30 Haziran 2015 Salı

Samsa, Kazanan Aşk, Kesilen Etiketler ve Kuytu Köşelerin Güneşi

30 yaşına 1 kala sevgi eksikliğinden kendini tokatlayıp, etrafındaki insanları mutsuzluğuna esir edenleri, artık sorgulamaktan vazgeçtim, sakin ve huzurlu hayatıma geri döndüm sevgili dostlar. Bu konuya geri dönüş yapıcam ama birazdan.
 
Gregor Samsa böcek olmadan önce bence İbrahim Tatlısesmiş. Tamam bee tamam, dilini ve dönemini sevdim ama kitapla ilgisi olmayan, benim bilinç altımdan dolayı kitabı ACAYİP huzursuz okudum çünkü tanımlanan böcek türünden nefret ederim, dikkatim çok dağıldı dostlar. Onun haricinde güzeldi. Kafka da çok kezbanmış, öyküsünden sonra bi sürü adamı, öyküyü beğenmediler diye, mektup yazarak darlamış. Aahahahahahahah. Kafya'ya trip attım şuan.
 
Sözlükte genç yazar bir arkadaş ile aynen şöyle bir dialog geçti aramızda, bire bir isim vermeden aktaracağım. Bir başlık altına dert yanmış, ben de haftanın konsepti sevgi olunca, dayanamadım yazdım. Yav bu gençlik, neden bu kadar sabırsız yavv?
 
“Sözlük, enteresan durumlar icerisindeyim. guzel bir isim var kazancim yerinde( ya da benim icin yeterli) saglikla ilgili bir problemim yok. bazen hatunlarla konusuyorum. uzaktan buyuk bir heyecanla yaklasiyorum. konusmaya basliyoruz. bir seyler oluyor. daha sonra flort etmeye basliyoruz, fakat ben artik sahipleniyorum. ama ters giden ise, yaptigi her sey gozume batiyor ve sogumaya basliyorum. randevulara gitmemek icin evde hasta ayagina yatiyorum. bu durum 1 senedir 4 hatunda oldu. hatta bir tanesinde bulustuktan sonra eve donerken, nasil bir sey uydursam da onu uzmeden ayrilsam diye yol boyu dusundum. simdi de yalniz kaldim. benim neyim eksik ben niye karsi cinsle mutlu olamiyorum. mevlanin sozune donduk heralde. bu duruma acayip canim sikiliyor. bir psikologa bile gittim. adam bana onlara bir şans ver onlari tani diyor. ya ben zaten sans veriyorum, olay da o sansi verdikten sonra kopuyor zaten. kimseyi uzmek, gerceklesmeyecek vaatler vererek beklentileri suya dusurmek degil amacim, ama bir turlu olmuyor.”
 
Attığım mesaj ise şuydu; "Aslında bu duruma kendin cevap veriyorsun :) şu zamana kadarkiler uymamış işte kafana, bunda üzülüncek bişi yok ki :) Tam tersine sevinmek gerek, iyi ki mutlu olduğunu düşünüp, aldanıp, yanlış insanı seçmemişsin, ne güzel, şans vererek ve sonucunu görerek yaşıyorsun :) Doğru kadını görünce anlar gönül. Rahat ol. Hayatı yaşa!"
 
Yanıt verdi akabinde. "Çok yasa hocam, alişkin olmadigim bir bakis acisi, zihin alismis surekli kendisini yormaya harab etmeye."
 
