kadrosunda olmak hem çok eğlenceli hem de zor. Otel açanlar daha iyi bilir. Ben şu aralar bazen iş sonrası içilen 2 kadeh şaraptan sonra karla kaplı Karaköy'den Tünel'e çıkarken, bir anda böyle enteresan bir atmosfere nasıl girdiğimin düşünceleri ile meşgulüm dostlar.
 
 
2 gram mutluluk buldum, onu da bu hafta Orhan Pamuk okuyarak ağzına sıçtım. Trend kelimesine madem girdim çıkamıyorum şu yazıda, O da trend diye, gel ulan okuycam dedim. Ağzı gözü tokatlanmalık, defult olarak Yurtseven Kardeşler'in çaldığı öykü, beni kanser etti.  Orhan Pamuk'un entelektüelliğini çekemeyen böyle lümpen bir tayfa var ya, onlara da sinirim, okuyun yani. İçerdeki karakterler Anadolu'nun her yüzünün ve İstanbul'un her halinin son 40 senesinin özeti. Akıyor sayfalar, ama ben illa çingenlik yapacağım için, aptallığına tahammül edemediğim karakterler ile kendi kendime dövüştüm durdum.
 
 
Önce otelde ekipçe, sonra da geçen seneden hayalini kurduğum bir yeni yıl gecesi geçirdim. 1 şişe şarap içtim ve zurna gibi uyudum. Tarçın çocuk kucağımda, bi ara papapaw bov pav havayifişek seslerinden korkarak gece 12'de geçici delilik yaşadı. Ertesi gün tatildi, çok gergin uyandım. Tansiyonum 12 saat yerine gelmedi. Tarih adeta 32 Aralık'tı. Şuan Karaköy'de bok gibi suratınıza yapışan bir soğuk var ve bazen otelden dışarı yemeğe çıktığım vakitlerde ceset olarak geri dönüyorum.
 
Münih'ten artık bir kart arkadaşım var. Sevgili Ceren, Bavyera yazılı kartın için teşekkürler derim.
 
1 Mayıs'ta reis-i kuzen Özkan evleniyor, diğer bir trend konu da ailede 30'undan sonra evlenmek, gelenek bozulmadı, otelden izin koparıp halay show yapmaya gidecem. Hanover, Hanover olalı böyle düğün görmeyecek. Annem bir takım düğünlere artık gitmem gerektiğini söylüyor. Bir gün bu düğünlerden, 2 öğün rakı içen Mevlüd gibi bir adam bana musallat olcak diye ödüm kopuyor.
 
2015 biraz az pişmiş yumurta kıvamında başladı. Hani içine bişiler katsan belki bişiye benzeyecek menemen gibi ama değil gibi de. E-maillerim gmail üzerinden ve ben gmailden resmen tiksindim. Ofis bilgisayarım ile günlük karı-koca kavgalarımızı yapıyoruz. Bunu neden yapmadın, erken dön, neden cevap vermiyorsun, çok yavaşsın gibi. Kavga demişken, ama çevrem ile aram iyi. Yoga'ya ara verdim, bu soğukta eve kendimi zor atıyorken Fındıklı gözümde büyüdü, üyeliğimi yenilemedim. Halbuki otele de çoğğ yakın. Bir mat bulup evde devam edicem, Fermina'nın kulakları çınlasın. 
 
Efendim herkese bol sıcak çaylı bir hafta diliyorum. Lütfen zor olan şeylerin peşini bırakmayın, sevdiğinizden vazgeçmeyin ve asla küs uyumayın.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Çingen Kavgası

Ahahahahaha resmen kasım kasım kasılırken, Fermina benim diyeceklerimi yazıvermiş ahahaha. Halbuki ben de bu anı bekliyordum, yeni yılın son yazısı nasıl da kendimlen çingen kavgasına dönüşür diye. Çapı 4,5 santimetre olan ellerimle zurna gibi tiplerinizi tokatlamak istiyorum. Yazıyı okurken "köpekleri bağlamışam" şarkısı defult olarak çalacak ahahahaha. Bu sene hakkında yazmıcam, bu güzel blog bana çok güzel insanlar getirdi, benim de altını açıp yazdığım tam 175 tane başlığım olmuş,wow.  Benim de yeni seneden tek talebim 2014'ün acil "bitmesi".  Zaten 8 saat felam kalmış. Hayatımda yenilemediğim hiç bir şey kalmadı demiştim, evimi, işimi, ev arkadaşımı bile yeniledim, -öhöem banyo lavabom hala kırık- o nedenle eksik kalmasın, seneyi de yenilemek istiyorum. 2015'e benim herkesten her şeyden daha çok ihtiyacım var. Size de mutlu seneler. Hadi bakalım.