Cuma günü Beşiktaş Kaset'e gittik, ben bilmiyordum mekanı. İçerisi çok tatlış, dekoru böyle elde kalan mobilyalar ile düzenlenmiş gibi. Beşiktaş rotamın dışında kaldığı için çoğu mekanı detaylı bilmiyorum. Menüsü fena değil, bahçesinde bira içilip sohbet edilebilir, yabancılar çok seviyormuş burayı. Biz gerçi kapısındaki sokak lambasının altında, içeriden daha çok eğlendik.
Efendim beach miiç dedik de, İstanbul'da hava adeta bir Birmingham, bir Manchester. Galiba bu yaz hep böyle sürecekmiş. Cumartesi, sevgili ahalisi ile ev keyfi yaptık. Akşam 10'da, dolapta karpuz var kesin yiyek, yoksa marketten dondurma mı alsak denirken, rakıya oturduk, ben nasıl oldu anlamadım. Hop, kavunlar kesildi, peynirler çıktı, bardaklar doldu. Lağğnn oğğğlum Yaşar felan dinledik. Günahı boynumuza.
Semt bizim aşk bizim anladık, sizin anladık, yeni stad, transfer anladık, çok şapşik semtiniz ama bence yani kahvaltısı daha güzel. Öğrenci işi kahvaltı mekanlarını ben seviyorum, burası hep öyleydi, ayı kahvaltısı yaptık Pazar günü, eveth. Bildiğin ayı kahvaltısı. Karaköy Odun'a geçtik oradan. Sakindi ortalık. İnsanlar bizim gibi ayılmıyor şakkadank.
Ben biraz çekinmiştim, ne der felan, Cembaba aklımı okumuş gibi, Pazar günü Onur Yürüyüşü var dedi. Eee gidelim bakalım çociklerin aşkına, destekleyelim, hazır bir yerlerde aşk da kazanmışken, belkim biraz da o seviyeye geleceğimiz yılları düşünerek dertleniriz diye kalkıp gittik. Yol üstünde havalı otelime uğradık, lobisinin fotoğraflarını çekti, terasına çıktı bizim çocik de, çok sevdi balıkları, ışıkları. Ancak bir de baktık ki, biz gidesiye kadar polis Ramazanmışmış(!) basmış gazı, İstiklal'de gökkuşağı bayraklarını topluyor ellerden. Orada bastı beni bi sinir krizi, Galatasaray'dan minik bir kortej Asmalı'ya geri döndü, çoğunluk da Cihangir'de toplaşmış. Bıraksalar sevgiyle yürüyecekler ama tercihlerden tiksinen, ponçik bir devletimiz var. Bir sürü insan yine tazyik ve gaz yedi. Biz biraz alkış yapıp, bükük boynumuzla Peyote'ye gittik, akşam biramızı içip, olaysız evlere dağıldık.
Sevgisizliği sorgulamak istemiyorum çok sevgili dostlar çünkü bu toprakların fıtratında zulüm, bastırılmışlık, asabiyet var. Bu hisler sabah-akşam karşıma çıkıyor ve sayıları gittikçe artıyor. Çociklar "normalleşmediklerinden" dolayı gaz yerken, elimdeki çekirdek sevgiyi pamuklara sarmalıyorum dostlar. "Bu t-shirtün ütülencekti senin, ütülücem ben bunu" diyen, "bu etiketlere sinir oluyorum" diyip, t-shirtümün etiketlerini kesen adamı karşımda gördükçe, içim dağılıyor dostlar, sevgisiz büyüyen karanlık toplumdan köşe bucak kaçıp, kafamı omzuna yaslayıveriyorum sakin bir köşede. Güneş açıyor içimizde her geçen gün. 
Güneşleri söndürmeyin. Küs uyumayın. Sevgi size çok yakışıyor. 
İyi haftalar.

23 Haziran 2015 Salı

İzmir, Yaz Gülüşleri ve Kısa Saçlarım

İzmir her zamanki gibi çok güzeldi. Yine çeşitli buhranlar ile döndüm evimden. En kötü yanı ise, o İstanbul'a dönüşleri. Uçak rötar yaptı ve gece 2.30 'da eve girebildim. Üzerimde ise sanki hala Eski Foça'nın deniz kokusu kalmış gibi, kardeşimle attığım kahkahalar suratımda kalmış, kısa saçlarımla uyumuşum gider gitmez. Herkese güzel bir hafta olsun. Ben bu hafta İstanbul'da yağan yağmurlara iç geçirip, böğrümü tokatlıycam. Beni biraz rahat bırakın!
 

 



 

20 Haziran 2015 Cumartesi

Bugünlerde Aşık Olduğum 5 Şey

Eveeeet, bu başlığı sevenleriniz var, böyle haftasonu tadında kısa yazılar yazmayı ben de seviyorum, gelenekselleşen 5 şey yazısını sizinle paylaşıp, kendimi İzmir Körfezi'ne bırakmak için havalimanına doğru blogtan çıkıyorum arkadaşlar.

Fjallraven Kanken.

Nil Ertürk ile güzel bir tanışmamız vardır. Sevgili Koray Caner'de görmüştüm bir rengini. Sonrasında Nil'in o çok sevdiğim dükkanında güzel Kanken'ler keşfettim. Ek bilgi : Bey'de çok şık erkek giyim ve aksesuarları bulabilirsiniz. Yer Karaköy. İskandinav havasına dayanıklı üretilen bu okul çantasının acayip trend olması çok hoşuma gitti. Yakın zamanda Herschel yerine, pudra renkli klasik bir Kanken edinmeyi düşünüyorum. Minimal tasarımlarının aşığyım, yaşlanıyorum galiba ondan...

Scandinavian Standart.

scandnaviastandart.com harika bir İskandinav ülkeleri bloğu. Nereden çıktı bu soğuk ülkeler sevdası derseniz, onu da başka yazıda anlatıcam size ama olur da o taraflara yolunuz düşerse ve sıkıcı turistik bilgiler yerine bu web sitesine girmenizi çok tavsiye ederim. Ben arada dergi karıştırır gibi açıp, "like a local" bilgileri okumaya bayılıyorum. Harika görselleri, şehirlerde ne olup ne bitiyor, sitenin styling 'ine kadar hayranlıkla izliyorum. İlgimi çeken 3. nesil kahveciler, 2.el kıyafet dükkanları ve pasta-çörek görselleri. En büyük hayalim buradan okuduğum bir kaç güzel mekanı kendim keşfetmek... Instagram hesabının aşığıyım.

                                             Yoga Pants.


Bildiğiniz gibi yogaya devam. Jardzy her ne kadar ya çok domalma kızım, o kadar gerek yok dşakdajdsa dese de; yoga, biz masa başı çalışanların derdine derman olmaya devam ediyor. Hobiler ihtiyaçları da beraberinde getirdiği için, gözüm markaların spor kıyafetlerinde kalıyor hali ile. Düz renklileri tercih ederken şu aralar renkli yoga pantslere aşığım. Geçen Mango'da çok severek izlediğim seriden şu pants'in bire bir aynısını aldım dayanamayıp. İçini doldurcak kadar popom var artık çok şükür. Gelsin bikiniler efendim. 8 ayımı çöpe atmamak harika bir duygu. Mehem möhö bu arada 43.3 kiloyum. 
 
 
 


Aki Bergen.

Aki Bergen çok havali bir dj. Kendisi hiç İstanbul'a gelmemiş. O aşığı olduğum setlerini umarım yakın zamanda İstanbul'da da çalar. Aki Bergen bence gelip açık ayran ile bir kebap felan da yemeli. Kendisini Mehter Takımı ile karşılayıp, bir festivalde ağırlamak dileği ile. Bu aralar Soundcloud'tan setlerini dinliyorum ve OLAY YERİİİİİİ diye ağlıyorum.
 

Side cut.
 
Ayol biz tanışmadan önce sevgilimin sidecutlarına aşıkken, adamın daha ilk buluşmadan önce şak diye saçını 3'e kestiresi geldi, ben de Beşiktaş Kosmos'da bunu arıyorum. Bi baktım kestirmiş. Sidecut'a hayranlığımla ööööylece kaldım ortada, şimdi yaz geldi, Jardzy ile bir hukukumuz vardı bir zaman, sidecut aşığı olarak bu harekete destek vermek istiyorum ama beni düşündüren tek şey o uzama süreci. Uzama sürecinin ABV. Yapmışlığım var, 2 yılımı alıyor. Galiba çok sarhoş olmayı bekleyip, elime traş makinası geçmesini felan beklicem bu gidişle dkljaskldha. imdat.
 
Sidecut'lı hoca mı olur lan!?

19 Haziran 2015 Cuma

Tuhaf Evler ve Balkonlar, Hayatın Rotası, Tekelde Parti ve "One Love" Festival

Meraba.
 
Stephen King demişki, galiba ana yoldan ayrılınca biraz tuhaf evler görmeye hazırlıklı olmalısınız. Ben anayolda ayrıldım arkadaşlar. Ayrıldım, birden şöyle bir ev çıktı karşıma. Ne güzel duvarları var.
 
 
Bu fotoğrafın içinde sohbet ederken, Tolkien'nin kitaplarında olan eksikliğimi gördüm, katkısının olduğu bir kitabına rastladım nadirkitap.com 'da, Türkiye'de 1947 baskısı, Sir Gawain ve Yeşil Şovalye, okuyanınız vardır kesin. Kitabın ilk baskısında daha Allah bile yokmuş, o elimdeki de Kafka - Dönüşüm. Okuyorum.

Hayatımı patlamış mısır eşliğinde izlemeye geçen yazıdan beri hala devam ediyorum arkadaşlar.

Geçen Cuma-Cumartesi güzel eventler vardı. İstanbul'da gelenekselleşen 20.00-22.00 arası satışları arttırmak için esnaf dostu Tekel Büfe'lerinde elektronik müzik partileri oluyor. Biranı esnaftan alıp sokakta partiliyorsun. Eski dostlarını görüyorsun. Güzel müzikler dinliyorsun. Cuma günü bizim efsane ekip yine toplaştı. Sonuncusu Beşiktaş Çarşı. Semt bizim aşk bizim kdjasklha. Sokak kültürünü seviyoruz!
 
 
Efendim Cumartesi, hiç aklımda yokken One Love Festival'a gittik. Hoş, indie müzik akşını hayatımda serbest bırakmıştım, güzel sürpriz oldu, Lifepark'ın içinde müthiş hava ile sevişmeli bir hafta sonu geçirmek, hamaklarda uyumak, tepinmek ve dondurma yemek  için oradaydık. Beni heyecanlandıran ilk isim James Blake olunca, Cumartesi aslında tahmin ettiğimden de güzel geçti. Pazar da Beşiktaş'ta harika bir kahvaltı ve Maçka Parkı'nda aylaklıktan sonra hafta sonu çabucak bitti.


James Blake, henüz 2 sene önce (ne çabuk geçmiş ohannes) Can Tanca'nın bana mutlaka dinle dediği tek isimdir. Kolay kolay tavsiye vermez, verince de bu herifi söylemişti. Limit to your love'ın sözlerine belki blogta rastlamışsınızdır. Canlı performans ise GERÇEKTEN çok fazla iyiydi. Keşke çok daha güzel isimler izlesek. Mesela Foals gelse İstanbul'a, çok iyi olurdu.