27 Aralık 2014 Cumartesi

Tokatlamalik Hormon

Ay ben burayi ozledim, yazicam da yazamiyorum ahahahaha cok komikli, beceriksizligimden, yeni ofisimdeki google hesabim ilen blog hesabim cakisiyor bundan dolaaaaayi acamadim hesabi yazamadim sizlere. Gerci bok suratimdan dipsiz mutsuzluktan kurtulamadim. Hormonlarimi tokatliycam basima belalar, cok dertliyim yas 30 oluyor dostlar.

9 Aralık 2014 Salı

IWI Christmas Shopping Festival Gerçekleşti & Fermina İle Büyük Buluşma

Ay IWI'nin Christmas Event'i çok güzel geçti! Balkon Sefası ekibi olarak tam kadro oradaydık. Sabah 10'da kapılar açıldı ve insanların çok güzel bir ilgisi vardı. Lokasyonun iyi olması, ziyaretçi profilinin kalitesi, sergilenen ürünler, herşey kusursuzdu bence. Balkon Sefası, güzel dekoratif ürünler, ev tekstili, vintage kıyafetler, organik reçeller, takılar ve daha bir sürü ürün ile festivalde yer aldı. Ev ürünleri çok ilgi gördü, teşekkürler deriz. Nilşah ile gece 8 gibi Hilton'dan ayrıldığımızda yorgun 2 minik surat kaldı geriye. Before / After resmimiz malesef yok ama Before'umuz şöyle idi ; 


Öğle saatlerinde standa eyeliner'ı, uzun boyu ve güzel gülen suratı ile Fermina çıkıp geldi. Sanki 15 senedir görmediğim bir abla gibi ayol, resmen Minoshka buuuuu. Karmaşık koridorlardan çıkıp noel baba kıyafeti giymiş bebeklerin arasından bi bahçe bulduk, ayaküstü sohbet ettik. Heyecandan bir selfie bile yapmamışız. Ama nasıl musmutlu oldum, nasıl iyi geldi bana anlatamam! Barbarian Kocişkosu ile Morrisey konseri için gelmişler ama konser iptal olmuş. Bir anda karşımda görünce günün bütün yorgunluğu gitti. "Güllerin içinden caaaanım Stephen King kitapları ile koşarak gel bana geeeeelll" şarkısını söylüyorum. Kendisi registered logolu idolum (®) Dünyalar kadar teşekkürler derim. İyi ki var, iyi ki geldi. Bir sonraki İstanbul gezinde O'nu rahat bırakmıcam aahahahhaha.


Ben de festivalden keçeden yapılmış, Fatima'nın Eli ve 1 tane de perde kenarına asmalık bir dekoratif ürün aldım. İncik boncuk merakım artık eskis kadar yok. Ama siz bu festivali kaçırdık diye üzülmeyin, Nilşah'ın ürünleri hala Kumbaracı Yokuşu'nun sonunda sizi bekliyor. Bence yeni yıl için oraya gidin ve mutlaka ürünlere bakın.

Herkese iyi haftalar. Küs uyumayın. Sevdiğinize sahip çıkın ve O'nu asla üzmeyin.

4 Aralık 2014 Perşembe

International Women of Istanbul Christmas Festival 2014, Güzel Blog Yazıları ve Teşekkürler Teşekkürler

Geçtiğimiz hafta otelimizde yaptığımız Gurme Blogger Event'in blog yazarlarından çıkan event yazıları bazıları şurada şöyle efendim. Güler yüzümüzden de bahsetmişler. Teşekkürler derim. Lezzetli bu evente destek verip zaman ayırdıkları için. Güzel yazıları için de eller dert görmesin.

Banu'nun Dünyası,    Anne Mutfak Perisi,   Alev Geziyor,   Eymi'nin Mutfağından, Dilekita,    Limonlu Kek ...

Ve 7 Aralık, yer Hilton Harbiye. Pazar günü şıkır şıkır giyinip Nilşahcığımla Balkon Sefası'nın IWI Christmas Shopping Fest için tasarladığı müthiş güzel ve tatlış ürünlerini sergileyeceğiz. Sevdiklerinize, dostlarınıza, çocuklarınıza yeni yıl hediyesi almak isterseniz, bizimle sohbet etmek, Balkon Sefası'nın güzel konsepti ile tanışmak için mutlaka gelin! Kek yeriz, kahve içeriz, fotoğraf çekiliriz. Çekişler olacak, hediyeler dağıtılacak. Farklı ülkelerin standlarını da görmek isterseniz uluslararası bu festivali kaçırmayın. Bizim stand numaramız 8-9 , sabah 10.00 gibi başlayacak. Akşama kalmayın, güzel hediyeleri kaçırmayın! 