Bakın, ben de uzaktan fahri bir Özyeğin Üniversitesi öğrencisi oldum. Ben akademiyi tam da çok özlemişken, duygularını  ponçik bir sarı-kırmızı OzU "sweet"shirtünda paylaşan Cembabaaaa cembabaaaa'ya en hisli teşekkürlerimi sunuyorum. Bakınız : OzU'lü silvia ve side-cut'lı manyak İngilizce hocam dkjsakhdsa.


Yaz bu şehre resmen gelmedi arkadaşlar. O yüzden ben de, soğuk akşam birası içmek, sokaklarında serserilik yapmak, sıcak evlerden kaçıp balkonda sabahlamak ve Bostanlı'ya yeni açılan mekanları keşfetmek için yarın akşam İzmir'e gitmeye karar verdim. Ani kararlara bayılırım. Hop ordayım, hop bi anda burda! Şurası da olabilir! İnsan kuş misali!


Ramazanı olanların ramazanını kutlarım.

Kayıtlara göre, bu sene yaz tatilim yok. Ama size "yuh bu kadar da olmaz" bir hayat akışı ile döneceğim. Beni tanıyanlar artık bunu biliyor. Sizi yine şaşırtmıcam skhdjsajdahdjah

Ağustos ayında İstanbul'a Tale of Us mı geliyor yoksa halis mi görüyorum ? AHAHAHAHA

Bu yaz umduğumdan da güzel geçecek.. Sürpriz one love'dan sonra 1 Ağustos'da Amsterdam menşeeli Dynamic Festival, 22 Ağustos'ta ise Minipax Music Festival gerçekleşecek. İkisi de Suma Beach'da. Araya serpiştirme eventleri size belki başka zaman yazarım :d

Haftaya Suma Beach'teyiz arkadaşlar. Çünkü festivaller ve müzik nerede, biz orada.  Geçen afilli bir açılış yapan Suma, bu sene yazı sallayacak. Şehri sevdikleriniz ve sevdiğiniz ile yaşayın! Müzik ve güneş peşinizi bırakmasın. En önemlisi ise; küs uyumayın.

Balkon demişken, İzmirliler havaların değiştiğini balkonlarında anlarlar... Yılmaz özdilimsi yazıya geçmeden ben kaçıyorum bu blogtan arkadaşlar.

https://www.youtube.com/watch?v=O7UOsuSCVzc

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Rüya

Bir kaç gün ara ile çılgın gibi yağmurlu rüyalar görüyorum. Son 2 rüya da böyle. İkisi de çocukluğumun geçtiği Ayvalık'taki evimiz. Benim eski blog yazılarımı okuyanlar, bu evi bilirler, neredeyse 30 yaşımdayım ama o evden hala çıkmamış gibi, her odasında ayrı görüntüler, anılar, oyunlarım, kahvaltılarım, günlük telaşım, sanki hala oranın içinde yaşıyorum gibi rüyalarımdan gitmiyor. Sanırım aynı evde 12 yıl yaşamam ve anılarımın oluşmasıdır sebep.
 
İlkinde, odamın balkonundan kapkaranlık ve çılgın bir fırtınayı izliyorum ve yanı başımda annem ile balkon eşiğinde tedirginiz. Sanki gök yarılıcak, sanki bir felaket gelecek diye bekliyoruz. Evin tam karşısında bulunan caminin silüeti, her yıldırımda aydınlanıyor bir insan gibi. Korkarak anneme sokuluyorum.
 
Dün akşam ki ise, sanki resmen devamı gibi, yağan yağmurun dev gibi bir havuza biriktiğini, havuzun ise aslında koskocaman bir muşambadan olduğunu, kenarlarının evin bahçesinden taa denizin kenarına kadar uzandığını, muşambanın içinde biriken suyun ise tertemiz olduğunu izliyorum. Ortalık çamur ama su çok temiz. Muşambanın içi berrak mavi. Sonra biriken sular için (naalakaysa) vidanjörler çağırıyoruz. Dayım (çok severim onu, bana çok nasihati vardır, arada whatsapptan konuşuruz) yardım ediyor, arabalar yanaşıyor, sular bunların içine konuyor.

Aklıma gelen diğer detaylar ile birlikte rüyaların anlamlarına baktığımda şaşırmaktan göçtüm olduğum yere. Şuan hayatımın nereye doğru gittiğini, nasıl üzüntüler içinde olduğumu ama reelde nelerin olduğunu bilseniz, götünüzle aklınız yer değiştirir. Ama yazamıyorum, dökemiyorum, bitmiyorlar, olanlar boğazımı kapıyor, benim bunca şeye artık şaşıracak dermanım kalmadı, üzüntüye sevinir, sevince ise 3,5 kilo ağlıyorum. Sanırım tükenmek üzereyim. Gitmem gerekiyor ama adres yok gibi. Balçık içindeyim, dibi gördüm. Ellerini sokup, hayatımı taaa bu şehirden bir cinayete çeviriyorlar. Bunlar beni mahvediyor. Büyüme sancıları mı çekiyorum? Kirlendim, pislik içinde kaldım, şehrin içinde yapayalnız leşler gibi yok oluyorum. Her gün eve azalarak dönüyorum. O yüzden belki de güzel ve mutlu zamanlarıma, çocukluk evime dönüyorum. Kim bilir.
 
Gerçekte evin konumunu görmek ister misiniz? Buyrun. Odamın penceresinden o cami. Bu görüntü sanırım hayatım boyunca benden hiç gitmeyecek. Oraları özlüyorsun diyor Annem, sık sık gitmeliymişim. Mutlu olmadığım zamanlarda, Ayvalık bana hep iyi gelmiştir. Beni düşündüren ise, çok yoğun ve duygusal dönemler geçirdiğim zaman kendimi hep o evin içinde bulmam. Neden?

26 Mayıs 2015 Salı

BİAT EDECEKSİNİZ!

Biat edeceksiniz!
Bu renklere! Bu takıma!
Enlerine ve ilklerine.
4. yıldızına.
Kutlu ve mutlu olsun.
 
EN ÇOK SANA YAKIŞIYOR KUPALAR, ŞAMPİYONLUKLAR !


25 Mayıs 2015 Pazartesi

Chillout Festival İstanbul 2015, Mayıs Gibi Mayıs ve Renkleri Bulmak

Hayatın renklerini bulmak, peki siz hayatınızın renklerini ne zaman buldunuz?
 
Mayıs ayını sevmeyen yoktur, bu renkler Mayıs'a çok yakışıyor. Kafamızın üzerinde uçan renkler, seçtiğimiz her ton, hayal ettiklerimiz, sevdiklerimiz, dostlar, güzel müzikler ile birleşti bu hafta sonu. Bir çember oluşuyor bir anda ve bu çember büyüyor bu renkler ile.
 
Renkler ve Mayıs doldurdu son 2 haftamı.
 
Ben kendimdeki enerjiyi bildiğim için şu zamana kadar, açmalı germeli hard core yogayı çok severek yaptım, Cuma günü ise biraz erken gittiğim sınıfta Yin Yoga'ya denk geldim. Devrim Hoca çok donanımlı, kendisi başka derslere de giriyor ama Yin, tarzı gereği bana yavaş kaldı, o gün ben yogayı değil, yoga beni yaptı, koltuk altım bile terlemedi, aşağı bakan köpeği felan unutun. Böyle de bir deneyimim oldu, yeni başlayanlar için çok uygun.
 
Bir şans, geçen cumartesi işe gitmedim, Canan girl ile Çengelköy'e bastık gittik, tarihi çay bahçesinde kahvaltı ve goygoy. Oradan Beşiktaş'ta yemek, akşam birası felan derken, gece kadim tribün ekibi ile Kasette'de bitti. Galibiyeti kutladık. 
 

Festival yazısından önce geçen Pazar keşfettiğim Mahalo Coffee Shop 'tan bahsedeceğim. Eylül'de Karaköy hırdavatçılarının yanı başında çok güzel bir makan açmışlar. Instagram'da popüler olan kahveli mekanlar vasıtası ile geç keşfetmişim. Takibe aldıktan sonra pazarları brunch verdiklerini geçen pazar ziyaret ettim. Renklerden bahsettim yazı girişinde, o atmosferi burada yakalayabildim. Harika bir brunch masası, acayip kaliteli ürünler, organik seçenekler, bol taze meyve, hoş sohbet ekip, kitaplar, dergiler, sokağın kedileri ve 2 fincan dolusu içtiğim acayip güzel filtre kahve. Kahve gerçekten çok iyiydi. Bu da benim pazar keyfim. Karaköy, Söğüt Sokak, No.1 'de.  
 

Arka arkaya tatilleri seviyoruz, 19 Mayıs'ı da Pendor'da içerek kutladık. Bonjovili, Guns Roseslı, Foo Fighterslı felam. Bonjoviyi seviyoruz. Ama Guns'ı bir tık daha fazla.
 
 
Patlamış mısır yaptım, hayatımın şu son 2-3 haftasını hayretler içinde izliyorum sevgili dostlar. Bayaa böyle ayaklarımı uzattım, harbi, paldır küldür gidiyorum, nereye? HİÇ BİR FİKRİM = YOK ldjsakdjsakh.
 
 
Efendim bu sene pek öyle basın bültenleri, blog yazıları, web sitesi şenlikleri yapamadım Chillout için, biraz kafa meşguldü, olsundu, böyle güzeldi, sinsi sinsi hafta sonunu bekledim. Sinsi sinsi de eğlendim, güzel görseller yayımladım instagramdan, siz de izlediniz aynı anda. Ama bayaa iyi izlediniz. Ayakta kaldınız oturun dksjaksa.
 
Renkler festivalin parçası, mottosu, "yer yüzündeki cennet" olan bu müzik festivalinin atmosferi bizi yanıltmadı. 10. yaşını 2 gün doyasıya müzik ile kutlayan Lounge fm'i ve sevgili Can Tanca'yı tebriks. Can'nın, dün gece festivalden ayrılmadan önce boynuna sarılıp, ağlak ağlak "yağğğğ müthiş festivaldi ,elinize sağlık, dicek bişi bulamıyorum" dedim. İyi ki var, iyi ki.
 