2015 Alışveriş Listesi ve Bağzı Evren Dilekleri

Efendim, geleneksel yıl sonu alışveriş listem ile karşınızdayım. Geçen sene yazdığım listeden sadece 2 tanesi gerçekleşmiş, güzel ilerleme bence :):):):) Bu sene bazılarını güncelledim, bazılarını eledim ve ekledim. 

1-Timberland demişim de, bu sene caydım, yaşla alakalı sanırım, bazen bazı zevklerim hop diye değişiyor. Bana şimdi bu tarçın rengi bot kıro geliyor. Ama siyah ayakkabıyı 1 senedir hala alacam. Geçen Markafoni'den istediğim gibi buldum. 1 hafta sonra siparişimi iptal ettiler. Sinirden böğrümü dövdüm. Temin edememişler. Tıpış tıpış Nine West'e gidecem.
2-Blog adresimi com'a çevirmedim. Çevirmicem de. Canım istemiyor. Onun yerine sosyal medya hesaplarımın kullanımını azalttım. Bunun açıklamasını geçen yapmıştım.

3- Ipad mi, Iphone 6 mı? Biliyorsunuz kırık eşyalar ile yıldızım çok barışık sjakjhdjahd. Zamanımı alıyor insanların ya da eşyaların kusurlarını kabul etmek evet ama şükürler olsun der misiniz? evet önemli bir konu, bunun için yoga bile yaptım, telefonumun camı kırık, iyi bir kırık, lavabom da kırık. Ekranı değiştirecem. Ipad'i ise yazdan sonra.

4-Banyo lavabosu hala kırık. Geçen size yazmıştım. Koçtaş ile kavgalıyım zaten, böyle davar bir Horoz Lojistik şirketi felan, değiştircem ama ne zaman bilmiyorum.

5- Ne güzel, geçen sene ikameti Şişli'ye aldırcam demişim, aldırdım. Artık kağıt üzerinde çakma İstanbullu :( Pasaport yazmışım. Evet çıkarttım. Bu sene de bürokratik işlerim devam ediyor. İş değiştireceğim için bir takım evraklar toplamam gerek.

6-2015 için bir seyehat planım var. İzin alabilirsem yeni iş yerimden :( Roma-Floransa-Venedik gidip bi gezip geleyim yeter blog ağladı italya yazılarından. Çok yazmayım, sakınıyorum, nazar değmesin :) Bir de Sırbistan var. Bir de Beyrut. Evet bunlar şimdilik aklımdakiler. Hı-hı.

7- Herschel Supply. Öhöm öhöm, en zaruri ama en maliyetli isteğim, 2015'te bu çanta. Bildiğin sırt çantası ama ben tasarımlarını, böyle bir bilgisayar ekranı gibi baskılarını çok seviyorum. Bilstore'da var efendim.

8- Tatlış kek kalıpları. Şimdi pat diye bu nerden geldi derseniz, Eminönü'nde gördüm geçen, harikalar. Bu kış evde Yoga'dan artan zamanlarda, mutfak konusunda el becerimi geliştirmeye karar verdim. Evimde bir mikserim bile yok. Alıcam. Ama hangi marka alacağımı bilmiyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum, el ayarım güzel, yani sadece biraz ilerletmem gerek. Yakında vıcık vıcık "hanımlaaarr" diye lafa başlayan yemek tarifleri yazıcam blogta. Hsahsjhajahahah. Şaka.

9-Kıyafet askısı. Aslında bunu 1. sıraya yazmam gerek. Sandalye üstüne felan kıyafet asmaya başladım. En uyuz olduğum şey. İkea'dan almayı düşünüyorum. Bir de koltuk örtüsü. Geçen English Home'dan baktım. İstediğim gibi değildi. Ben daha pamuklu bişiler arıyorum. İkea'yı bi kez daha kolaçan edicem. Annem dün bana English Home'dan yatak örtüsü almış, canım annem yaa...

10-Aylık akbil. Ahahahahahah evet bu da garip bi konu, bu işi de haftaya halletmem gerek :) İş evraklarını hazırlarken onu da aradan çıkartacağım. İBB cebimizden güzel sokalıyor. Şöyle halının altına doğru. Üziiiiim avzını yerim Üziiiiiiim.

Efendim, durumlar bende böyle. Yeni yıldan kişisel beklentilerim var elbette ama bunu kutluyacak kadar değil. Çünkü beni çetin bir yıl bekliyor dostlar. Plan yapmadım, yapmak da istemiyorum. Evde, geçen sene grip olup, yatıp, içemediğim şarapların acısını çıkartmayı düşünüyorum. En kötü, gelmeyen ayakkabı için böğrümü dövmeye devam ederim kdjakska.