Öğleden sonra festival ekibi ile oradaydık. Ekibe dışardan destek verenlere de teşekkürler. Çok eğlendik, çok dans ettik, çok güldük, çok gezdik. İlk gün yoğunlukta Next Stage'de kaldık. Pazar günü ise yorgunluğu atmak için ben sayısını hatırlamadığım biralarım ve Stephen King kitabı ile hamakta tek başıma keyfi yaptım.
 
 
Stavroz, bu festivale gitme nedenimdi. Öncesi ve sonrası çok iyiydi. Yan tarafta alternatif bir "Other Stage" bizi bizden aldı. Akşam boyunca Oceanvs Orientalis, Style-ist, Mark E, Elektro Guzzi, Dauwd ve Stavroz dinledik. Dauwd yeni bir keşif, kesinlikle takibe alınsın. Ben galiba bi ara Stavroz'u yolda kitledim, ay ben sizin fanınızım felam dedim, gülüşmeler gülüşmeler. Pazar günü ise ben Edgar Tones (radyodan bildiğim), Yakuza, Babazula dinleyebildim, gerisinde hamakta weihenstephanerimle ve Calling dergisinin dağıttığı lolipoplarla meşgul oldum.
 
Sizi güzel görseller ve Mayıs'ın renkleri ile baş başa bırakıyorum. Bunlar tabi ölümsüzleşen renkler, kafamızın içindekilerini ise, sadece biz gördük ve biz yaşadık. :):):) Herkese iyi haftalar. Filtre kahve isteyen?
 
Gönül lineup'ında headliner Buğra

other stage - giriş

Next Stage - giriş
 
Next Stage - Sahne

Stavroz Band with a fan

Smirnoff  "Düşler Bahçesi"

Renga renga renga renk

Main Stage - Bridgestone Chillzone

Other Stage - Sahne

                                 Mutlu baharlar! Mayıs ve renkler size çok yakışıyor. 
 

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Ayol Resmen Yaz Geldi, Git-Gel Akıllı Ben, 3 Gün Almancı Düğünü ve Müstakbel Kocam Weihenstephaner

Ahahahahahahahahahaha.

Meraba.

O ağlak edebiyatınla bir de çay demleyip oturma odalarınızdan laf yetiştiriyorunuz ve çok mutlusunuz değil mi? Eh yani biraz geçen günleri düşününce, evet ben de mutluyum. İbrahim Tatlısesliği bırakıp bir kaç satır yazayım dedim.

 
Ya böyle bi şappalak işlere girdim, mala yaptım, bi marka oluşturdum, ismi de Simala Design , duyuru bile yapamadım, biraz dondum kaldım yani açıkçası akıl düzenim biraz bozuldu son 1-2 aydır. Sıfır konsantre. Hayatımın performansı düştü. Yani bu da barizdi. Hani böyle kolunuzda bir yara çıkar, sonra o yarayı görmezden gelir, sürekli başka işlerle uğraşarak kanadığını bilmezsiniz, halbuki içine pislik, can parçaları felan kaçmıştır, bir türlü kapanamaz, heh işte ben o pisliği temizlemekle meşgulüm arkadaşlar, daha da bir sik sormayın bana.

Mala nedir, ne işe yarar, almak isteyenleriniz vardı bi ara, oturur bi konuşuruz tekrar, hepsini kendim tasarlıyorum, Hindistan'dan aldım çekirdekleri, garip işler, ilginiz varsa ve boynunuzda taşımak isterseniz bana email atın. info@simaladesign.com


Yoga'ya ELBETTE devam ediyorum. Geçen ay gitmedim ama Almanya'dan döndüğümün ertesi sabahı Cihangir Yoga'ya geri döndüm. Şeyma Hoca 16-19 Temmuz'da inziva yapacakmış. Ben de hop girdim konuya, otelciyim, destek veririm size diye, Gümüşlük istiyormuş. Bodrum güzeldir. Ben çok uzun zamandır bir inziva kampı düşünüyordum, iyi oldu bunu duyduğum. Edremit tarafında da bi kamp var, zeytinliklerin arasında. Bunlardan birine gitmek istiyorum. Bir gün 10. kattan aşağıya düşerken, ertesi gün harika şeyler oluyor hayatımda. Ben kendimi az motive ettim, enerjimi acayip çaldılar. Şimdi o enerjiyi ufak dozlarda kendime geri almaya başladım.

 
Dün gece acayip bir rüya gördüm yine. Tarih 3 Mart ve ben 1 yıl(! neden 15 değil 1?) yaşmak üzere, New York uçağına yetişmeye çalışıyorum. Uçak 07.55 'te. Gece 3'te hala valiz toplamaya çalışıyorum. Anne yetişmicem diye zırlıyorum. Mart'ta hava nasıl olur diye orada yaşan bir arkadaşımı arıyorum, mont al mont diyor, valize kürklü gocuklar sokuşturuyorum. Taksi çağrıyorum. Her nasılsa zaman akıyor, kontuarın kapanmasına 20 dk kala evden çıkıyorum. Aptalca bir telaş, ağlamak istiyorum ama üzerimde cıvık bir rahatlık, yeeaa sikerim rötar olur diyorum. Sonra bi bakıyorum saat 15.00 olmuş ve ben uçağa biniyorum. Şimdi soruyorum bu amına koduğumun amerikasında benim ne işim var?
 
Geçen otelde zor bir fotoğraf çekimi oldu. İşi takip ederken, şef garson yanıma sinsice yaklaşıp, "bence şuan tek istediğin tekila değil mi" dedi. AHHHH EVET ahahdsakljak GERÇEKTEN!
 
Arkadaşlar buradan ismini vermek istemediğim yarışmacı bir arkadaş beni weihenstephaner 'e alıştırdı. Muadili de paulaner. Bu biralar ile evlencem. Bu arkadaşa tebrik ediyorum, hayatımı sikti,  iyice leşe bağladım. Benim acil bunlardan uzaklaşmam gerek,acil. Yarışmacı arkadaşa başarılar diliyorum. 
 
Sporun her alanında uzak kaldım, küsüm sanırım biraz böyle toplu aktivitelere. Gerçi net şampiyon olcaz, büyük hissediyorum. Spora tek katkım, geçen cumartesi Yasin ile oynadığımız online Real Madrid kuponu. O sırada Beşiktaş'ta 10. şişeyi felan içerken kupon tuttu, hesabı kuponla ödedik. Galiba 30 yaşına gelince default olarak erkeğe dönüşücem. O mekana da mutlaka gidin, Joker 19, ben geç keşfettim ama bilenler çokmuş. Bira içerken gece 12'de bir anda deephouse çalan bir bahçeye dönüşüyor. Milletçe alkışlıyoruz. Beşiktaş demişken dlsjakakshadhsa. Beşiktaş işte yaaani. Gülesim geliyor dkasjdkahdsa

Timeout dergisinin bu sene de düzenlediği 101 Lezzet Festivali'ne gittik Su ile, ben mide fesadı geçirdim arkadaşlar. 13.00 - 22.00 arası sınırsız yemek ve içkinin olduğu, boğazın kenarında ünlü bir yalıda düzenlenen bu festivale, biraz da Su için gittim, çünkü kendisi MSA mezunu bir aşçı. ah tanrım neler yoktu ki, bizim otelin restaurantı Rudolf başta olmak üzere, ünlü füzyon mutfakları, yeni nesil hamburgerciler, sushi standları, tatlı ve kahve köşeleri, mezeciler ve balıkçılar, butik dondurma markaları, doğal yoğurtlar, organik zeytinler, zeytinyağlar say say bitmez. Galiba hepsinden yedik ve Tuborg'un Türkiye'ye soktuğu Weihenstephaner burda bizi yine bırakmadı. Akşam 9'du, en son Saim Halit Paşa Yalısı'nın çimlerinde yuvarlanıyordum. O resimdeki bizim çılgın şef Rudolf, mekanın ismi de kendisi de O. Beni çok seviyor, çünkü yemeklerini seviyorum.



Aaaa ben Almanya'ya gittim olm ksahdkashsa asıl onu yazmayı unutuyordum bak, 90 gün vize aldım  ama 3 gün halay çektim ve düğünde prosekodan sarhoş oldum. Beni annem bir daha düğünlere götürmüycek. Bunlar haricinde harika geçti seyahatim. Annemle yanyana 25 sene sonra ilk defa uçağa bindim. Benim için çok önemliydi. Çocukluğumda vakit geçirdiğimiz şeyleri yaptık oradaki evimizde. 5 gün yetmedi. Onsuz geri döndüm. Kalabalık aile hasreti çekiyorum, bunu kesinlikle anladım. Keşke daha çok kalabilseydim, daha ayılmadan pazartesi işte buldum kendimi. Aynı gün de yoga. İyileşiyorum...

 
 
90 günlük vizem de bitmeden, şuraya bir kaçamak yapayım dedim. Geçen sene Travel and Leisure dergisinin İngiltere kapağına çıkan Kastelorizo Adası, burada o çok sevdiğim otelle de yazıştım, kadın çok tatlı, hemen cevap verdi, daha fazla detay yazmak istemiyorum, sonra gelip beni darlıyorsunuz, sen otelcisin bulsana şöyle yerler diye. Ay lütfen sormayın gerçekten, bedava mezar olsa, girip yatcanız içine, SORRY NOT SORRY!

Kenan Evren ölmüş. Yani bu kadar ahh alıp bunca yıl yaşaması da biraz showdu bence.

Sinsice 23-24 Mayıs'ı bekliyorum. Stavroz beni heyecanlandırıyor. Yer Lifepark, olay ise Chillout Festival 2015 İstanbul. Bu sene 10. yaşını kutlayacak festivale yine aynı ekip ile destek vereceğiz. Ülke komple bir festival alanına dönüşse de biz de kurtulsak, valla ya, bu lifeparklar felam bize gelmiyor.

Herkesin kendi arkadaş grubu, eğlenceli, iyi, çok iyi rakı içen, maçlara giden, cömert, alçak gönüllü vb özelliklere sahiptir. Bizim arkadaş gurubu da çok iyi dans ediyor. Çok iyi dans eden bir arkadaş grubumuz var, vallahi yani.

Bu yaz bu ekip ile Suma Beach'e sezonluk kombine almaya karar verdik arkadaşlar. Yani tabi ben bu kararı aldığımda kafam bayaa iyiydi, belki almam, ama aladabilirim. Bu sene uzun bir yaz tatilim olmuycak,  o nedenle Kilyos güzel bir alternatif, hafta sonu eventleri kombineye dahil, kdv de içinde dkjakdhsa

Tüm bunların haricinde aslında baktığında şehirde hayat devam ediyor, yaz geliyor, itlik serserilik yapmak yerine sıradan bir hayat yaşıyoruz işte, kimseye de zararımız yok. O yüzden şuan yaklaşan yaz güneşini, festivalleri, ofisimde hazırladığım enfes filtre kahve ile selamlıyorum.

Soundcloud linklerini ofiste açamıyorum ama illa dinlicem derseniz, ha bi de üstüne illa tekno dinlicem derseniz, şu herif tekme tokat bir set yapmış, 2 gündür Eminönü otobüsünde herkes bana bakıyor. Enerjinizden bir miktar alırım, ama çok deyil. İyi akşamlar.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

9 Mart 2015 Pazartesi

No Eyes Can See, Uzun Haftasonu ve Uçamayan İnsanlar

Yani çok şeyyapmayım şurayı diyorum ama hayat işte bazen bazı şeyleri ertelemek zorunda kalıyorum, blog gibi mesela.
 
 
Ama size söz, güzel işlerle dönüş yopocoğom, oz koldo.
 
Efendim bunları, onlara da söyledim. 15 yaşında ayrıldığım evimden sonra bir sürü şehir dolaştım ve bir sürü insan tanıdım. Gel gelelim bu kadar zaman ve insandan sonra şu insanlar benim dostum olabildi. Very nice.
 
 
 

Haftasonu uzun bi aradan sonra tayfa ile Kloster'da Robert Babicz dinledik. Almanya'nın tekno canavarı güzel çaldı. Ama bana kalırsa, grup da aynı fikirde, Tangun daha iyiydi. Tangun, Kloster'i satın al. Sabah Bebek Starbucks'da kahvaltı ettik ve Beykoz'da Pazar'ı bitirdik. Bu yüzden maçı da izlemedim.
 
Fener maçı üzücü bitti. Beraberliğe bile fit değildik, bu maçı almamız gerekti, olmadı. Basketbolda desen, şube kapanmak üzere. Cacık gibiyim. Bu hafta üstüme bol bol hıyar doğrayın arkadaşlar.
 
Size güzel haberler getirecem, bence seveceksiniz, biraz wordpress işlerim kaldı, sonra her mecrada maceraya devam.
 
İstanbul Chillout Festival için biletlerinizi aldınız mı? Son gelişmeler için şurayı da takipleyin.
 
Genel müdürümün printerini bozdum. 1 haftadır servisten gelmedi.
 
Yoga'ya devam ediyorum ve duvarla handstanding yapıyorum. Halaylar alkışlar zılgıtlar. Tey tey tey.
 
Ve bence ayın bonbası Almanya tatilim. 1 Mayısta kuzenim evleniyor. Kafamın üstüne rakı koyup, çiftetelli oynucam.
 
Geçen farkettim, aliexpressten aldığım 10 'a yakın paketin adresine, no 10 yazacağıma 13 yazmışım. Paketlerin 4'ü geldi, gerisini bekliyorum. Çok acınacak durumdayım.
 
Buğra, pazar sabah Bebek'te yürürken şöyle bir şey dedi; "ya biz yaratılmış en iyi canlıyız ama bu şerefsiz kuşlar uçabiliyor, ben bundan çok rahatsızım." Sonra arabaya binip Beykoz'a gittik...
 
Güzel insan Barış Baykal, denemediği bir şey kalmış, o da radyo programı yapmak, evet Barış bunu da yaptın tebrikler, ilk yayının linki şurada, tık tık.
 
Soundcloud'da bir problem var ve ben link koyamıyorum. Benim bilgisayar ile alakalı olabilir. Bizim çocuklar kendilerine birer mac almışlar, yapacam bi çılgınlık. O nedenle eski günlerdeki gibi, şu parçayı koyup gidiyorum, belki kafanız yeterse dinlersiniz. Harikalar Diyarı.
 
 
Güzel bir haftanız olsun, mutsuzsanız dünde kalsın, küs uyumayın, yarını da şimdiden düşünerek kendinizi yormayın.